English      Oturum aç | Kayıt Ol | Unutulan Parola
Kullanıcı adı / Parola

  Kızılderililer Türkler mi? (vesselam)


Yanıt Yaz    
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
arşiv
Simge
Gönderilenler : 40183
Üyelik : 24 Eki 2008
Aktif Durum : Aktif Değil
  Alıntı arşiv Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Kızılderililer Türkler mi? (vesselam)
    Gönderim Zamanı: 03 Kas 2008 Saat 8:01am

Kızılderililer Türkler mi?

September 15 2002 at 3:33 PM
vesselam  (no login)
from IP address 213.153.151.33

"Cengiz Han'dan Amerika'ya Kaçan Türkler M.S.1233 / Dene ve Na-Dene Kızılderilileri " adlı kitapta


Ethel G. Stewart adlı yazar TÜRK DÜNYASI ARAŞ. VAKFI tarafından yayımlanan bu kitapta gerçeklere ışık tutuyor.

 

APAYDINLIK
(no login)
213.153.151.33

....

September 15 2002, 3:34 PM 

1200'ler gibi yakın bir tarihte değil de belki Ön Türk zamanında veya daha da öncül bir zamanda, tarih öncesi dönemlerde Bering Boğazı üzerinde bir kısım neolitik çağ insanı Amerika'ya geçmiş olabilir diye düşünüyorum. Bu konuda hazırlanmış bir belgesel izlemiştim sanırım Discovery Channel'da 2 ya da 3 yıl önce... Kitabı okumadım. 1200'lerde Cengiz'den kaçan bir kısım kabile-oymak Amerika'ya geçmiş de olabilir. Bu Kızılderililer Türk demek olmaz. Daha eski bağlar var muhakkak. Kilim motifleri ve bazı sözcük benzerlikleri vb. var kimi kabilelerle Türk Dünyası arasında. Kızılderililer'i tek bir ırk, kavim olarak da görmemek gerek... Biliyorsunuz bu konuda spekülasyonlar vardır ve çoğu gerçek dışı ya da usdışıdır bugünkü bilgimizle. Eski Mısırlılar hatta uzaylılar bile girer işin içine !!!

 
 
iggy
(no login)
213.153.151.33

NEDİR Kİ

September 15 2002, 3:40 PM 

bu spekulasyonlar ..
bilgilensek
vakit varsa ...

 
 
HACI
(no login)
213.153.151.33

KIZILDERİLİLER TURK DEGİLDİR

September 15 2002, 3:41 PM 


Kizilderililerin kokeni Asya'lidir. Amerka'ya 15 bin yil once goc etmislerdir...
Turk'ler de Asya'lidir.. Kendilerine ne zamandan beri Turk demektedirler?
Cok sayida irk ve kabile de Asya'lidir..

Kizilderililerin hangi irka ait oldugu hakkinda daha fazla yorum yapilamaz. Kizilderililer hic kuskusuz birden fazla irkdan olusan insanlardir. Asya'dan Amerika'ya olan goc, hecmeler halinde tekrarlayarak gerceklesmistir. Tek bir goc degildir. Tek bir kavim veya irk goc etmemistir.. Bazi Kizilderililer arasinda Turk kani tasiyanlar da olabilir.
Kizilderililer bir cok yonden Turk'ler, Mongollar ve diger Asya kavimlerinden farklidir ve geridir. Kilim desenlerindeki benzerliklere dayanark Kizilderililerin Turk'lerle akraba oldugunu iddia etmek yanlistir. Bu 15 bin yil onceki desenlerin gunumuze kadar surdugunu iddia etmek demektir. Kizilderililer Amerika'nin kesfine kadar tekerlegi kesfetmemislerdir.. Ne ilginc degil mi? Asya'dan Amerika'ya tekerlegin kesfinden once gocmus olmalidirlar..

 
 
APAYDINLIK
(no login)
213.153.151.33

Re: Kızılderililer Türkler mi?

September 15 2002, 3:43 PM 


@igigi : Netten araştırırsan bulursun. Bunların çoğu E.von Daeniken'imsi şeylerdir; hatta bir kısmı da bizzat ona aittir.

@HACI : Yukarıya yazdıklarının 90%'sine katılıyorum.



http://home.anadolu.edu.tr/~isahbaz/tarih.htm

http://www.yalnizkartal.8k.com/

Alternatiforum Tarih Forumu'nda ya da diğer forumlarda bir yazı aktardığım ve/veya bir bağlantı verdiğim zaman, özellikle belirtmemişsem , onların içeriğine katıldığım ya da katılmadığım anlamına gelmez. Bu şekilde davrananlar kendi önyargılarının kurbanı olurlar. Bir kez daha belirtme ihtiyacı duyduğum için yazıyorum. Keza, bendeniz de başkaları için aynı tavır içerisindeyim, böyle kabul ediniz.


http://www.geocities.com/avmyasan/



http://www.geocities.com/SoHo/Easel/3809/meluncanlar.htm

http://www.markopasa.net 'te yayınlanmış bir yazı.

"Kızılderililer Türk mü ? " konusuyla tam olarak alakalı olmasa bile düşündürücü bir yazı olarak gördüğüm bu yazıyı aktarıyorum.

Haber Tarihi: 22 Haziran 2002 - 11:17


AMERİKA'NIN GERÇEK SAHİPLERİ
KIZILDERİLİLER






ÜMİT OĞUZTAN YAZIYOR...

Dünyanın süper gücünün olduğu yer, Amerika Kıtası gerçekte kimlerin vatanı?... İnsanlık tarihinin en büyük soykırımı mercek altına alınıp incelendiğinde 'emperyalizm' virüsü görülüyor.


Yeni Dünyayı keşfeden Kristof Kolomb, büyük bir kaşif mi, yoksa usta bir sahtekar mıydı?..


Amerikan kültürü özgün bir kültür mü, yoksa değişik inanç ve felsefe sahibi insanların oluşturduğu bir karışım mı?Amerika'da yabancı olanlar kimler? Kızılderililer mi, yoksa 1492'den sonra Amerika'yı sözde(!) keşfeden Kristof Kolomb'un öncülüğünü ettiği İspanyollar ve soydaşları mı? Kolomb, 3 Ağustos 1492'de -Kabala takviminin de, Kudüs'teki Süleyman Tapınağı'nın yıkılış günü olan AB ayının 9'unun ertesi günü- İspanya'nın Palos limanından yola çıkar. Elbette bu çok riskli yolculuğu göze almasının nedeni, ne macera ne de misyonerlikti. Üstelik bu gezi, kısa sürede planlanamayacak kadar basit olmayıp, çok güçlü ekonomik olanaklar gerekmekteydi. Ve Kolomb, gerçekten Hindistan'a batıdan varmayı mı amaçlıyordu? Hayır! Bu sözde keşif gezisinin asıl amacı, Seküler Dünya Düzeni i kurmak adına, Kabala felsefesi doğrultusunda ilk adımı atmaktı! Ve Kolomb, bu düzeni kurmak isteyen tarih senaristlerinin tetikçisiydi...


Kolomb amacına ulaşmak için, batı yollarının önde gelen kaşiflerinden Floransalı Tocanelli'ye mektup yazarak gereken haritaları istemiştir. Çünkü bilinmeyen denizlere açılmak hiç de kolay bir iş değildi. Ve günümüzden baktığımızda, Kolomb'un izlediği rotaların, Atlantik Okyanusu'na ilk kez açılan birisi için mükemmel(!) olduğu görülmektedir. İşin ilginç yanı, daha 1436'da, Venedikli Andrea Bianco ilk kez, Madera'nın batısındaki adalarla, Stockfixa (Morina Adası) adını verdiği adanın ve çok daha kuzeyde başka adalarında gösterildiği haritalar çizmiştir! 1444 tarihli Yale adlı dünya haritasında da, adı geçen ada, Vinlad olarak yer almaktadır. Bianco, 1448 yılında yaptığı haritalarda da, bugün Brezilya'nın bulunduğu konumda, büyük bir kara parçasının olduğundan bahsetmektedir!..


KOLOMB, 'BİLİNEN'İ Mİ KEŞFETTİ?


1990 yılında, Cadic Üniversitesi'nden bir grup öğrenci ve yazar, Kolomb'un gezisini ve tuttuğu günlüğünü incelemiş; sonuçta da gerçekçi olmadığı kanaatine varmışlardır. İşte, bu incelemede ortaya çıkartılan akla aykırı durumlar:

1). Akıntı saat yönünde olduğundan, Kolomb'un, kendisinin dediği gibi, Kanarya Adaları'nın güneydoğusunda olması olanaksız. Bu, ancak, akıntı güneyden ise olanaklı.

2). Kolomb, karşı akıntılara rastlandığını belirtiyor; ama eylül döneminde akıntıların yönü kuzeydoğudur.

3). Denizin az tuzlu olduğunu belirtiyor; oysa güneyde deniz tuzludur.

4). Hindistan'a 7 günde vardığını belirtiyor! Eğer daha önce belirttiği gibi Kanarya Adaları'nın doğusunda ise, bu olanaksız (Ancak günümüzün modern gemileri bu sürede Atlantik'i geçebilmektedir!).


Evet, Kristof Kolomb gibi bir denizcinin böylesi hatalar yapması, gerçekten çok kuşku uyandırıcı. Sanki özellikle yapmış gibi... Gerçekte, Kolomb'un, keşfedeceği kıtanın yerini bildiğini, bir senaryoyu uygulamak üzere yola çıktığını varsayabiliriz de!..


Öyle ya da böyle birazdan izleyeceğiniz filmin çekimleri için set olarak seçilen Amerika'ya, 12 Ekim 1492 tarihinde ayak bastı. Ne büyük rastlantı(!) ki, soydaşlarının takviminin önemli bir gününde: 21 Tışri 5253'te!..


Böylece; o zamana kadar başka hiçbir ırk, din, devlet ve halkın varlığından haberi olmayan Kızılderililer için tarihte, trajedi dolu sayfaların ilki açılmış oluyordu... Çünkü, Kolomb'un öncülüğünde, Seküler Dünya Düzeni uygulanmaya konulmuştu artık.


HİTLER ZEM ZEM SUYUYLA YIKANMIŞ KALIR!


O zamanlar Amerika'da, sayıları on milyonlarla söylenebilecek Kızılderili yaşamaktaydı; bugün ise sayıları 2 milyonu ancak bulan kayıp bir ırk olarak, nesilleri tükenmeye bırakılmıştır. Bunu başlatan da bizzat Kolomb olmuştur. O, Kızılderilileri insan olarak görmemiş; ilk katliamları kendisi düzenlemiş, onları köleleştirmiş, vergiye bağlamıştır. Ve ardı arkası kesilmeden uygulanan bir soykırımın başlatıcısı da odur! Bir adanın nüfusu, 20 yıl içinde 200 binden 50 bine; 1519'da 25 milyon olan Meksika Kızılderililerinin nüfusu ise 1605'te 1 milyona düşmüştür. Ve Hispaniola Adası'nda yaşayan Kızılderili sayısı 1492'de 7-8 milyonken, 1570'te yalnızca 125 kişi kalmıştır!.. Tabii onların yerlerine İspanyollar ve soydaşlar yerleştiriliyordu... Tarihçi C. Walls'ın rakamlarına göre, o tarihten sonraki bir-bir buçuk yüzyıl içersinde 50 milyonun üzerinde Kızılderili katledilmiştir.


EN İYİ (!) KIZILDERİLİ VE FİLİSTİNLİ


Puritenler ve aynı düşüncelere sahip Seküler Dünya İnsanları, vaadedilmiş topraklar olarak gördükleri Amerika'da sürdürdükleri bu katliamlara bir de dinsel kılıf uydurmuşlardı: Kızılderililerin inanç ve adetlerini inceleyen Puritenler, onların, kayıp On Kabileden biri olmadıklarına karar vermişlerdi. Peki bu insanlar kimlerdendiler? Sonunda “Kenan Halkı”ndan olduklarına karar verdiler. Ve Kenan Halkı, Vaadedilmiş Toprakları gasp (!) etmiş olduğundan, yok edilmesi gerekiyordu!.. Böylelikle; Kolomb'un soydaşları ın, En iyi Filistinli, ölü Filistinlidire çevirecekleri, En iyi Kızılderili, ölü Kızılderilidir sözü, insanlık tarihinin utanç sayfasına yazılmış oldu...

Puritenler, 1637'de New England'taki Pequet Kızılderilileri'ni tamamiyle yok ettiklerinde, resmi açıklamalarında bunu şöyle dile getiriyorlardı: Yeryüzü cennetinde Tanrı'nın istemediği bu Pequet Kızılderilileri tamamen temizlendi. Öyle ki, şükürler olsun, artık Pequet ismi taşıyan kimse kalmadı.


Bugün de Tanrının izni altında yurduna bağlılık yemini eden her Amerikalı, Puritenlerin retoriğini sürdürmektedir. Yani; seçilmiş halka ait vaadedilmiş toprakların inkarcılarını ve karşısındakileri yok etmek.


Kızılderililere uygulanan bu vahşeti, Year 501: The Conquest Continues (Yıl 501: İşgal Hala Sürüyor) ve Vahşetin Felsefesi adlı kitaplarında anlatan Amerikalı Dilbilimci Noam Chomsky'e göre; ABD'nin 20nci yüzyılda uygulattığı terörizm kaynağında da bu vahşet yatmaktadır. ABD'nin dünyaya karşı yürüttüğü devlet politikasının sürekliliği ve değişmezliği göz önüne alındığında; 1783'te, G. Washington'un söylediği şu söz, Chomsky'i haklı çıkaracak niteliktedir: Bizim yerleşim bölgemizin yayılması, belirli bir şiddet gerektirecektir; aynı bir kurt gibi. Şekillerimiz tümüyle farklıdır, ama her ikimiz de avcıyız.


Thomas Jefferson ise John Adams'a kehanette(!) bulunurcasına, Kızılderililerin kendi istekleriyle dağlara çekileceklerini söylemiş ve şöyle demiştir: Tabii onlar isteyince biz de onları dağlara süreceğiz.

Ve elbette, böyle bir sömürgeci zihniyetin, kendi kıtasındaki Kızılderilileri yok ettikten sonra, kendiliğinden ortadan kalkması beklenemez...


...VE EN İYİ (!) GELİŞMİŞ HALKLAR


Günümüzde de devam eden bu zihniyetin yeni biçiminin adı, Emperyalizmdir. Ve özünde bir ve aynıdır. Körfez katliamının mimarı George Bush, Bosna Fatihi Bill Clinton dahil bütün ABD başkanları, dünyanın egemen ırk ve halklarının çıkarları

için, savaşta vahşetin gerektiğini ve haklı olduğunu savunmuşlardır. Diğer bir sömürgeci ve emperyalist ülkenin, İngiltere'nin eski başbakanlarından Winston Churchill ise, zehirli gazların, uygar olmayan kavimler üzerinde kullanılabileceğini savunmuştur. Ve onun bu düşüncesini, sözüm ona sosyalist olan SSCB, Afgan Halkı'nın üzerinde gerçekleştirmiştir...


Bosna Katliamı sırasında, ABD'nin yardım adı altında Bosnalılara havadan attığı maddelerin bozuk ve hastalıklı olması, Kızılderililere karşı yürütülen soykırım esnasında, onlara satılan çiçek hastalığı bulaştırılmış battaniyeler akla getirildiğinde, oldukça düşündürücüdür.


Günümüzde, dünyamızın az gelişmiş her yeri, film setine dönüştürülerek, ilk kez Kristof Kolomb tarafından filmleştirilen bu senaryo un, yeni çekimleri yapılmaktadır. Kısacası, 'İşgal hala sürüyor!..'



 
 
HACI
(no login)
213.153.151.33

KENDI POLITIK GORUSLERINIZLE TARIHI YENIDEN YAZIYORSUNUZ, AHLAKSIZLAR

September 15 2002, 3:44 PM 


Her onune gelen kafasiz, Amerika'nin tarihini kendine gore yaziyor. Turk'lerin tarihine karsi yapilan bu tur kaba mudahalelere cok kiziyoruz ama, biz de yapmaktan kendimizi alikoyamiyoruz. Apaydinlik'in iletisinden anladigim kadariyla birileri yine Amerika tarihi hakkinda dokmus, dokusturmus.. Bilmeden.. Uydurarak.. Gercekleri kendi politik gorusleri dogrultusunda tahrif ederek..
Beyler kendinize geliniz.. Okudugunuz Amerika tarihi tahrif edilmistir. Amerika'lilari Hitlerden daha kotu insanlar olarak tanitamazsiniz. Sonra size butun dunya kici ile guler.
Ahlaksizlik yapmayiniz. Ama tabii elinizde degil. Once bu dunyadaki en ahlaksiz bir topluma aitsiniz. Turk'sunuz.. Sonra Musluman'siniz.. Elbette ahlaksiz olacaksiniz. Ahlaksizlik sizin en dogal hakkiniz..
Ama ne zaman adam olacaksiniz. Ahlaksiz adam olunmuyor degil mi?
Hadi bakiiiiiiiiiimmmmmmmmmmmm......


AHLAKSIZLIGIN CESITLERI.. SAPKIN MUSLUMAN'LARIN YARATICILIGI....

Apaydinlik, Omer Oguztan'a ait bu yaziyi okudun ve icerigini onayladin mi? Bu kadar yanlis bilgiyi nasil bir araya getirebilmis Omer Oguztan diyorum.. Ve seni ikna edebilmis.. Hemen her kelimesinin yalan oldugunu farketmedin mi?
Yaziklar olsun..
Kimimiz yalan soyluyoruz..
Kimimiz o yalanlar yayiyoruz..
Arada ne fark var?
Bazi sapkin Musluman'lar yeni yeni ahlaksizlik turleri yaratiyorlar.. Benim bile sandigimdan daha ahklaksizmislar..
Yalancilar..



 
 
APAYDINLIK
(no login)
213.153.151.33

Re: Kızılderililer Türkler mi?

September 15 2002, 3:45 PM 

APAYDINLIK
HACI YUKARIYA YAZDIĞIM MESAJIMI BİR DAHA YAZAYIM ! OKUMUYORSUN GALİBA ! İSTER YUKARIDAN İSTER BURADAN BİR KEZ DAHA OKU LÜTFEN !

(Login APAYDINLIK)
Forum Owner
212.80.166.163 Bazı bağlantılar... September 2 2002, 4:41 AM


Alternatiforum Tarih Forumu'nda ya da diğer forumlarda bir yazı aktardığım ve/veya bir bağlantı verdiğim zaman, özellikle belirtmemişsem , onların içeriğine katıldığım ya da katılmadığım anlamına gelmez. Bu şekilde davrananlar kendi önyargılarının kurbanı olurlar. Bir kez daha belirtme ihtiyacı duyduğum için yazıyorum. Keza, bendeniz de başkaları için aynı tavır içerisindeyim, böyle kabul ediniz.

 
 
HACI
(no login)
213.153.151.33

SENIN ICIN BIR CIFT LAFIM VAR

September 15 2002, 3:47 PM 


Apaydinlik..
Ilk defa anamdan duydugum, unlu bir deyistir..

SUKUT IKRARDAN GELIR..

Bu tur yazilara yorumunuzu eklemezseniz, kabul ediyorsunuz anlami cikar..
Yayinlamanizin bir nedeni olmalidir.. Begenmissinizdir, ya da sizin goruslerinizin tam tersini ifade etmektedir. Her iki durum icin de foruma kucuk bir aciklama borclusunuz..
Siz sapkin gorusleri yorumsuz yayinlarsaniz, onlarin arkasina siginiyorsunuz gibi bir anlam cikarilabilir..
Onlari ne kabul ne de red ediyorum demekle isin icinden siyrilamazsiniz...

 
 
APAYDINLIK
(no login)
213.153.151.33

EY HACI

September 15 2002, 3:48 PM 

APAYDINLIK BUNCA YILLIK KÜLTÜR-BİLİM-TARİH VE YAŞAM YOLCULUKLARINDA SADECE ŞUNU ÖĞRENMİŞTİR : SİYAH VE BEYAZ YOKTUR. SONSUZ GRİ VARDIR. O SONSUZ GRİNİN SONSUZ TONLARI VARDIR. BOZ VE KIRÇIL. DOLAYISIYLA BİR KONU HAKKINDA HER TÜRLÜ VERİYE AÇIK TUTARIM KENDİMİ. KENDİ FİKRİMSE SÜREKLİ BİR OLUŞUM HALİNDEDİR ÇOĞU KEZ. SADECE "APRIORI" DURUMLAR HARİÇ, Kİ BUNLAR DA KISMEN GÖRECEDİR/RELATIVE'DİR. İNSANIN BEYNİNİ HER ŞEYE AÇIK TUTMASI GEREKİR Kİ SORGULAMAYI, ARAŞTIRMAYI ÖĞRENSİN. KENDİSİNE DAYATILAN DOĞRULARLA YETİNMESİN. GEREKİRSE DOĞRULARINI KENDİ BULSUN YA DA KENDİSİNE DİKTE ETTİRİLENLER DOĞRUYSA, ONU DA KENDİSİ TEŞHİS ETSİN. YANLIŞSA DA, YANLIŞLIĞINI GÖRSÜN VB. ... KIRŞEHİRLİ TÜRKMEN KARDEŞİM/AĞABEYİM HACI, DİLERİM ANLAMIŞSINDIR YA DA BİR GÜN GELİR ANLARSIN BENİ.

NOT : BENIM OS'IM TURKCE. SENDE TURKCE KARAKTERLER IYI GORUNMUYORSA BIR DAHA YAZARIM YUKARIDAKI YAZIYI, BU CUMLEDEKI BICIMDE !


http://www.orkun.com.tr/sayi26/26_08.htm 'DEN ALINMIŞTIR - APAYDINLIK.

Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan

KIZILDERİLİLERİN TÜRKLERLE HİÇBİR İLGİSİ YOKMUŞ


Geçen sayıda vadetmiştim: Kızılderililerle ilgili bir konuya girecektim, ANAP'ın Türk kimliği tarifi araya girdi, kaldı.


Konu, "Aksiyon" dergisinin 22 Ocak 2000 tarihli sayısında "Kızılderililer Türk değil!" koca başlığıyla çıkan yazı.


"Kızılderili konusu= Oğuz Türkkan" kanaatı yaygın galiba ki, "ne dersiniz?" şeklinde telefonlar geldi, Altan Deliorman o yazıyı faksladı, makalenin sahibi Haşim Söylemez de, sağolsun, "ellerinizden öperim" notuyla dergiyi bana ulaştırdı. Haşim Beyin yazısı, Doç. Dr. Engin Beksaç'ın "birçok" kitabına dayanıyor. O "birçok" kitap hakkında şu kısa dönemde bir bilgi bulamadığım için, ana koynaklara dayanarak yazmak âdetim olduğu hâlde, mecburen Aksiyon'daki makalenin naklettiklerine dayanarak birkaç eleştiri yapacağım. Yani tenkitlerin Aksiyon'un yazarına değil, Doç. Dr. Engin Beksaç'ın iddialarına olacak.


Eksik Araştırma Huyu


Önce defalarca belirttiğim bir hayretimi tekrarlayarak başlayacağım. Bizde "araştırmacıların" çoğu, araştırdıkları konuyu iyi araştırmadan, kaynakların çoğunu görmeden kaleme sarılıyorlar. Meselâ doçent dostumuz, makaleye göre, "yıllardır Kızılderilileri araştırmış, pek çok kitap ve makale yazmış bu konuda." Fakat ne Dumesnil'in (bu Fransız oryantalistin adını da yanlış olarak hep "Dumuzi" şeklinde yazıyor) Kızılderililerdeki 300'e yakın Türkçe kelimeyi tesbit ettiği "Journal Asiatic"deki araştırmasını görmüş, ne Philadelphia Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmış olan Prof. Nedim Tuna'nın yazılarının farkında, ne kilim motiflerinin çok güzel bir mukayesesini yapan Fatma Pamir'in 1964'de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nin "Akademi" dergisindeki resimli incelemesinden haberdar, ne de -hadi bu kaynak kervanına kendimi de katayım- 3. baskısı yeni çıkan, fakat ilki 1999'da basılan "Kızılderililer ve Türkler" kitabımdan (E Yayınları).(1)


Doçent'in kitaplarını bulamadığım hâlde benim kitabımı hiç görmediğini nasıl bildim, biliyor musunuz? Çünkü onu okumuş olsaydı, tezlerinin yanlışlığının, delillerini (kanıtlarını) orada apaçık görür, o şekilde yazmazdı.


Bu konuda kesin konuşma cesaretini çok eskilere varan çalışmalarımdan alıyorum.
1940'lardan beri (60 yıldır!), önce Fransızca olarak La République'de çıkan yazılarımla, sonra Amerika'da yayınlanan "One America" kitabındaki tezlerimle (1954) ve gerek dış ülkelerde, gerekse Türkiye'de Kızılderililer hakkındaki pek çok yazılarımla - ve hem ABD'de, hem de Meksika'da Kızılderililer arasında bulunarak-onların Türklerle olan benzerliklerini belirledim.


Benzerlikler Nedir,
Neyi Kanıtlar?


Önce hemen şunu belirteyim: Ben, Kızılderililerin Türk olduklarını iddia etmiyorum. Birçok yazıma, "Kızılderililer Türk değildir" diye başlamışımdır. Aksiyon'daki makalenin başlığı gibi! Peki öyleyse sayın doçentle ihtilâf konumuz ne? Önce mutabakat: Millî-ırkî kimlik, fertlerdeki "aynı anne-babadan doğmuş olmak" şartıyla belirlenir. Yani Kızılderililer, Özbeklerden, Kazaklardan, Azerbaycanlılardan... vb. farklı olarak, bizimle aynı atadan gelme değildirler. Daha çok, Macarlar gibi, "amcaoğlu" durumundadırlar (zaten hep o tabiri kullanıyorum: Orkun'un Nisan 1998 sayısında da: "Amcaoğulları Kızılderililer"). Arjantin'de Lappata Üniv. araştırıcıları ve ABD'de Kansas Enstitüsünden A. Bergen, Doğu Asya'da Yenisey ve Altaylardaki Türklerin kromozomlarındaki (Y) özelliğinin bütün Kızılderililerdekinin aynı olduğunu bulmuşlardır(2)


Kızılderililerin bizimle (yani Türklerle) ilişkisi iki türlü olmuştur. Birincisi 9-10 bin yıl öncesindeki "Türk" insanının doğuşuyla ilgili; biz, Batı'dan (Ural dağlarından) Aral gölü taraflarına göçen Alpin ırkından bir kolla, Sibirya'dan ve Altaylardan aynı bölgeye göçen Kızılderili (Amerind) ırkının koluyla "evlenmeleri" sonunda doğmuşuz. onun için Kızılderililerle Türkler "Kuzen (yeğen)" şeklinde akrabadırlar.(3)


İkinci ilişki, doğrudan doğruya "Türk" kimliğiyle birkaç defa Kızılderililerin arasına katılmamız olayıdır.


Atlas Okyanusu'nu
Geçen Türkler


Uzun zamandır akla bile gelmedi ama - ben bile 1969'da Meksika'nın Etnoğrafya Müzesi'ne gidip de "Olmek" uygarlığının heykelciklerini görünceye kadar bu yollu ilişkiyi düşünmemiştim- fakat o Olmek eserleriyle İtalya'da gördüğüm Etrüsk heykelcikleri arasında, aynı atölyeden çıkmış kadar bir benzerlik vardı! Bir ikisinde değil, raf raf sergilenen hepsinde (ardından, yan odada bir de bütün bir duvarı kaplayan taşa kazılmış "12 Hayvanlı Türk Takvimi"ni görünce neşeme diyecek yoktu! Ama bu, birincisinden daha başka bir temasımızın ürünüydü; ona da geleceğim). 1969'da Olmek-Etrüsk bağlantısını Roma Üniversitesi'nden Prof. Baltone de yazmıştır.


Olmek-Etrüsk bağlantısı aklıma hemen Norveçli arkeolog Thor Hyerdahl'ın "Ra I" ve "Ra II" sallarıyla kanıtlamaya çalıştığı tezin bir "varyantı"nın daha makul olabileceği fikrini getirdi. Daha önce "Kon-Tiki" macerasıyla ün kazanan Hyerdahl, Mısırlıların M.Ö. 1200'lerde Cebelitarığı aşıp Atlas Okyanusu yoluyla (bir akıntının yardımıyla) Meksika'nın Vera Crus körfezine ulaştıklarını ve Kolomb öncesi Kızılderili medeniyetlerini (özellikle İNKA uygarlığını) başlattıklarını tam da o sırada ileri sürüyordu. İlkel bir sal yapıp Meksika'ya kadar bizzat gitmişti. (Ra I batınca ikincisini inşa etmişti) ve böylelikle tezini kanıtladığını söylüyordu.


Evet, bir şeyi kanıtlamıştı: M.Ö. 1000'ler gibi eski bir çağda bile Akdeniz'den ve Atlas Okyanusu'ndan deniz yoluyla Amerika'ya kadar gidebilmek mümkündü.


Kanıtlamadığı öteki konuyu 1970'de Paris'te tanıştığımızda tartıştık. Mısırlıların öyle tekneler yaptıklarını biliyorduk ama bir tek bu, delil sayılamazdı. İnka, Olmek ve diğer Kızılderililerde hiç "mısırca" sözcüğe rastlanmış mıydı? Hayır. O devir Mısırlılarının bir şaşmaz antropolojik yapıları siyah saçlarıydı; oysa, bizzat Hyerdahl'ın daha önce (1952, XXXV ve XXXVI) da yayınladığı "Indians in the Pacific"deki İnka öncesi krallarına ait saç kalıntılarının renkli fotoğraflarında bunların çoğu Mısırlılarda hiç görülmeyen "kahverengi"nde idi. Destanlarında, işleme motiflerinde... vb. hiçbir Mısırlılık izine rastlanmıyordu. Oysa Kızılderililerin dilinde 300'den fazla, çok aşikâr Türkçe kelime vardı; Türklerde siyah saçla birlikte kahverengi saç da vardı; motiflerde, destanlarda hele İnka'ların "Kapak-tokon" efsanesinde Türk semboller çoktu.


Norveçli arkeologun Türkoloji bilgisi olmadığı için hayretle dinlemişti. Bir tek itirazı Mısır-Maya-Aztak piramitlerinin benzerliği noktasında olmuştu. Ama, demiştim, Kızılderililerin yaptığı ehramlar, Mısırlılarınkinden çok, Sümerlerin "zigurat"larına benziyor; Sümerler de Türk kökenli (Etrüskler de) ve herhalde RA II gibi Atlas Okyanusu'ndan Meksika'ya gidenler de Mısırlılar değil, bu Etrüsklerdir.
Norveçli arkeolog, "araştırılmaya değer ama benim alanıma girmez" deyip kurtulmuştu. Bu tartışmayı ona bilahare mektupla iletmiş, New York'ta verdiğim konferans dolayısıyla da N.Y. Times'in Bilim eki 1963'te bir harita yayınlayıp, Kolomb-öncesi Amerika'ya gelen "diğer" kavimler içinde en eskisinin Türkler olduğunu belirtmişti(4)


İşte, "Türk" kimliğimizle Kızılderililerle en eski temasımız, Mısırlı tarihlerin "başı tüylü korkunç Turska korsanları" dedikleri E- Trüsklerin bir kolu yoluyla olmuştur. Daha sonra, Hun Türklerinin de tıpkı en eski Kızılderililer gibi, Bering Boğazı yoluyla geçmiş olacaklarını sanıyorum, çünkü Kızılderililerdeki bazı Türkçe kelimeler daha yakın zamanlardaki lehçelerimize ait. 12 Hayvanlı Takvim de herhâlde o göçün yadigârı.


Böylelikle, Doçent Beksaç'ın teziyle iştirak ve muhalefet noktalarımız belli oldu sanırım. Asya'dan (Sibirya dolaylarından) Amerika'ya 12 bin- 16 bin yıl önce geçmiş olan "yerli" Kızılderililerin Asya'da geri kalanlarıyla, Alpin soylular 2 defa karışmış, birinden "Ön-Türkler" (Sümerler ve Türkler), öteki seferinden de "İlk-Türkler" (Hunlar) doğmuştur.


Daha sonraları-tarihî devirlerde, bir keresinde Akdeniz-Atlas Okyanusu, öteki sefer de Bering Boğazı yoluyla, bu sefer "Türk" kimliğimizle Amerika'ya geçmiş, "amcaoğullarımız" yerlilerle ortaklaşa medeniyetler kurmuşuz.


İrili Ufaklı Yanlışlıklar


Bunların dışında yazıda, imlâ hatalarından tarih ve sanata varıncaya kadar birçok yanlışlıklar gözüme çarptı. Yer yetmeyeceği için, sade birkaçına işaret edip geçeceğim:


o Antropolog Hrdlicka ("Hirdrehka" değil), Heine Gergell'in teziyle "uyuşuyor" cümlesi yanlış, çünkü bizzat aynı paragrafta, birinin Doğu Asya, diğerinin bunun kuzeyinden, Bering Boğazı'ndan göç yolunu savunduğu anlatılıyor. Ama, zor yollar da olsa, ikisi de doğru. Doğu Asya'dan ve Pasifik'ten Güney Amerika'ya da göçlerin gittiği sabit.


o Paul Hille'nin "Okyanus kökenli insanların Amerika'ya göçtüğü" cümlesi de eksik: hangi okyanus?
o Yazıda, arkadaşımız Prof. Orhan Türkdoğan'ın "Na-Dene" Kızılderililerin dilinin Türkçe olduğu tezi zikrediliyor; bu bana seneler önce İstanbul'da bir konferans veren Kanadalı bir profesör hanımın iddiasını hatırlattı (galiba adı Stewart idi). O zaman da kalkıp uyarmıştım: Örnek gösterilen kelimeler Türkçe değil Moğolcaydı. Olsa olsa "Ural-Altay dillerinden" demek daha doğru olurdu.
Bu da gösteriyor ki Amerika'ya Kolomb'dan önce Türklerden başka pek çok kavim göçmüştür: Finikelilerden, Japonlardan tutun, Vikinglere kadar(5). Bunu inkâr etmiyor, "sade Türkler gitti oraya" demiyoruz. Ancak ötekilerin, o da güç belâ bulunan bir iki ufak izden başka etkileri olmamıştır(6). Ama Türkler yüzlerce kelime, destan, gelenek, kültür ve medeniyet unsurlarıyla mühürlerini basmışlardır.


o Doçentimize göre Türkçe kökenli birkaç kelimenin var oluşu bir şey ispat etmezmiş. Türkçede de yabancı sözcükler yok muymuş? Ne kadar gayrı-ilmî bir yaklaşım ve mantık: Komşu milletler birbirlerinden birçok kelime ve kültür unsurları tabiî ki alırlar. Ama binlerce yıl öncesine dayanan ve şimdi dünyanın öbür ucunda olan bir kavimde "birkaç" değil, yüzlerce aynı kelime bulunuşu da bu, o iki kavmin temas hâlinde olmuş olduklarının kesin kanıtıdır. Belki ırk bağını göstermez ama-bu farkı zaten belirttimdi-Türklerin oraya gidip yerlilerle içli dışlı olduklarını gösterir. Çok eski Türkçe sözler ise ("Hava" ve "Su" gibi-Çuvaşça kökenleriyle) soy akrabalığına da işaret eder. Rus genetikçisinin DNA'li ispatı da bunu destekler.


Hele aynı mânâya gelen çift kelimelerin bulunuşu: "Havasu", "Akkapına", "Çapultepek" gibi... İsveçli Swadesh'in lenguistik kuralına göre tesadüf ihtimalini milyonda bire indirir.


o Sayın doçent öteki kültür unsurlarındaki benzerlikleri de tesadüfe bağlıyor: böyle benzerlikler dünyanın her yerinde olabilirmiş! Gel de "Ergenekon" destanının, "Yaratılış Efsanesinin" nerdeyse kelimesi kelimesine benzerliğini tesadüfe ver! Ya da 12 Hayvanlı Toltek-Aztek takviminin, Amerika'da bulunmayan 4 hayvan yerini boş bırakıp, aynı sırayla gidişini "olur böyle şeyler" le geçiştir!


o En son; kilim desenlerinin benzerliği: 19.y.y. daki dokumacılar tarafından Kızılderililere verildiği, "eski dönemlere ait bulgu olmadığını" iddia ediyor Beksaç Bey! El insaf! - hatta duvar motifleri vardır ve bunlar bizim Yörük kilimlerinin aynısıdır! Kızılderili sanatına ait yayınlanmış yüzlerce resimli eseri karıştırmak yeter (benim kitabıma da lütfeder bakarlarsa bu resimler, eski tarihleriyle birlikte, orada var).


Bu tenkit yazımı burada üzüntüyle noktalıyorum, çünkü dikkatsiz "araştırmalar" yüzünden çok vaktimi aldı. Sizin de.

KAYNAKLAR


(1) 1989'da yayınlanan "BİZ KİMİZ ve KİM DEĞİLİZ" kitabımda da "amcaoğlu Kızılderililer" hakkında epey bilgi var. Kitap tükendiği için görmemişlerdir.


(2) Amer. Journal of Human Genetics, Şubat 1999


(3) Hürriyet gazetesinin 25. VII. 1998'de, Rus genetik bilimadamlarının DNA-Genetik karşılaştırmalarına dayanarak, "Türkkan'ın Teorisi Kanıtlandı" şeklinde manşet atması bundan olabilir.


(4) Kızılderililer ve Türkler, sah. 15


(5) O kadar ki Prof. Charles Boland, 1971'de yayınlanan kitabına "They All Discovered America" (Hepsi de Amerika'yı Keşfetti) adını koymuştur.


(6) Meselâ Orta Amerika'da besbelli Japon "Omon" çağına ait vazolar bulunmuştur. Herhalde fırtınaya kapılıp orada karaya çıkan birkaç Japon denizcisinden kalma. Ya da Vikinglerin gelip gidişleri. Etkileri? Sıfır.



http://ireland.iol.ie/~afifi/Articles/turkic.htm 'de devamı bulunuyor...

Turkish Language and the Native Americans
Traces of the Altaic Words "ATA", "APA", "ANA" and Their Derivatives in the Languages of Some of the Native Peoples of Americas
By: Polat Kaya
[This paper is revised from Polat Kaya, "Search For a Probable Linguistic and Cultural Kinship Between the Turkish People of Asia and the Native Peoples of Americas", Belleten, Cilt: L, Sayi 198, Aralik 1986, Turk Tarih Kurumu Basimevi, Ankara. Also catalogued in Canadiana, Canada's National Bibliography with the same title as above under Comparative Linguistics, 497, P. Kaya, C87-7257-9 MRDS Pt. 1]

http://ireland.iol.ie/~afifi/Articles/turkic.htm 'de devamı bulunıyor...







 
 
rope
(no login)
213.153.151.33

Grinin sonsuz tonları

September 15 2002, 3:49 PM 


Herkes bir yol tutuyor işte.
Tavşan boku,
Ne kokar,
Ne bulaşır.

Hani derler ya;

Siyaset üstü,(müydü neydi!)

Yani
Fikirsiz.

İşte öyle bir şey.

 
 
APAYDINLIK
(no login)
213.153.151.33

SIGSIN

September 15 2002, 3:50 PM 


DERİNLEŞ..

 
 
NielsBohr
(no login)
81.212.248.163

Yanıldığımız nokta

April 6 2003, 11:15 AM 

Arkadaşlar Türk farklı bir şeydir,Turan kökenli başka bir şeydir(Turan kökenlilere biraz yanlış olarak Proto-Türk deniyor)m.ö 1200 lerde Amerika'ya geçenlerin Türk olması için kendilerine Türk demeleri lazım,ulusal bilince sahip olmaları lazım.Halbuki bu bilinç çok sonra Asya Hun İmparatorluğunun yıkılmasına yakın ortaya çıkıyor.Türkçe kökenli sözcükler bir çok Asya dilinde,bazı Sami dillerinde,hatta Hint-Avrupa dillerinde de var.Şimdi bunlar da mı Türk?

 
Yukarı Dön
Yanıt Yaz

Hızlı Cevap
İsim:

Mesaj:
   Açık Forum Kodları Mesaj Formatı
Benzersiz Güvenlik Kodunu Gir:
Code Image - Please contact webmaster if you have problems seeing this image code Yeni Kod Yükle
Lütfen resimde gördüğünüz kodun aynısını girin.
Tarayıcınızın Cookie (Çerez) desteğinin aktif olması gerekir.
 

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!


Forum Ana sayfa | Kuruluş | Eski Alternatiforum Arşivler | Yeni islam Forum | Yeni islam Arşiv | Linkler
Kayıt Ol | Tüm Mesajları Okunmuş Say | Çerezleri (Cookies) Sil | E-posta Gönder

Tavsiye edilen browser Mozilla Firefox forumun en iyi görüntülenmesi için önerilen tarayıcıdır.

Copy-left - Hiç bir hakkı saklı değildir. Herşey özgürlükle başlar. 2000-2010 alternatiforum
RSS Feed