TÜRK DÜNYASININ BILINÇLI OLARAK SILINMIS GEÇMISISeptember 15 2002 at 4:09 AM | APAYDINLIK (no login) from IP address 213.153.151.16 |
| TÜRK DÜNYASININ BILINÇLI OLARAK SILINMIS GEÇMISI
August 18 2002 at 5:18 AM
APAYDINLIK (Login APAYDINLIK)
from IP address 212.80.166.163
--------------------------------------------------------------------------------
TÜRK DÜNYASININ BILINÇLI OLARAK SILINMIS GEÇMISI
Yazan: POLAT KAYA
(Copyright © 2002 Polat Kaya)
1. TUR/TURK GECMISININ ÇARPITILMASI
1.1) Yillarca yaptigim arastirmalarin sonunda buldugum bir gerçek sudur
ki eski çaglara ait "tarih" diye yazilip ve dünya halkina "gerçekmis"
gibi tanitilan pek çok husus sahte kiliflar içine saklanmis yalanlar
olup gerçegi söylememektedir. Denebilir ki dünya insani, geçmisinde
belki de hiç bir zaman karsilasmadigi büyük bir hileli oyuna hedef
edilmis ve geçmisi saptirilmistir. Insanlar küçük bir azinligin çok
kurnazca kandirmalari sayesinde bilinçli olarak yalanlarla kandirilmis
ve koyu bir gizlilik perdesi arkasinda saklananlar tarafindan uzun
zamandan beri yalan dolanla sömürülmüstür. Gizlilik bir sömürü teknigi,
bir soguk harp araci olarak kullanilmis ve yalanlar israrla tekrar
edile edile "gerçekmis" gibi görüntülere büründürülmüslerdir. "Tarih"
gibi tanitilan yalan dolanlar, bilinçli yanlis bilgi yayini ile
yaratilan yaniltmalar, sasirtmalar bilhassa Türk dünyasinin geçmisine
yönelik olup, Asyadan kopup bütün dünyaya yayilan Tur/Türk insaninin
binlerce senelerdenberi gittikleri her yerde gelistirdigi muhtesem bir
medeniyetin çökertilmesini ve bilinmemesini hedef almistir. Bunun için
de ne yapilmasi gerekiyorsa hepsi de yapilmistir. Eski Tur/Türk
insaninin gelistirmis oldugu dini, dili, medeniyeti, kültürü ve hatta
Tur/Türk insaninin kimligi sahte iddialarla degistirilerek çalinmis, bu
durumlara karsi koyanlar ise cezalarini canlariyla ödemislerdir.
1.2) Görünen görüntü sudur ki bu politik oyunlar çok uzun vadeli olup,
bilinçli sekilde hazirlanmis, sabirli ve çok gizli sekillerde tatbik
edilmistir. Dünyaya medeniyet vermis olan Tur/Türk dünyasi, bütün bu
gibi oyunlarla, yok edilmek için binlerce seneden beri bazi gruplar
tarafindan bir boy hedefi haline getirilmis, geçmisinde yarattigi
kültür ve medeniyetinden koparilmistir. Bu sebeple, Tur/Türk dünyasi
ile ilgili her söylenene inanmamak, söylenmisleri veya söylenmemis
olanlarin da neden söylenilmedigini çok ince delikli bir hüküm
süzgecinden geçirmek, söylenilenlerin dogrulugunu veya egriligini
sorusturmak, Tur/Türk dünyasi için kaçinilmaz bir ön istektir.
2. TURKLERE KARSI GEÇMISTE OLAN GIZLI EL TUTUSMALAR
2.1) Günümüzde Türk dünyasina karsi devamli sekilde her yönden
yagdirilan bir propaganda yayini vardir. Yani Türkler kendilerine
yönetilmis bir soguk harp araci olan "dil ateshi yaylimi"
altindadirlar. Çok olasilikla bu geçmiste de böyle idi. Türklerin dünya
medeniyetine katkisini gerçek boyutlari ile dile getiren arastirici
yazar pek olmadigi gibi, Tur/Türk adini kullanarak dünya medeniyetinin
en azindan bazi hususlarinin Türklerin katkisi oldugunu söyleyenlerin
sayisi dahi parmakla sayilabilecek kadar azdir. Bazilarinin en basit
bir masali bile dile getirilip ondan ve onu yaratanlardan övgü ile
bahsedilirken, Türklerin yarattiklari eserlere ad ve kilif
degistirilerek hep baskalarina aitmis gibi gösterilir? Türkün peyniri
yogurdu bile baskalarina mal edilir de Türke mal edilmez. Türklere
karsi olan bu olumsuz tutumun sebebi ne olabilir?
2.2) Bazilarina göre, sebep olarak üç kitada 600 yil yasayan Türkün
Osmanli Imparatorlugu gösterilir ki ben bu gibi Osmanliya yüklenmeleri
inandirici bulmuyorum. Elbette ki Avrupali, ve digerleri Türk'ü bagrina
basar sekilde sevmemistir, fakat Türk'ü sevmemenin kökü daha öncelere
gider. Bunda da Türklerin kendi olumsuz katkilarindan daha çok eski ve
yeni Türk dünyasina karsi olumsuz gözle bakanlarin kendi geçmislerinde
yaptiklari sahtekarliklardir. Baska bir deyimle günümüz dünyasini, uzak
geçmisini inkar eden ve bilhassa geçmiste her yerde etken olan Türk
dünyasini inkâr eden bir dünya haline getirenlerin kendi egrilikleri ve
eski Tur/Türk dünyasini tarihten bilinçli olarak silenlerin kendi
günahlaridir. Yazilanlarda tam gerçekler söylenecek yerde yari
gerçekler söylenmis ve geride kalanlar da yalanlarla süslenmistir.
Gerçegi bilmeden, fakat samimi bir sekilde yazan bir yazar ile gerçegi
bildigi halde bilinçli sekilde sapitarak yazan yazar arasinda daglar
kadar fark vardir. Birincisini hos görebiliriz amma digerini hos
görmenin imkâni yoktur. Bazilari geçmiste yapilmis yalanlari gerçekmis
gibi devam ettirebilmek için her defasinda yeni yalanlar uydurmak
görevi düsmüs. Yapilanlar da onu gösteriyor.
2.3) Insanlara gerçekler anlatilmamis ve çogunluk karanlikta
birakilarak yönlendirilmislerdir. Dünyanin ekonomik ve politik gücünü
ele geçirmek isteyen küçük bir azinlik duruma hakim olabilmek için var
olan eski düzeni bozup onun yerine kendilerinin gelistirdigi ve kendi
maksatlarina uygun düzenler getirmisler. Bunun için de eski Türk
dünyasinin gerçekci dininden bir takim yeni dinler üretilerek halk
yeniden sekillendirilmis ve yönlendirilmislerdir. Dinler genellikle
sorusturmaya açik sistemler degildirler. Sorusturulmalari arzulanmaz.
Herkes onlari kendine söylendigi sekilde ögrenir, kabullenir ve durumu
devam ettirir. Yapilan hileli oyunlari bilenler programin içinde
olduklarindan onlar da gerçegi baskalarina itiraf edecek durumda
degildirler. Böylece bir gizlilik alip basini gider. Elbetteki gerçegi
bilmek isteyen pek çok insan her yerde vardir. Fakat onlara gerçek
söylenmedikce onlar da karanlik içinde kalmaya mahkumdurlar.
2.4) Düsmani karalama taktigi çok etken bir soguk savas aracidir. Bu
araç çok eski Tur/Türk dünyasina karsi yapildigi gibi, Osmanliya karsi
da yapilmis ve günümüzdeki Türk dünyasina karsi da devamli sekilde
kullanilmaktadir. Osmanliya karsi yapilan karalama propagandasi
sayesinde Osmanlinin çökmesi saglanmis ve simdi de sira Turkiyeye
gelmistir. Madalyanin sergilenen yüzü böyle iken, asil sergilenmeyen
yüzünde ise baska bir manzarayi ancak çok derinlere indigimizde dolayli
sekilde görüyoruz. Demek istedigimi biraz olsun açiklayabilmek için,
örnek olarak, Türkiyenin bu günlerde Batidan almaga çalistigi su
OMBUDSMAN sözüne bakalalim:
2.5) OMBUDSMAN sözü "adaletli bir sekilde devletle vatandas arasinda
ara buluculuk yapan adil bir kimse" anlaminda olup Türkçe "Mabud-Osman"
(Tanri-Osman, Adil-Osman) deyiminden yapilmistir. Dikkat edilirse,
Türkçe "Mabud" (tanri, ilah) sözünün "a" ünlüsü düsürüldükten sonra ve
"Osman" adinin da "O" ünlüsü basa getirildikten sonra iki Türkçe sözcük
birlestirilince, karsimiza OMBUDSMAN sözü çikmaktadir. Sayet, Osmanli
adaletsiz bir devlet olsaydi, Osmanlinin adini "Mabud-Osman"
(Tanri-Osman) diye tanimlayip bu Türkçe deyimden, sözü kirma yoluyla
OMBUDSMAN sözünü üretmezlerdi. Asli Bati dillerine aitmis gibi görünen
bu söze "Türk insanini ve Türkün "Mabud Osman" adini örnek olarak
almazlardi.
2.6) Baska bir deyimle, Türklerdeki adalet kavrami o kadar derin ve
herkese esit olarak uygulanan bir kavram olmali idi ki ve bunu yapan
"Osman" (Oguz-Man) da bu davranisinda "bir tanri" gibi adil
davrandigindan olsa gerek ki OMBUDSMAN sözünün tanimlanmasina kaynak
olmustur. Görülüyor ki yakin geçmiste hem kavram ve hem de sözcük
olarak Türkçeye sokulmaya çalisilan bu OMBUDSMAN sözü aslinda Türkçe
bir deyimden ve Türkün adaletinden kaynaklanmaktadir. Sözcügün
üretilmesinde Türk insani, Türk adalet kavrami, ve Türk dili kaynak
malzeme olarak kullanilmistir. Bu durum Batinin, Türk insanina karsi
besledigi kin ve garazin yaninda, Türkü içinden nasil gördügünün ve hiç
bir zaman açiklamadigi, gizli gizli içinde sakladigi bir sirrinin
ifadesidir. Tur/Türk insanini bu sekilde görmek çok dogaldir, zira
onbinlerce senelerden beri Tur/Türk insani essiz bir "ak" olan günesi
kendisine tanri edinmistir. Yani her zaman Ak-Han'a inanmis ve AK-Han
gibi davranmistir, alini ak, kalbi ak bir Osman bir Ogusman olmustur.
2.7) Nitekim, Türkün uzak ve yakin geçmisteki atalari Türkün adaletini
daha önceleri dünyaya gösterdikleri gibi, Osmanlilar zamaninda da
dünyaya kat kat isbat etmislerdir. Dolayisiyle, Türkün atalarinin hemen
hemen her konuda komsularini etkilemis olmasi dogaldir. Denebilir ki
Avrupali düsünürlerin beynindeki "Türk" her zaman için "asil ve adaleti
temsil eden insandir". Fakat, bu gerçege ragmen, bunu itiraf etmek
Avrupali düsünürler için kolay yutulur bir lokma degildir. Çogu Bati
düsünürlerin yetistirildigi ortam bu gerçegi açikca dile getirmelerini
önler. Günlük gaileleri ile ugrasan çogunluktaki Avrupali Türk hakkinda
gerçekleri bilmemistir, bilenin de sesi çikmamistir veya çikamamistir.
Zira, bu iyi niyetli insanlar ancak geçmisin gizliliklerini bilenler
tarafindan yönlendirilip sartlandirilmislardir.
2.8) Bilinir ki her hangi bir dile yeni sözcükler yaratmak kolay bir is
degildir. Bu yüzden Türk dilcileri Türkçeye yeni sözcükler yaratmakta
zorluk çekerler. Halbuki, baska bir dilin ifadeleri kaynak olarak
alindiginda ve hele "fonetik" olmayan bir dile sözcük araniyorsa,
Türkçeyi kaynak olarak kullanmakla kelime üretme isi defalarca
kolaylastirilmis olur. Nitekim pek çok diller bu yolu kullanmislardir.
2.9) O halde Türk insanini sevmemezlige sevk eden durum yahut durumlar
ne olabilir? Bence, Türk insanina karsi olan kin ve garazin kaynagi
Türk insanina karsi çok eskilerden beri gelistirilmis olan
çekememezliktir. Çünkü Tur/Türk insani dünyaya medeniyet vermistir,
medenilik getirmistir. Günümüzde insanligin kullandigi en önemli icad
ve gelismeleri cogunu eski Tur/Türk dünyasi vermisdir. Ne gariptir ki
Tur dünyasinin basarilari, bilinçli sekilde Türk dünyasindan alinip
baskalarina mal edilmistir.
2.10) Bakin, GENESIS 11: 1-9 ad vermeden ne diyor: [1]
"1 Simdi bütün dünya bir dili ve belirli, törelere uygun, düzenli bir
takim sözcükleri kullanmaya devam etti. 2 Onlarin doguya dogru
yolculuklarinda en sonunda onlar Shinar (Sumer) denen ülkede bir düz
ova buldular ve orada oturmaya basladilar. 3 Ve birbirleriyle konusmaya
basladilar: "Gelin! Tuglalar yapalim ve onlari bir yakma yöntemi ile
pisirelim". Böylece, onlarca tugla tas yerine ve katran da harç yerine
kullanildi. 4 Simdi dediler: "Gelin! Kendimize bir sehir yapalim ve hem
de basi göklere ulasan bir kule yapalim, ve yer yüzünde her yere
dagilabiliriz korkusuyla kendimize sanli bir ad yapalim".
"5 Ve Jehovah asagi inip sehiri ve insan ogullarinin yaptigi kuleyi
görmeye gitti. 6 Ondan sonra Jehovah dedi: "Bak! Onlar hep ayni
insanlar ve onlar için yalniz bir dil var, ve bu da onlarin yapmak için
baslattiklari ve istedikleri bir sey. Süphesiz ki simdi hiç bir sey
yoktur ki yapmak için onlarin aklina gelmesin ve onlar için yapilmasi
güc olsun. 7 Gelin simdi! Asagi gidelim (inelim) ve orada onlarin
dilini karistiralim ki onlar birbirlerinin dilini bir daha
dinleyemesinler / anlayamasinlar". 8 Böylece, Jehovah onlari o yerden
yer yüzünün her tarafina dagitiverdi, ve onlar derece derece (tedricen)
sehiri yapmayi terk ettiler. 9 Bu sebeple onun adina Ba'bel dendi,
çünkü orada Jehovah bütün dünyanin dilini karistirmisti, ve Jehovah
onlari yer yüzünde her yere dagitmisti."
2.11) Bu ifadelerin yazildigi zaman M.Ö. 500-600 yillarina rastlar. Bu
metinden asnalsilan sudur: bu ifadeleri yazanlar da dahil olmak üzere,
dünya o zamanlarda tek dil konusuyordu. Bir grup kimseler, kendileri de
o tek dili konustuklari halde, onu bozmayi, karistirmayi planliyorlar
ve bu dili konusan dünyayi yok etmege çalisiyorlardi. O devirlerde
Tur/Türk insani dünya da her yerde varligini gösteriyordu ve en
mükemmel gelismelerini yapiyordu. O sirada Sumerlerin çökmesinden
geriye kalan Tur/Türk gruplari, eski MASAR (MISIR) lilari, Sakalari,
Pelasgian diye anilan diger Saka kollarini, Etrüskleri, Turukkulari,
Trakyalilari ve Medeleri, Anadolulari, Kan-Han/Gün-Han (Kanan, Canaan)
diye bilinen Tur Fenikelileri, Tur Kartacalilari, Avrupa Turlarini ve
pek çok diger Tur/Türk gruplarini içine alan bir Tur/Türk dünyasi vardi
ve her yerde Türkçe bir dil konusuluyordi. Iste parçalanmak,
karistirilmak istenen dil de bu dildi. Yani Türkçe idi.
2.12) Metin bilinçli olarak kaypak bir dille yazilmis olup neyin ne
oldugunu anlama güclügü bilinçli olarak metine islenmistir. Fakat kimin
kastedildigide inkar edilemeyecek kadar asikardir. Elbetteki
karistirilmak istenilen dil onu karistirmak isteyenlerin kendi dili
olmadigi gibi, o dili konusan çogunluk halk da konusulan dili
karistirmak isteyenlerin kendilerinden degildi. Bir nevi içten içten
isleyen bir yara gibi, gizli gizli hazirlanan birileri içinde
yasadiklari dünyayi karistirma ve birbirine düsürme görevini
üstlenmislerdi.
Çogu Bati kaynakli olan eserlerden yillarca yaptigim arastirmalarimdan
edindigim bilgilerin isigi altinda vardigim gerçekler asagida çesitli
basliklar altinda sundugum gibi özetlenebilir:
3. ESKI TUR/TÜRK DÜNYASI: SUMERLER VE DIGERLERI
3.1) En azindan son buzullar çaginin sona erdigi takriben 20,000 arti
sene öncesinden beri, eski dünya Türkçe dilin dünyada hemen hemen her
yerde konusuldugu, eski Türk dininin dünyada her yerde inanildigi ve
Tur/Türk insaninin diliyle, töresiyle ve idareciligiyle her yerde hakim
oldugu ve insanlara adalet verdigi bir dünya idi. Tur/Türk insani
gittigi her yerde dogasiyla uyumsallik içinde olmus, dogasina saygili,
dogasini anlayan, seven ve ondan merhametli bir sekilde yararlanan
medeniyetler kurmus ve dünya medeniyetine çok büyük hizmetlerde
bulunmustur. Örnegin, Türkçe bir dil konusan Sumerler Orta Asyali
Tur/Türk insani idiler ve denebilir ki günümüzde insanliga hizmet eden
pek çok konuda yapilan katkilar onlar tarafindan düsünülmüs ve
gelistirilmistir. Çivi yazisinin icadi ve onunla beraber gelisen okul
sistemi, ögretmen ve ögrenci isleri ve iliskileri, gelistirilen
bilgileri yazip kitapliklarda toplamak, vs. hep onlarin yarattigi
eserler olarak onlarin kayitlarinda bulunmustur. Sümerler ile ilgili
çalismalarimin internette su adreslerde görülmesini saygi ile öneririm.
http://www.compmore.net/~tntr/tur1.html
http://www.compmore.net/~tntr/200_whymes_list.html
http://www.compmore.net/~tntr/sumerturka.html
4. TÜRK AYDINININ YANILGISI
4.1) Günümüzde Türk aydininin bilmedigi veya bilinçli olarak disaridan
yönlendirme yoluyla bilmemezlige, tanimamazliga sevkedildigi bir
yanilgi vardir ki o da Türk dilinin çok yakin zamanda Orta doguya
gelmis olduguna inanmak veya inandirilmak yanilgisidir. Bunun yaninda
Türklerin tarihi de bir nevi Büyük Hun Imparatorlugu ile baslayip hep
Asyada olusmus göruntüsü vardir. Anadoluda, Orta doguda, eski Misirda
ve Avrupada Türkcenin konusulmadigi yanilgisi vardir. Çagdas Türkler
yönünden bu kendi tarihleri hakkinda büyük bir yanilma ve dis odaklar
için ise büyük bir kandirma basarisidir. Denebilir ki haklarinda
baskalari tarafindan gelistirilen hilelerin bu kadar basariya ulasmis
oldugu bir ulus, Türklerden baska birisi olmamistir. Halbu ki çok eski
zamanlardan beri Orta Asyada oldugu gibi, Asyanin pek çok yerlerinde,
Avrupada, Orta dogu, Kuzey Afrika oldum olali konusulan bir dildi.
Anadolu oldum olali Tur/Türk insaninin Türkçe konusulan yurtlarindan
birisi olmustur. Afrikada Sudan, Habesistan, ve hatta Madagaskar dahil
Afrikanin bir çok yerlerine eski Tur dünyasi yayilmis ve oralarda gerek
dil ve gerekse yapicilik izlerini birakmislardir. Madagaskar adasinin
dikili taslari ile Asyanin dikili taslari ayni kültürün eserleridir.
Avrupanin tümü en az 2000 yil evveline kadar yine Türkçe konusan
bölgelerdi. Eski Greklerin, Latinlerin ve Semitik halkalarin
kendilerine ait dilleri yoktu ve günümüzde Grekce, Latince, ve Semitk
diye bilinen diller Türkçeden Türkçe sözcük ve bilhassa deyimlerin
kirilip yeniden sekillenmesi yoluyla yapilmis dillerdir. Bu görüsün
gerçek oldugunu çesitli delilerle gösterecegiz.
4.2) Aslinda kendi dilleri olmayan bazi gruplarin din ve ticaret
adamlari Türkçe sözleri kirip degistirme yoluyla kendilerine yeni
diller yapmaktaydilar. Nitekim sözde "Akadian" dili bu sekilde Sumer
dilinden kirilarak yapilmis dillerin öncülerinden birisiydi. Bazi
gruplar için din ve ticaret konularinda halk üzerinde etken olabilmek
için çogu bilgileri bir "gizlilik" perdesi arkasinda tutmak, onu
gerektigi sekilde ve gerektigi yerde kullanarak halki yönlendirmek çok
önemli bir politika araci idi. Gizli bilgileri herkesin kolaylikla
anlayamadigi bir sekilde ve kirilmis bir dilde tanimlamak ve konusmak
bazi gruplarin halk üzerindeki basarilarini saglayan bir yoldu. Her iki
konuda da kandirici olabilmek için gizlilik sartti. Ayrica her yerde
ayni konusulan bir dili karistirmakla dili karistiranlara yeni is
sahalari da gelisiyordu. Hele birbirlerini anlamayan gruplar arasinda
iki dili bilen birisinin araya girerek anlasmayi temin etmesi, o kisi
için her iki tarafi da kontrol altina almak demekti.
4.3) Grekler, Semitik halklar ve kendilerini Hint-Avrupali adi ile
tanitan günün "Avrupalilari" Turkçeyi kirip yeni sözcük üretmekte o
kadar ustalasmislardir ki böylece her bir grup için biraz ayri fakat
aslinda Türkçeden kaynaklanan diller üretmislerdir. Uretilen diller
kontrollu yapildiklari içindir ki birbirlerine benzetilmisler fakat hep
ayni yapilmamislardir. Terzide elbise yapilir gibi Hint-Avrupa dilleri
Türkçeden bilinçli sekilde ve çok olasilikla özel okullarda
üretilmislerdir. Tamamen Türkçeden yapilma olan bu dillerin kendi
basina baska dillerden ayri gelismis bir dil ailesi oldugu iddiasi pek
çoklari için 20. asirin en büyük ilmi yanilgisi ve bazilari içinde
dünya halkini kandirmadir. Bu gibi iddialar, Türkçeden yapilan
bil-ogrulugunu kapatmak için çok az bir grup tarafindan uydurulmus ve
bilinçsiz masum kütle de onlari tekrar etmekle gerçek olmayan
durumlarin gerçekmis gibi yayilip yerlesmesine hizmet etmislerdir.
4.4) Bu yetmiyormus gibi Avrupanin yeni yerlesicileri eski Tur/Turk
insanina ait Türkçe toponimleri de kirma yoluyla degistirmisler ve
onlari Türklük kimliklerinden koparmislardir. Bütün bunlar onbinlerce
seneden beri her tarafa yerlesmis Türk insanini ve onun gelistirmis
oldugu medeniyet izlerini kökünden kazip atmayi hedef alan hös görüsüz
davranislardir. Bu gibi davranislarin altinda Türklüyü ve Türk
medeniyetini çekememek ve onu tarihten silmek emeli yatmaktadir. Öyle
görünüyor ki bu yok edilme senaryosunda günümüzün Türk duunyasi son
halkayi temsil etmektedir.
5. ESKI MASAR/MISIR BIR TUR/TURK DEVLETI IDI
5.1) Eski Misir Devleti hakkinda sunu söylemek hiçte yanlis olmaz:
Insanlik tarihinin en uzun ömürlü devleti olan eski Misir Devletini
kurup, eski Misir medeniyetini gelistirenler, dünyaca ünlü piramitleri
dikenler, dilleri günümüzün Azeri Türkçesinin bir agzi olan Tur/Türk
insanlari idi. Oguz-Kagan destaninda onlarin adlari MASAR diye geçer.
MASAR adi Oguz-Kagan destaninda da geçer. Oguz-Kagan destaninda Masar
kralinin adi da "Kagan" (Hakan) diye anilir. Il-günlerinin rengi
kap-kara idi der. Bu da Oguz oraya gelmeden önce oranin insaninin
Afrikanin kara renkli insaninindan oldugunun isareti olsa gerek. Eski
MASAR/MISIR devletine hakim halkinin dillerinin Türkçe bir dil olusu
(Dogu Anadolu ve Azeri Türkçesi), kendilerinin Orta Asyadan gelip
Akdenizden itibaren Nil nehri boyunca kuzey Afrikada medeniyet
gelistirmis olmalari, din, kültür ve törelerinin eski Türk dünyasinin
din, töre ve inanislari ile ayni olusu ve eski Masar/Misir ünvanlarinin
Türk Hakan ünvanlari gibi Türkçe dilde olusu, dünyanin bu çok eski ve
uzun ömürlü devletinin bir Tur/Türk devleti oldugunun kanitlaridir.
5.2) Benim görüsümde, eski Masar'in (Misir'in) üç büyük piramitleri
eski Tur/Türk dünyasinin üçlü Gök-Tanrisinin adina, yani Gök-Ata-Tanri,
Gün-Tanri ve Ay-Tanri adlarina yapilmis abidelerdir. Milli bir proje
olarak üç ayri Hakan zamaninda baslatilmis, en büyük piramit
Gök-Ata-Tanri (evreni yaratan), ikincisi Gün-Tanri (günes için), Günes
Gök-Ata-Tanriya göre ikinci sirada idi, ve üçünçüsü ise Ay-Tanri için
(üç piramit içinde en küçügü) yapilmislardir. Üçlü Gök-Tanri için
yapilan bu piramitler bitirildikten sonra bir daha da bunlar kadar
cüsseli ve onlar kadar görkemli, Tanri adina yakisir piramitler
yapilmamistir. Bunun arkasindaki sebebin, ekonomik olmakla beraber,
üçlü Gök-Tanri adina yapilan bu piramitleri baska yapitlarla geçmemek
istek ve düsüncesi olmalidir.
5.3) Bu çok eski Tur/Türk devletinin, yani eski Masar/Misir devletinin
Tur/Türk dünyasindan kopmus olmasi, eski Türklügü yok etmek
isteyenlerin planli ve bilinçli olarak eski Tur/Türk dünyasini yanlis
tanitma gayretlerinden kaynaklanmaktadir. Dünyanin en uzun ömürlü
devleti olan Eski Masar/Misir devletinin bir Tur/Türk devleti oldugunu
gösteren ve onlarin han/hakan ünvanlarini yeniden gözden geçiren
çalismami ayrica sunacagim. Masar adi sonradan Grekler tarafindan
bilinçli olarak "EGYPT" sekline çevrilmistir. Ad degistirme bir "yikma,
yok etme" takdigidir. Ne gariptir ki bunu yapanlarin kendileri de
zamaninda hep Türkçe dil konusuyorlardi.
6. ESKI MASAR/MISIR KRALLARINDAN BAZILARI
Sir Wallis Budge'in kitabinda [2] ayrintili olarak bildirilen eski
Masar kirallarindan bazilarini örnek olarak burada vermek isterim.
6.1) ****PU: Eski Masar/Misir devletini kuran ilk hakanin adi kazinmis
ve adindan yalniz ****PU son kismi kalmistir. Digerlerinin hepsi
kendilerine Tanri adlari aldiklarina göre, belki ona da " ****aPa-U"
(BABA-U/O), yani "O atsiz kurucu APA" demek yerinde olabilir. Kurucu
kisi olmasi dolayisiyle de O-APAdir.
6.2) SKA/SAKA: Ikinci hakanin adi SKA seklinde veriliyor ki bu SAKA
adindan baska birsey degildir. Böylece, hepimizin olmazsa olmaz
seklinde bilmesi gereken husus sudur ki Eski Masar/Misir Tur/Türk
Devletini kuran ikinci hakanin adi SKA seklinde gösterilmesine ragmen
SAKA oldugu asikardir. Bilindigi gibi SAKALAR Türk dünyasinin atasi
sayilir ve bu Tur/Türk insani eski Misirda da dünyanin en uzun ömürlü
Türk devletini kurmuslardir.
6.3) KHAAU: KHAAU seklinde gösterilen bu ünvan eski Masar'in 3.
Hakaninin adidir. KHAAU < "AKH-AA-U" < Tr. "AKH-AGA-U" (Ag/Ak Aga
O), yani üçlü Gök-Tanriyi temsil eden bir ünvadir. Eski Masar/Misir
hakanlari, Türk adetleri geregince kendilerini "yer yüzuunde "Tanri"
ilan ettiklerinde, Gök-Tanrinin adini tasiyan ünvanlar aliyorlardi.
Böylece, KHAAU seklinde okunan bu hieroglif yazi ile yazilmis ad, Ag/Ak
Aga-O" seklinde Gün-Tanri'yi temsil etmektedir.
6.4) TAU (ATA-I-U): 4. Hakanin adi TAU seklinde olup Türkçe "ATA-U/O"
deyiminden baska bir ad degildir. Yaratici Gök-Ata-Tanriyi ve
Gün-Tanriyi temsil etmektedir.
6.5). THESH: Besinci hakanin adi THESH seklinde bildirilmistir. Adin
birden fazla anlami olsa gerek: a) THESH < Tr. "ATESH" yani
Gün-Tanriyi temsil eden bir ad. b) "T-H-ESH" < Tr. "ATA-ISHI" yahut
ta "aTa-aHa-ISHI" anlaminda bir ünvandir.
6.6) UATCH-NAR: Yedinci Masar Hakaninin adidir. UATCH-NAR unvaninin
anlami söyledir: UATCH-NAR < "U-A-T-CH-NAR" < Tr.
"U-A(Bir)-aTa-eCHe-NAR" (O Bir Ata Eçe Nar) seklinde Gök-ateshi (nar'i)
olan Gün-Tanrinin adini temsil eder. Ayrica, "U-A-aTa-eCHe-NAR" deyimi
"U-Bir-Ta-eCHe-haN-AR/ER" anlaminda olup bu haliyle de hem yaratici
Gök-Ata Tanriyi ve hem de EÇE deyimi ile Ay-Tanriyi temsil etmektedir.
Eski Masar numaralarinda UA (Bir) sayisinin adi olarak bilinirse de,
ben onu U-A seklinde görüyorum. Asil A harfi (tek ot filizi, elif) sayi
olarak "1" sayisini isaretler. Böylece UA < U-A (U-Bir) olup yine
Gök Tanrinin adidir. Böylece, UATCH-NAR seklinde gösterilen bu ad
aslinda "O Bir Ata Eçe Nar" ßeklinde öz Türkçe bir hakan ünvanidir.
6.7) NARMER: onuncu hakanin adi olarak gösterilir. Bu hakan da kendini
Gök Tanri ilan ederek kendini ilahlastirmistir. Adinin önündeki "Dogan,
Shahin)" semboli ile Günes-Tanri oldugunu söyler. NARMER <
"NAR-M-ER" < Tr. "NAR-Ma-ER" (NAR: kipkirmizi parlayan atesh, kor,
nar, nar gibi) Türkçe deyimi ile kendisinin Muhtesem bir NAR ER
oldugunu söyler. Ad Tur/Türû töreleri geregince verilmis bir hakan
adidir. Adin içindeki ER sözü ile ayni zamanda Gök-Eri Gök-Ata Tanriya
da isaret edilir. Böylece, Bu hakan kendini hem Gök-Ata-Tanri ve hem de
Gün-Tanri olarak ilan eder. NAR sözü ayni zamanda "nar" adli bereket ve
bolluk temsil eden meyveyi temsil eder ki bu da Hakanin zamaninda iyi
bir dönemin yasandigini isaret etse gerek.
6.8) TCHAR (Akrep): TCHAR (The Scorpion) adi ile gösterilen bu eski
Masar/Misir hakani bastan onbirincidir. Dogan/Shahin grubunda bir
hakandir yani Günes Tanriyi (HOR/KOR (Horus) izler. TCHAR <
"T-CH-AR' < Tr. "aTa-eÇe-AR/ER" seklinde ve anlaminda bir ünvan olup
hem Gök-Ata-Tanriyi ve hem de Gün-Tanriyi ifade eder. Adin baska bir
sekli "aTa-ÇAR/ÇOR" seklinde olup yine bir Türk ünvanidir. Rus
krallarina "ÇAR" denmesi bir tesadüfün neticesi olmayip ünvanin
Türklerden alindiginin isaretidir. Türkler babalarina da "Eçe-er"
anlaminda "Eçer" derler (kisisel olarak benim çocuklugumda babama
verdigim bir ad). Eçe gerçekte hem evin en basi olan erkege ve hem de
en yasli hanimina (ninesine) verilen bir addir. Böyleçe, "eçe" Türkçe
sözü hemerkeklere ve hem de kadinlara verilen bir Türk ünvanidir.
Tanriçe adindaki 'çe" son eki Türkçenin 'eçe" sözüdür.
6.9) MEN (MENES) eski Masar'in onikinci hakaninin adidir. Türklerin
MANAS destaninin adi ile MENES adi aynidir. Ad "MEN-ES/AS" seklinde
bakildiginda "Ben essizim" anlaminda olup Gök-Tanriyi tanimlar. Çünkü
essizlik yanliz Gök-Tanriya ait bir özelliktir. Kendini yer yüzünde
"Tanri" ilan eden eski Misir/Masar hakanlari, bu sebeple, kendilerini
Tanriyi tanimlayan adlar almislardir. Bu hakanin adi kisaca MEN
seklinde gösterilir ki MEN/MAN/BEN Türkçede birinci tek sahis kisisel
zamiri olup yine eski Tur/Türk dünyasinin Gök-Ata-Tanrisinin adidir.
MEN/MAN < " M-EN/AN" < > MA-AN" seklinde (Gök'ün Muhtesemi
(Görkemlisi) anlaminda olup yine Gök Tanriyi belirler.
6.10) ATA veya ATATI: Bu ad Eski Misir/Masar devletinin onbesinci
hakaninin adi olup, en açik bir sekilde Türkçe oldugunu dünyaya
bagiriyor. Hakan en dogru bir sekilde eski Tur/Türk dünyasinin evreni
yaratan Gök-ATA-Tanrisinin adini alarak kendini yer yüzünde onun
temsilcisi oldugunu ilan etmistir. Eski Misir konulariyla ugrasanlar
sanki kulaklarini tikamislar gibi, dünyaya seslenen bu Türkçe adi
isitmemezlikten geliyorlar. ATA veya ATATI adlarinin Türkçe bir ad, bir
ünvan oldugunu bilmediklerinden degil, aksine asil maksat onu
görmemezlikten, isitmemezlikten gelmek ve sanki hiç yokmus, olmamis
gibi göstererek Tur/Türk insaninin yedibin sene evvelinden Nil
kiyilarinda muhtesem bir Türk medeniyeti gelistirdigini inkâr etmektir.
Ne kadar konusulmazsa bu eski Türk medeniyeti Türklükten o kadar çok
uzaklasir ve Türklük tarihinden silinir. Zaten istenilen de budur.
6.11) Sir E. A. Wallis Budge, eski Misir/Masar hakanlarinin tümünün
adlari ile temel bilgileri "An EGYPTIAN HIEROGLYPHIC DICTIONARY"
baslikli kitabinda vermistir. Bu kitapta, Grek, Latin ve "Persler" de
dahil olmak üzere gerisi tümüyle Türk olan toplam 439 hakan adi
gösterilmektedir. Hieroglif yazisinda yazilmis olan bu hakan adlarini
yeniden inceledigimizde hepsinin Türkçe olarak yazilmis ünvanlar oldugu
gün isigi gibi ortaya çikiyor. Çok sasirtici Türk ünvanlari ile
karsilasiyoruz. Bu konudaki çalismamin bana verdigi mutlulugu tarif
etmek güctür. Yukarida üzerinde durdugum bu ilk on hakan adi onlarin
Türklügünü tanitma maksadi iledir ve toplam hakan sayisinin çok az bir
kismidir. Eski Misir/Masar devletinin diger hakanlari hakkindaki
çalismalarim kitabimda gösterilmektedir; ayrica internet sayfamda da
ayrintili olarak gösterilecektir.
6.12) Bu arada, Sir E. A. Wallis Budge, 1910 larda hazirladigi
"Egyptian Language" baslikli kitabinda eski Masar/Misir yazisi
konusunda, Ingilizce metnini dipnot olarak verdigim çok önemli söyle
bir kayitta bulunmus : [3]
"Eski Misirlilar fikirlerini hieroglif denilen, pek çok resimli
sembollerle yazilan bir yazi ile yazdilar. Onlar bu sekilde yazi
yazmaya yedibin sene evvelinden fazla bir zaman önce basladilar ve bu
yazi sistemi 100 B.C. ye kadar araliksiz kullanildi ki bu zaman eski
Misirda Ptolemlerin Misirdaki hakimiyetlerinin takriben sonuna raslar.
Hieroglif yazi sisteminin Misirda icad edildigi olasiligi olmayan bir
durumdur; deliller bu yazinin kuzey-dogu veya Orta Asyadan Misira kadar
gelip buralari isgal eden kesinlikle bilinen isgalciler tarafindan
getirildi. Olar Nil nehrinin teskil ettigi ovaya, kuzeyde Menfis
(Menphis) ile güneyde Tebes (Thebes) arasinda yerlestiler ve bu yeni
yurtlarinda yavas yavas medeniyetlerini ve dinlerini gelistirdiler.
Hieroglif yazi sistemi genel olarak en az devletin kendi maksatlari
için kullanilmaya baslandigi zamana kadar, yazi yazma yavas yavas
kuzeyde Akdeniz kiyilarindan en güneyde Meroe adasina kadar uzanan 3300
km (2000 mil) uzunlukta bir bölgeyi kaplayan sahada hem kuzeyde ve
güneyde yayildi."
6.13) Sir Wallis Budge, karisik bir dille yazdigi bu ifadelerinde "bu
yaziyi yedibin sene evvelinden Orta Asyada icad edip Nil kiyilarina
getiren" insanlarin Türk oldugunu söylememek için bin dereden su
getiricesine ifadeler kullanmistir. Sözleri karisik olmasina ragmen,
eski Misir/Masar medeniyetinin Tur/Türk insanina ait oldugunu ad
vermeden gerçege en yakin bir dille konusan belki de Sir Wallis Budge
olmustur.
6.14) Eski Misir/Masar yazilarindan ögrendigimiz sudur ki eski Masar
dili bugünkü dogu Anadolu ve Azerbaycan Türkçesiyle ayni olan bir
Türkçe idi. Böylece eski Misir/Masar resimli yazisida Türkçeye uygun
olarak gelistirilmis bir yazi idi. Hieroglif yaziyi da icad eden
Türkler oldugu gibi eski Misir medeniyetini kurup gelistirenler, essiz
piramitleri yapanlar (ki piramitlerin, konik ve ari kovani seklindeki
mezarlarin örneklerini Dogu Turkistanin mezarliklarinda da bol miktarda
buluyoruz), muhtesem bir medeniyeti enaz besbin sene kesintisiz devam
ettirenler Türkçe dil konusan Türklerdi. Denebilir ki Osmanli Türk
Devleti Misira gittigi zaman bir isgalci güç olarak degil bir ata evine
gidiyordu. Simdiye kadar bu söylenmemisleri açik bir dille söyleme
firsati bana nasip oldugu için mutluyum. Gerçek bu iken eski Misir
eserlerini inceleyenler bu gerçeyi dile getirmek söyle dursun
yakinindan bile geçmezler. Bu gercegi unutturmak için dünya halki
yanlis bilgilerle sartlandirilmaktadirlar. Hatta bazilari durumu daha
da bugulandirmak için eski Sümer ve Masar essiz medeniyetlerini
gelistirenlerin kullandiklari bilgileri uzaydan gelelenlerden almis
olduklari görüslerini dahi söylerler. Ne var ki eski Misir/Masar
devletinin insanlik tarihinde en uzun ömürlü Tur/Türk devleti oldugu
gercegi bir gün her kes tarafindan anlasilacak ve kabul edilecektir.
Fakat ne yazik ki Türkün yüceligini sevemiyen ve çekemiyenlerce eski
Misir/Masar medeniyeti de simdilik Türk dünyasindan bölünüp
koparilmistir. Buna ragmen geç bile olsa, atalarini nerede olursa olsun
taniyip onlara sahip çikmasi Tur/Türk insaninin boynunun borcudur.
6.15) Eski MASAR/MISIR devletinin Tur/Türk kimligini Türklükten koparip
inkar edenler, Büyük Iskender'in Masar'i (Misir'i) almasindan sonra
eski Masar'a bir kaç asirlik hükümranlik yapan Grekler, onlardan sonra
Latinler ve diger gruplar olmuslardir. Bu gruplar hükümranliklari
sirasinda oldugu gibi ondan sonra da devam ettirdileri karistirma,
yalan yazma, yanlis bilgilendirme ve gerçekleri sapitma politikalari
ile bu en eski Türk devletinin Türklügünü tarihten tamamen
silmislerdir. Tarihte hep basari göstermis, çok büÿük ve adaletli
devletler kurmus olan Tur/Türk insanini çekemeyen gruplar Türkün çok
uzun ve uzak geçmisini tarihten silmede basari göstermis olmalarina
ragmen Tur/Türk insaninin kendi eli ile taslara kazdigi damgalari ve
çesit çesit çivi, runik, Gök-Türk yazisi ile ve resimli sembollerle
kendi dilinde yazdigi Türkçe ünvanlar, ifadeler, konusmalar tümüyle yok
edilememislerdir.
6.16) Türkçe dili resimlerle yazmanin ne essiz bir basari oldugunu
herkes düsünebilir fakat bu basarinin Türklerin atalari tarafindan
gelistirildigini itiraf etmek her kesin yutabilecegi bir lokma
degildir. Tur/Türk insani, Türkçenin dogal özelliklerinden, yani
fonetik olusundan, ünlüler kuralina saygi gösterisinden, bünyesinde
çesitli anlamlari içeren eklemeli eklerin olusundan yararlanarak Türkçe
dilini yazi ile, damga ile, resim ile yazmasini basarmistir. Bütün bu
halleriyle, Türkçe çesitli yazi sekillerinde yaziya dökülebilen en
uygun yapida bir dildir ve eski dünyanin Tur/Türk insani bu
basarilamiyani basarmistir. En sonunda Kün-Hanlar (Kanan/Kenan, Fenike,
Phoenician) adlari ile bilinen Tur/Türk insani alfabeyi de icad ederek
dünyaya hediye etmistir. Kan-Hanlar (Kanan) yanlislikla Semitik halk
olarak dünyaya tanitilmis olmalarina ragmen onlar Semitik degil
Tur/Türk insaniydilarve bu sebeple kendilerine Turyanlar da denir di.
Türkü çekemeyenler ancak Türkün adlarini alip tahrif ederek Türklügün
kalibina girmisler ve Türkü içinden çökertmislerdir.
Günümüzde bu gibi hususlar kimse tarafindan dile getirilmez ve itiraf
edilmez. Çünkü tarihe bilinçli olarak gömülmüs olan Tur/Türk dünyasi
bir daha gün isigina çikarilmak istenmez. Zira bu konularda, GENESIS 11
in emirleri, Tanri emirleri imis gibi yerine getirilirler.
7. DIGER TÜRKÇE DILLI TUR GRUPLARI
7.1) Eski Masar'in "Türkçe" konusan bir ülke olmasi yaninda, Anadolu
medeniyetlerini kurup gelistirenler de Türkçe konusan insanlardi ve
Tur/Türk insaninin atalari idiler. Eski Anadolu medeniyetlerini
kuranlar Türkçe dilli ve Tur/Türk asilli kavimler olmalarina ragmen
eski Grek yazar çizerlerince adlari kirilmis, degistirilmis ve
Türklükten çikarilmistir.
7.2) Sözde "Minoan" adi ile dünyaya tanitilan gerek Girit adasi
medeniyetini ve gerekse eski "Yunanistan" da, Balkanlarda, Trakyada ve
Ege Denizinin diger adalarinda Greklerden binlerce sene önce yerlesen
ve Greklerce Pelasgian diye adlandirilan insanlarin gelistirdikleri çok
ileri medeniyetler de hep Tur/Türk insaninin medeniyetleri idi. Soyunun
nereden geldigi dahi pek bilinmeyen yersiz yurtsuz Grekler ve diger
Avrupali bu gerçegi kolay kolay itiraf edemez.
7.3) Ünlü Troylular, adlarindan da anlasilacagi üzere "Tur-öylü", elbetteki Türkçe dilli özbe öz Tur/Türk halklari idiler.
7.4) "Aegean" seklinde Ege denizinin adi olarak israrla kullanilan bu
ad Tur/Türk insaninin Ay-Gün (Ay-Hanlar ve Gün-Hanlar) adlarinin
birlestirilmesinden kaynaklanan bir addir. Ege denizi adalarinda ve hem
de bu denize kiyi olan Avrupa ve Anadolu taraflarinda yasayan ve
kendilerine Ay-Han ve Gün-Han diyen Tur insaninin adlari
birlestirilerek "Aegeans" seklinde Türkçeden ve Türklükten
uzaklastirilmis bir ad yaratilmistir. Bilindigi gibi Ay-Han ve Gün-Han
adlari Oguz-Kagan Destaninda Oguz Kaganin iki oglunun adi olarak geçer,
yani eski çaglarin Ege ve Akdeniz kiyilarinda yasayan ve bu adlari
tasiyan insanlar Türkçe konusan Tur/Türk insanlari idi. Ay-Han/Ay-An
bir baska adiyla ION < > I (Ay)-ON/AN diye bilinen ve
kendilerinden ötürü yasadiklari ülkelerine Türkçede "Yunanistan" (<
Ay-hanistan/I-onistan) dedigimiz Tur/Türk insani idiler. Bu insanlar
kendilerini Grek diye bilmezler fakat Pelasgian (Saka) diye bilirlerdi.
Atina (Athens) Bir Grek sehri olmakdan çok adiyla, saniyla bir
Ion/I-ON/Ay-Han Turlari tarafindan kurulmus bir Tur/Türk kentidir.
Diger taraftan Gün-Hanlar ise Tarihe Kanan (Kanaan) ve Fenikeli
adlariyla geçen denizci Tur/Türk insani idiler. Türk insaninin adini
degistirerek Tur/Türk dünyasini bölmek ve bir taraftan bölünenlerin
kalibina girmek ve böylece onlari kendilerinden sayarak medeniyetlerine
sahip çikmak ve neticede Türk dünyasini ölü bir dünya haline getirmek
bazilari için eski zamanlardan beri vaz geçilmeyen adetlerden biridir.
.
7.5) Akdenize ad olarak verilen ve "Medterranean Sea" diye ögrendigimiz
adin asli "Mede/Mete-Turanian-Su" ("Mede/Mete Turanlilar Suyu"
anlaminda), öz Türkçe bir deyimidir. Özbe öz Türk adi olan bu ad da
eski Türkçe dilden degistirilerek "Medterranean Sea" haline getirilmis
ve Türklük kimliginden koparildiktan sonra dünyaya sahte bir adla
tanitilmistir.
7.6) Tarihte Mitanni, Mede/Mete/Median, sonradan Mete Hun Imparatorlugu
adiyla bilinen Büyük Türk Devletlerini kurup gelistirenler hep Türkçe
konusan Tur/Türk insanlariydi. Dogu Anadoluda, günümüzde Suriye, ve
Iraki içine alan bölgelerde yasamis Kaslar (Okuslar/Oguzlar), Hurriler,
Urartular, Turukkular ve digerleri hepsi Türkçe konusan Tur/Türk
insanlari idiler. Selahi Diker Bey genis çalismalari ile Medelerin
Türkçe konusan insanlar oldugunu kitabinda belirtmistir. Tarihte pek
çok kaynaklarda geçen "TURUKKU" adi TURK adindan baska bir ad degildir.
Sumerlerin "URUK" adli sehrinin adi günümüzde "IRAK" seklinde
degistirilerek Araplara maledilmege çalisilmistir. Bütün bunlar bilnçli
olarak gelistirilmis Türklügü yok etme, yagma etme planlaridir.
"Mesopotamia" uyduruk adi Türkçe "Ma-Oguz-Apa-Atam-Öyü" deyiminin
kirilip yeniden sekillendirilmis halidir. "Mesopoatima" tarihte oldum
olasiya Tur/Türk insaninin özbeöz yurdu ve yuvasi olmustur. Bölgeyi
arastiranlar bölgenin Türklügünü inkar etmek için ilim perdesi altinda
yanlis bilgilerle herkesi sartlandirirlar.
7.7) Parthian diye adlandirilan ve Iranda 600 senelik devlet kuran
insanlar Irana Orta Asyadan gelmis Türkçe konusan Tur/Türk insani
idiler. Bunlar sonradan Hindustana giderek orada da "Kushanlar" diye
anilirlar. PARTH < Tr. "PIR-aTa-aHa" seklinde eski Turanin
Gök-Tanrisini tanimlayan Türkçe deyiminden kaynaklanir. Kendilerine
"PERS/PARS/FARS" adi veren Iranin Hint-Avrupalilari Türk kültürünün
tanrisini tanimlayan bu adin kalibina girmislerdir ve PERSIA adi da
yakin zamanda Türkcenin "BIR-AS-ÖY" sözünden türetilmistir. Nitekim
PERS adi da "PER/BIR-aS/Essiz" anlaminda yine Gök-Ata-Tanri'yi,
Gün-Tanri'yi ve Ay-Tanriyi tanimlar.
7.8) Tarihe Fenikeliler, diger adlari olan Phoenicians ve Canaanites
adlari ile geçen, insanlar Kan-Han yahut Kün-Han (Gün-Han), Kanan/Kenan
adli Tur/Türk insanlari idiler. Dilleri Türkçe idi ve kimlikleri
Tur/Türk idi. En gelismis sehirleri olan ve TYRE diye yazilan sehirleri
TUR-EVI anlamindadir. Yanlislikla ve/veya yaniltma ile onlar da
Tur/Türk kimliklerinden uzaklastirilip dünyaya bilinçli olarak
"Semitik" halk diye tanitilmislardir. Bugünkü hallerinde onlar da
Araplastirilmis eski Tur/Türk insanidirlar. Fenikeliler, en azindan
2500 B.C. den beri yöreye yerlemis halklar iken, onlarla yakin
komsuluklari olan fakat onlari hiç sevmeyen "Hebrew" lerin yörede
peydah olmasi ancak 1200 B.C. yillarina raslar.
7.9) Fenikelilerin bir kolu olan "Kartacalilar" da kendi soydaslari
olan Fenikeliler gibi Türkçe konusan insanlardi ve bati Akdeniz
kiyilarina tamamen yerlesip denizcilikle ugrasiyorlardi. Fenikeliler ve
Kartacalilar (< Tr. "KOR-aTA-aÇA/EÇE) Atlantikteki adalara ve bu
arada günümüzde "Ingiliz adalari" diye bilinen adalarina kadar
uzanmislar ve oralarda yasayan diger yerli Tur (e.g. Druid <
Dur-idi/Tur-idi, Irlandalilar, Skotlar, Sikandiyalilar, Saksonlar
(Sakalar), ve digerleri) insanlari ile ticaret yapabiliyorlardi.
Elbetteki bir kismi bu gittikleri yerlerde yeni yerlesim yerleri
gelistirmislerdir. Kartacalilar da Tur/Türk dünyasindan koparilip
dünyaya yanlislikla Semitik halk olarak tanitilmislardir. Romalilar
tarafindan yenildikten sonra Kartaca sehri yakilarak ve sökülerek
temeline kadar tahrip edilmis, insanlari katledilmis ve geride
kalanlarda Arap, Ispanyol ve Italian gruplar içinde eritilmislerdir. Bu
arada bu Tur/Türk insanina ait kültür eserleri bir daha ele gecmeyecek
sekilde yok edilmis ve bu Tur/Turk medeniyeti de tarihten silinmistir.
Denir ki Kartaca sehri tahrip edildikten sonra köküne Romalilar
tarafindan tuz ekilmistir, belki de yerinde ot dahi bitmesin diye.
7.10) Günümüzde Suriye diye bilinen bölgelerin hepsi Turlarin
yasadiklari yerler olup "Turiye" adi ile bilinirken bu adin da T harfi
degistirilerek "Suriye" haline getirilmis ve Türklük kimliginden
uzaklastirilarak "Semitik" halklara mal edilmistir.
7.11) Günümüzde Filistin/Palestin gibi adlarla bilinenler insanlarin
atalari Balkanlardan Ramses III devrinde eski Misirlilarca "Deniz
Halklari" diye tanimlanan ve Balkanlardan gelen Tur/Türk soylu insanlar
olub bu günkü halleriyle Araplastirilmislardir. Zaten adlarinin
"Palestine" seklinde bir ad olusu, "istan" ekini tasimakla adin
Tur/Türk oldugunun isaretidir. Istan" eki Türklerin bulundugu ülkelerin
adlarina bir "damga" gibi eklenen ektir ve eski Türk diline ait bir
deyimdir. Ramsess III zamaninda eski Masar'a saldiran bu denizci
Tur/Türk halki Masarlilara yenilince, Ramses III onlari bugünkü
Filistin denen yerlere, kuzeyden gelebilecek akinlara karsi bir nevi
bekci vazifesiyle yerlestirmistir. "Onlarin Kuzeyinde, yani simdiki
Lübnanda da zaten Fenikeliler (Kanan/Kenan/Kün-Han) vardi. Böylece,
simdilerde hepsi araplastirilmis olan Fenikeliler, Filistinliler ve
eski Masarlar eski çaglarda yanyana komsu olan hep Tur/Türk soylu
halklar idiler. Bu günkü halleriyle bunlarin hepsi Araplastirilmis ve
yanlislikla Semitik halklar olarak bilinirler ve Tur/Türk
kimliklerinden koparilmislardir. Çok olasilikla "Palestine" adi Türkçe
"Fil-istan", "Bil-istan" veya "Pal/Bal-istan" deyimlerinden gelmistir.
Türkçe "bal" sözünün Semitik dillerde "mel" olusu bir tesadüf eseri
degildir.
7.12) Avrupanin tümü, Iskoçya ve yörelerindeki adalar da dahil olmak
üzere, Scandia (yani Iskandinaviada dahil) kuzeyden güneye uzanan bütün
avrupa Türkçe konusan Tur insanlari ile doluydu. Güneyde "Ispanya"
yarimadasi hep Tur insaninin oldugu bölgelerdi. Bu simdilerde "Bask"
diye bilinen group aslinda Asyali ve Tur soyundan insanlardi. Avrupanin
eski Turlarindan geriye kalan bu Turlar kendilerine "Euskara" derler ki
"Kara-Ogus" anlaminda olsa gerek.
7.13) Etrusklar Türkçe konusan Tur-Sakalar (TRSK) olup Italyanin
batisindaki ülkelerine verilen "Etruria" adi "Tur-Er-Öyü" Türkçe
sözünün kirilmis (anagrammatized) halidir. "Etruria" adi "Tur-Er-Öyü"
(Tur Insaninin Evi) anlamindadir. Adin Türkçeligi inkâr edilemeyecek
kadar açiktir.
7.14) Bütün bunlar Turandan ayrilip eski dünyanin çesitli bölgelerine
yerlesmis ve medeniyet gelistirmis Tur/Türk insanlariydi. Bu adlara
daha baska adlar ilave etmek te mümkün. Fakat bütün bu adlar arasinda
insanlik tarihinin en uzun ömürlü olani eski Tur/Türk dünyasina ait
eski MASAR/MISIR devleti olmustur.
7.15) Masar adi Oguz Kagan destaninda geçer. Eski Türkçe Masar adi
Türkçede halen MISIR diye bilinir. Eski MASAR'a Sumerler "MAGAN/MAGUN"
derlermis ki bu da yine Gün-Tanrinin adidir. Ayni sekilde Masar
Gök-Tanrinin adidir. Masar adi sonradan Greklerin ülkeyi zaptedip
yönettikleri zamanda "Gypsy", "GIPTI" adlarindan kaynaklanarak
("Gezginci Öyü") anlaminda "Egypt" olmustur. Bu ad ile aslinda
"gezginci Garachilar" olan Grekler eski Misir/Masar Tur/Türk devletinin
adini degistirmekle insanlik tarihinin en uzun ömürlü Türk devletini
tarihten sildikleri gibi onlari Türk dünyasindan da koparmislar ve
ayrica onlarin yarattigi medeniyeti de ogrulamislardir. Bu en eski
Tur/Türk devleti Masar/MISIR da pramitler, tas sütunlu hanlar, saraylar
yaparken gezginci Greklerler ortalarda yoktular bile. Eski Masar/Misir
devletine sonradan takilan "Egypt" adi ile tarih degistirilmis, bu
devletin Türklük kimligi bilinçli olarak elinden alinmis ve binlerce
yillik eski Tur/Türk tarihi yok edilmistir. Bati yazar çizerleri de
yazilarinda hep "Egypt" adini kullanarak Greklerin maksadina hizmet
ederler. Tür/Türk dünyasina ait eski Masar'i, saf bir görüntü vererek,
sanki onlarin gerçek Tur/Türk kimligini bilmiyorlarmis gibi
davranirlar. Hatta eski Misirlilari tanitirken kullandiklari dilde
onlari bir sis örtüsü içinde görüp yahut gösterip etnik kimlikleri
bilinmeyen kimseler olarak tanitirlar. Tur/Türk insaninin adini,
dilini, dinini ve etnik kimligini ya sahte bilgilerle kandirma
propagandasi yaparak veya hayatini zorlayarak degistirmek ve onlari
bambaska bir gruptanmis gibi göstermek Tur/Turk dünyasinin insanini,
medeniyetini ve kültürünü tarihten silmekten baska birsey degildir.
Tarihte MASAR gibi bir diger ad da MACAR adi olup Tur insaninin baska bir koludur.
7.16) Muhtesem bir geçmise sahip olan, her gittigi yerde medeniyetler
gelistirmis, insanliga hizmet etmis, pek çok konuda icadlar yapmis olan
Türklerin atalarini çekemeyenler son üç bin yil içinde bütün eski Türk
dünyasini tarihe karistirmislardir. Geriye kalan dil, din ve kültürü
talan edip aralarinda paylasmislar ve medeniyet kalintilarini da
müzelerinde göstermelik esyalar olarak toplamislardir.
8. ESKI TÜRK DINI
8.1) En azindan son buzullarin çözülüs zamanindan beri eski Tur/Türk
dünyasinin (Turan) gelistirdigi bir üçlü Gök-Tanri dini vardi. Bu gök
dininin temelinde evrende her seyi yaratan Bir-Gök-Ata-Tanri ile onun
yaninda Gün-Tanri ve Ay-Tanri ile tanimlanan üçlü bir "gök-tanri"
sistemi vardi. Bu tanimlamada Gök-Tanri BIR'di ve evreni yaratandi.
Onun yarattigi Gün ve Ay, benzetmeli olarak, Gök-Tanrinin gözleri idi.
Bu tanimlamada Gök Tanri bir "KOR/KÖR-TANRI" idi. Çünkü Gök-Tanrinin
bir gözüne hiç bakilamazken digerine istenildigi kadar bakmak mümkündü.
Gök-Tanrinin bakilamayan gözü yani çalisan gözü bir "OT/OD/UT" yani
"KOR" (atesh) olan Gün/Kün/Günesh (Gün-Tanri) idi. Böylece Gök-Tanrinin
bu gözü. Türkçe "KOR-GOZ/GÖZ idi. Gök-Tanrinin iyi çalismayan ikinci
gözü Ay yahut AY-TANRI olup bu gözün kendi isigi yoktu ve bu sebeple o
bir "KÖR-GÖZ" idi. Diger bir degimle, AY da Gök-Tanrinin KÖR-GÖZÜ idi.
Bu yüzden eski Turan dünyasinin üçlü Gök-Tanrisi hem KOR-GOZ ve hem de
KÖR-GÖZ olarak bilinirdi. Gök-Tanriyi temsil eden KOR-GOZ ve KÖR-GÖZ
adlarindan ötürü üçlü Gök-Tanrinin adi O-GOZ ve ondan dolayi da
OGOZ/OGUZ/OGUS adi ile bilinirdi. Böylece, OGUZ adi eski Türk
dünyasinin hem Gök-Ata-Tanrisinin, hem Gün-Tanrisinin ve hem de
Ay-Tanrisinin ayri ayri adi idi. Oguz'un en önde gelen hayvan simgesi
ise OGOZ/OKOZ/ÖKÜZ, diger bir adi ile "yabani BOA/BOGA idi. Bunun
yaninda Oguz'un binlerce adlari vardi ki onlar Gök-Tanrinin çok çesitli
yönlerini ifade eden adlardi. Bütün bu adlar günümüze kadar gelen essiz
bir dil olan OGUZ-KAGAN dilini yani Türkçeyi, baska bir degimle
"GÜN-TANRI" (GÜNESH-dilini) yahut "TUR-DILINI" olusturmustur.
8.2) Oguz yaratici Gök-Tanri olmasi sebebiyle "ATA-U-ER" (aTa-U-eR)
Türkçe deyimi ile de tanimlaniyor ve kisaca "TUR" (Tanri) olarak
biliniyordu. TUR ayni zamanda "UT-eR" (Od-Er, Atash-Er, Gün-Er)
anlaminda Gün-Tanrinin (Günes'in) adidir. TUR ayni zamanda "UTU-ER"
anlamindadir. UTU Sumer dilinde Gün-Tanri'dir yani Günesin adidir.
Türkçe hepsi ayni anlamda olan UT-U, OT-O, Atash-O, Kor-O hep
Gün-Tanrinin adlaridir. TUR sözü üçüncü anlaminda ise AY-Tanri'yi da
temsil etmekte olup TUR-ÖY deyiminde yerini almaktadir. Eski Tur/Türk
dilinde UT sözü ayni zamanda "Öküz" anlamindadir. Eskidenberi Tur/Türk
abidelerini ve Tur/Türk dünyasinin bayraklarini süsleyen "Hilal-AY",
benzetme yoluyla UT-ER'in, UTU-ER'in, TUR'un, TORA'nin (Okuz/Oguz-Er)
boynuzlaridir. Eski Tur/Türk dünyasinin tas ve kayalar üzerine islenmis
abidelerinde yuvarlak Günes Hilal-Ayin (Ark-AY) kollari arasinda
gösterilir. Türk bayragi Oguz Ata'nin sancagi ve bayragidir. Türkün
eski adet ve inançlari "türe/töre" olarak bilinir. Eski Tur/Türk
dünyasinda "töre" kanundur. Yahudi ve Hiristian dinlerinde "Bes Kutsal
Kitab'i" eski Tur/Türk dünyasinin törelerinden yararlanarak
hazirlayanlar ona "TORAH" adini vererek Türkün törelerine sahip
çikmislardir.
8.3) Avrupa dillerinde de bu TUR adi TYR, THOR, TOR, TORA, TAUR
sekillerinde yazilir ve "Tanri" (God) diye bilinir. Gök Tanri'nin TUR
adi Tur/Türk insanina çok eskilerden beri ulusal ad olmus ve bu sebeple
Türkler TUR diye bilinirler. "TUR" Tur/Türk insaninin milli adi ve
dogum yeri de "TURAN'dir". Baska bir anlaminda, TURAN yalniz Orta
Asyanin "Turan" diye bilinen bölgesi olmayip ayni zamanda Gök-Tanri
TUR'un sahip oldugu her yerdir ve bütün dünyayi ve belki de evreni
kaplar.
8.4) TURK adi "TUR-aKa" (Tur-Aka/Aga, Tur-Beyi) anlaminda Türkçe
deyimden gelir ve adin sonundaki "K" harfi Türkçenin "AKA/AGA/AHA/EKE"
ünvanini temsil eder. TUR sözü eski Türk dünyasinin Gök-Tanrisi olan
Gök-Ata-Tanri, Gün-Tanri (oT-U-eR) ve Ay-Tanrinin ortak adi olan TUR
adini temsil ettigi gibi o "Gök" yüzünü de temsil eder. Oguz-Kagan
destaninda Oguz-Kaganin ordularinin her zaman önünde giden Gök-Böri
(gök yeleli kurt) Gök-Yüzünü ve Gök-Tanriyi temsil eder. Tur/Türk
ordularinin her ne tarafa yönelse karsisinda Gök-Böri'yi rehber olarak
görmesi onlarin "gök renkli gök yüzünü" ve Gök-Tanriyi kendilerine
rehber olarak görmeleri anlamindadir. Gök yeleli "Gök-Böri" bulutsuz,
ap-açik gök-yüzünün gök-renkli Gök-Tanrisini ve boz-yeleli "Bozkurt"
adi da ak yahut boz bulutlarla kapali "Boz renkli" gök-yüzünü yani
Boz-Böri'yi" temsil eder. Türk'ün Böri adi "Kurt" adi ile esdir. KURT
adi ise TURK adinin tersidir. Böylece "Kurt" (Boz-kurt yahut Gök-kurt)
eski Tur/Türk dünyasinda Türk adinin bir baska hayvan simgesidir. KURT
adi ayni zamanda "KUR/KOR-aTa" seklinde Gün-Tanri'nin, ve
"KUR/KÜR/KÖR-aTa" seklinde hem Ay-Tanri'nin ve hem de KOR/KÖR
Gök-Ata-Tanri'nin hayvan simgesidir. Türkün efsaneleri ezeldenberi
Boz-Kurt ve/veya Gök-Kurt nakislari ile süslenip islenmistir.
8.5) BORI adi içinde ayrica Gök-Tanrinin baska bir adi da gizlidir.
"BORI" < > "BIR-O" deyimleri es-degerdedirler. "BIR-O" Türkçe
deyimi ise Gök-Tanrinin adidir ve böylece KURT (BORI/BÖRI) Türkün
tanrisinin ve hem de Türk adinin hayvan simgelerinden birisidir.
8.6) Eski Tur/Türk dünyasinin Günesh, Gök-Ata-Tanri ve Ay-Dede
(Baba/Ata/Apa) dan ibaret gök varliklarini evrensel üçlü bir Gök-Tanri
olarak bildigi bu kavram Türk dünyasinin onbinlerce sene evvelinden
beri, ta ki Islam dinine girinceye kadar, taptigi ve tapindigi evrensel
dinini olusturur. Bu üçlü din kavraminin en göze görünür ve baskin biri
Günes oldugundan ve ayni zamanda Günes dünyada her seye hayat veren bir
ve birinci gök varligi oldugundan Tur/Türk insani Günese ve ondan sonra
da Ay'a tapardi. Turan insaninin dünyada gittigi her yerde gelistirdigi
medeniyetlerde yarattigi kutsal tapinaklar birer "tag/dag" gibi
görkemlidirler. Zaten, Türkçenin ATA ve TAU/TAG-U (Dag-o) deyimleri
birbirine akran adlardir. Onun içindirki daglar ve dag baslari Tur/Türk
insani için kutsal yerlerdir. Eski ve yeni Tur/Türk dünyasinda dag gibi
yükselen tapinaklar hep Gök-Ata-Tanri, Gün-Tanri ve Ay-Tanri için Tur
insani tarafindan eski ve yeni dünya kitalarinda dikilmistir. Gerek
Dogu Turkistanin "Turfan" bölgesinde bulunan yipranmis piramitler ve
gerekse Asya, Avrupa, Afrika ve Güney Amerika kitalarinda eneski yerli
halklar tarafindan yapilmis piramitler hep Tur insaninin bu kutsal
tapinaklari arasindadir.
8.7) Bu Turan dünyasinin dinini daha ayrintili görmek için internet sayfamda su yaziya bakilmasini öneririm.
http://www.compmore.net/~tntr/tur2.html
8.8) Dünyada daha sonra gelistirilmis yeni dinler hep eski Türk
dünyasinin üçlü Gök-Tanri din kavramindan alinarak gelistirilmislerdir.
Bu arada yeni dinler eski Türk dünyasinin bu çok eski dinini önçe
"paganlik" adi ile küçümseyip karalamislar, ve ayni zamanda da Tanri,
Ogus, Tur, Mata/Mete/Mede adlarini insanlarin din inancinda
öldürmüslerdir. Hatta Essiz Gök-Ata-Tanriyi "SATAN/SEYTAN" seklinde
dünya insanina karalammislar ve menfi din propagandasi yoluyla dünyanin
bu çok eski everensel dinini yok etmislerdir. Bu arada Tur/Türk
dininden arta kalan Türkün inanç ve törelerine de sahip çikilarak yeni
sekiller içinde insanlara pazarlamislardir. Eski Tur/Türk Masar Devlet
Turan duunyasinin bu eski dinine her yönüyle inanan ve tapan bir devlet
idi.
8.9) Türk dünyasinin eski dini "SHAMANLIK" idi seklinde olan tanitmalar ise
bilinçli olarak uydurulmus yaniltmalardir. "SHAMANLIK" tanimlamasi ile
eski Tur/Türk dünyasinin muhtesem dini ilkel bir din haline indirilmis
ve ona inanan insanlara da ilkellik damgasi vurulmustur. Diger taraftan
dünyaya yeni din veriyorlarmis gibi bir görüntü verenler aslinda eski
Tur/Türk dünyasinin dinini, ki eski dünya hep Günes dinine inanirdi,
yalniz Ay-dini yaparak yeni bir kalip içinde dünyaya satmislardir.
Fakat bu yeni kalipta insanlara "din" verme görüntüsü altinda, gerçekte
dünyanin politik ve ekonomok kontrolunu elegeçirip insanlarin
sömürülmesi hedef alinmistir. Nitekim basari da gösterilmistir. Böylece
yeni dinler din olmaktan çok, dünya insanini kontrol etmek ve sömürmek
için eski Tur/Türk inanç ve törelerinden bilinçli olarak düzenlenmis,
bilhassa Tur/Türk dünyasina karsi gizli hedefleri olan politik ve
ekonomik kontrol araçlaridirlar.
8.10) "SHAMAN" adi Türkçe "IShI-MAN" (Ishi veren er) anlaminda
Gün-Tanrinin (Günesin) adidir. Ayni zamanda, "ESHE/EÇE-MAN" seklinde
AY-Tanri'nin yani "KAM-Tanri" nin yani Ay'in adidir. Türkçe "kam" sözü
Türkçede "shaman" anlamindadir. Bu ad, sanki bir sihirbaz imis gibi
Ay'in devamli sekilde görüntü degistirmesinden ötürü verilmis bir ad
olsa gerek.
8.11) PAGAN adi da Türkçe "aPA-aGa-AN" (Gök-Aga-Ata, Gök-Tanri)
degimlerinin baska bir seklidir ve Gök-Tanriyi temsil eder. PAGAN ayni
zaman da "APA-GÜN" (Ata-Gün, Gün-Ata) degiminin biraz degistirilmis
halidir. Uçüncü bir anlaminda PAGAN sözü Türkçe "aPa-AG-AN"
(Gökün-AG/AK-Apasi/Atasi) anlaminda yine Günesi ve AY'i tanimlayan bir
addir. Eski Tur/Türk dünyasinin dilinde tek söz içine Tanri ile ilgili
birden fazla tanimlama islemek eski bir töre idi.
8.12) Türk insani gerek atalarinin eski Gök-Tanri, Günes ve Ak-Ay
dininin geregi olarak ve gerekse kendi dünya görüsüne uygun olarak
daima "AK'i" yani "Günesi" (Ak-Han'i) ve Ak Ay'i tanri bilmistir ve ona
göre ak-alinli, açik, adil ve hosgörülü davranmislardir. Eski Türk
dünyasinin Gök-Ata-Tanri, Günes-Tanri ve Ay-Tanri dininin töreleri
geregi "Gün-Ata" nin yani OGUZ-ATA-nin her rengini ve bilhassa onun
daimi rengi olan AK, AL, MOR gibi renklerine ve gök'ün "GÖK" rengine
dininde ve dilinde önçelik tanimistir. Onun içindir ki gök'ün "GÖK"
rengine Tur/Türk dilliler "TÜRK-OGUZ" anlaminda "turkuvaz" (firuze <
Tr. "bir-euz/ouz", turqoise) adini vermistir. Türk insani karayi,
Kara-AY'i ve Kara-Yeli saygi ile anmakla beraber, baskalari gibi
kendine "tanri" edinmemistir. Onun için "kara gece" renksizliktir,
gizliliktir, her türlü felaketlerin olusturuldugu bir ortamdir. "kara"
rengi onun için pek ugurlu sayilmaz. Tur/Türk insaninin dünyaya verdigi
muhtesem medeniyetin öncelikle sebebi Türk insaninin Gün-Tanriya
(Günese), onun ak-isigina ve ak adaletine tutkun oldugu içindir.
8.13) Eski Türk dünyasinin dinini yok edenler, onu "PAGANLIK" ve
SHAMANLIK" gibi terimlerle ilkel göstermisler, eski Turanin Günes ve
Ay'a tapan Gök-Tanri dininin tanrisinin adi olan "OGUZ" adinin
zihinlerden silinmesini etrafa gönderdikleri kandirici dilcilerle temin
etmislerdir. Ne gariptir ki Türke Türkün bu en eski gerçek dinini
kötüleyip unutturanlar, onun yerine getirdikleri yeni dinlerde eski
Tur/Türk dininin bütün törelerinden yararlanip onlara sahip
çikmislardir. "AS-ATA-AN" (Essiz-Gök-Ata) olan OGUZ-ATA'yi
"SATAN/SEYTAN" adiyla tanimladiklari gibi, bu dinden ilhamini alan ve
dünyada bir zamanlar evrensel bir dil olan Türkçeyi de ondan turetilen
yeni dillerle öldürmegi amaç edinmislerdir. Bütün bunlarin kökünde,
Tur/Türk insaninin dünyaya medeniyet vermis olmasi ve "onlarin
yapamiyacagi bir sey yoktur" düsünce ve korkusuyla Tur/Türk dünyasinin
kiskanilmasi ve çekilememezligi yatmaktadir.
8.14) Hiristiyanlik bütün Avrupaya yayilmadan evvel Avrupa halki hep
eski Tur/Türk dünyasinin üçlü Gök-Tanri dinine tapiyordu. Örnegin, ünlü
ilk Roma imparatoru GAIUS AUGUSTUS CAESAR adi tümüyle bir Tur/Türk
ünvanidir. Söyleki: GAIUS < "G-AI-US" < Tr. "aGa-AI-US" (Aga
Ay-Tanri), "AUGUSTUS" < "AUGUS-T-US" < Tr. "OGUS-aTa-US"
(Oguz-Ata-Us yani Gün-Tanri) ve "CAESAR" < "CA-ES-AR" < Tr.
"AKA-AS-ER" ("Aga Essiz Er" yani Gök-Ata-Tanri) anlamlari ile eski Türk
dünyasinin üçlü Gök Tanrisini tanimlayan öz Türkçe ifadelerdir. Bu ünlü
Roma imparatoru kendine Türkün Gök-Tanrisinin adini Türkce bir ünvan
içinde vermesiyle kendini sereflendirmistir. GAIUS AUGUSTUS CAESAR
Tur/Türk dünyasinin eski dinene tapan sözde "pagan" birisiydi. Buna
ragmen, Batinin onu Latince bir ad olarak göstermesi bir yaniltmacadan
ibarettir.
8.15) Hiristiyanlik Avrupaya yayilirken, Avrupanin eski ve yerli halki
olan Gök-Tanriya tapan Turlari insanlik tarihinin en büyük soykirimina
hedef olmuslardir. Cadi diye ateslerde yakilanlar büyük olasilikla
Avrupanin Tur insanlariydi. Belki de milyonlarcasi kendi eski "günes"
dinini kaybetmemek için giristikleri savasi hayatlarini vermekle
kaybettiler. Günümüzde "soy-kirim" anlaminda kullanilan "genocide"
sözcügünün aslinda "GENOCi-IDE" < Tr. "GUNCI-IDE-O" (O-Günci-idi,
O-Gün'e tapandi, O-pagandi) anlaminda bir Türkçe deyimden geldigi
asikardir. Yine tarihte Romalilari eglendiren, sözde "kiliç" anlaminda
bir sözcük olan "gladius" sözcügünden geldigi iddia edilen ünlü
GLADIATOR oyunlarinin adi aslinda "AGLADI-TOR" Türkçe deyiminden baska
birsey olmasa gerek. Elbetteki vahsi hayvanlara atilip vahsice
öldürülenler Tur olmayip ta baska birisi de olsaydi, oyunun
vahsiliginden onlar da "aglardi". Fakat ne varki söz içinde gizli olan
anlamda arslanlara atilanlarin çogunlukla Tur oldugu anlami gizlidir.
Ayrica, "gladius" sözü içinde de "adi-gilus/gilush" (adi giluç) Türkçe
deyimi kirilma yoluyla gizlidir. Görülüyor ki Avrupanin binlerce yillik
yerli halklari olan Tur insanlari yeni din bahanesiyle kitadan
temizlenirken büyük soy kirimina ugratilmistir. Ne ilginçtir ki
Avrupanin yeni yetme dini bütün kitaya yayilabilmek için bu
soykirimlari gerekli ve hosgörü ile karsilamistir.
9. TÜRK DILI GÜNES DILI / TUR DILI / TANRI-DILI
Elbetteki Türkce hakkinda söylenebilecek pek çok husus vardir ve bu
konuda pek çok kitaplar yazilmistir. Benim buradaki maksadim
söylenilenleri tekrar etmek degil asil söylenilmemis olan, yahut
alisilmamis olan hususlari dile getirmektir.
9.1) Tür/Türk dünyasinin dili olan Türkçe Türkün Tanrisinin adindan
kaynaklanan bir dildir. Diger bir deyimle, eski Türk dünyasinin çok
eski Gök-Tengri dinine ait töreleri, one inananlarin her türlü yasamina
bir rehber oldugu gibi Tur/Türk dilinin gelismesine de rehber ve kaynak
olmustur. Gök-Tanri, Günes ve Ay Tur/Türk insaninin dilinde pek çok
kavrama, yer, ülke, köy, kent, ur/ör, örük, dag, su, deniz, göl, nehir,
kum, çöl, vs. adlarina, Tur/Türk insaninin çogalan boylarina, uruk
adlarina, bey, aga, han, kan, hakan, kagan adlarina, atasina, anasina,
bebegine, babasina, apasina, ünlü insanlarini taniyip degerlendiren
adlarina, sayilarina, sahis zamirlerine, aylarina, günlerine, gök te
yildiz kümelerine, yönlere, dogasinda hayvanlarina, isinde kullandigi
icadlarina, vs. hep ad kaynagi olmustur. Dilinde en güclü kavramlari
tek heceli sözcüklerle tanimlamis ve dil gelistikce, bu kavramlar
birbirine eklenerek yeni kavramlarin adi olmustur. Sözcükler birbirine
eklenerek deyimler ve deyimler birbirine eklenerek cümleleri
olusturmustur. Türk dili bu haliyle de yazi icadina en uygun bir dil
olmustur. Böylece Tur/Türk dili bir Tanri dili, Günes dili ve Ay dili
olmustur.
9.2) Dikkat edilmelidir ki Türkçede her tanimlama "tur" eki ile, yani
gerek Türk'ün tanrisinin ve gerekse kendisinin adi olan TUR sözü ile
biter; örnegin: okul-tur, ata'tur, ana'tur, Ay'tur, Gün'dür, vs. de
oldugu gibi. Bu ek günümüz Türkçesinde DUR, DÜR, DIR, DiR, eklerinde
T/D degismesi göstererek geçer. TUR ekinin Türkçeye bu kadar hakim
olusu gelisi güzel olmus bir durum olmayip eski Tur/Türk atalarinin Gök
dini ile dillerini birbirine baglamalari neticesidir.
9.3) Türkçe bir "OGUZ" dilidir onun içindir ki "Oguz" adi ile Türkçe
"aguz" (söz) birbirine benzer. Bu da tesadüflerin neticesi degildir.
Yukarida isaretledik ki Türkün atalari konustugu dilin sözcüklerini
Tanrinin adina yakistirarak yaratmistir. Onun içindir ki Türk töresinde
"KORKUT-ATA" (< "KOR-KUT-ATA" < > "KUTSAL-KOR-ATA" yani
"GÜN/KÜN" (Gün-Tanri) her seye "ad veren" olarak bilinir. Bu sebebledir
ki Türkçe "GUNESh DILIDIR". Günesh sözü asil Gün-ishi" Türkçe
deyiminden kaynaklanir. Gün ise gün-isinin kaynagi oldugundan "gün" ve
"günesh" ayni anlamda dilimizde kullanilirlar.
9.4) Türk dili bir "MA", yani "AY" dinidir. Oguz-Kagan destaninda
Oguz-Kagan Ay'a "MA/MAH" adini verir. Böylece AY hem ma'dir/muhtesemdir
ve hem de AY'in baska bir adi olan MA/MAH dir.
9.5) Bunun yaninda Türkçe bir MA dilidir. Türkçe de hiç bir dilde
olmayan bir özellik vardir ki o da hem "olumluluk" (positive) ve
"olumsuzluk" (negative) ayni "MA" eki ile ifade edlir. Örnegin olumlu
anlamda: okuma, yazma, gitme, gelme, gülme, yeme, içme, vs de oldugu
gibi; olumsuz anlamda: okuma, yazma, gitme, gelme, gülme, yeme içme, vs
de oldugu gibi. Güney Americanin Maya ve Aztek yerli halklarinin
dilinde de ayni ikilik vardir ve olumsuzluk "ma" eki ile yapilir.
Dikkat edilmelidir ki Ay-Tanri da bir "ikililik" tanrisidir. O, ayni
zamanda, hem "aktir" ve "karadir", fakat her iki halde de "Ma" dir.
Ay-Tanri MA-ATA'dir", yani MATA/METE/MEDE sekillerinde eski Tur/Türk
dünyasinin AY-Tanrisidir. Türkün "Büyük Hun Imparatorlugunun" kurucusu
METE-HAN adini bu kavramdan alir. Tarihte Mede'ler ve Mitanniler
adlarini yine bu addan alirlar.
9.6) Türk dilinin fiilleri hep "mek/mak" ekleri ile biter. Bu ek te
Günesin adi olup "MA-AK" Türkçe deyiminden kaynaklanir. Böylece Türkçe
fiiller bile günesin adi ile biter. Bunun gibi diger Türkce eklerin pek
çogunda da yine yine Gök-Tanri'yi tanimlayan Türkce adlar vardir.
9.7) Tur insani dilinde Gök-Tanriyi sonsuza kadar yasatabilmek için
gelistirdigi alfabenin harflerinin adina da yine Gün-Tanrinin,
Ata-Tanrinin ve Ay-Tanrinin adlarini vermis ve böylece, gerek Türk
dilinde ve gerekse bütün diger dillerde hep Türkce olarak Tur/Türk
insaninin tanrisinin adi söylenilmeden edilemez. Verilen bilgilere
göre, bu seref tarihte Tur/Türk insani olan adilari Kun-Han, Kan-Han,
Kanan, Kenan (Canaan), Efe-Kin-Eli, Efe-Kün-Eli (Fe-nik-eli) Türkçe
deyimlerinden gelen Gün-Hanlara nasip olmustur. Gerek Bati ve gerekse
Semitik dillerde de bu harfler kullanildigindan, Gök-Tanrinin adinin
her dilde okunmasi sonsuza dek saglanmistir. Bati dillerinde bu eski
Kan-an/Kün-Han alfabesi ile yazilan her sözcüklerde daima hem tanrinin
adi gizli olarak arkada Türkçe olarak ve hem de onu örten fakat günlük
bir kavrami ifade eden Türkce bir deyimin kirilmis hali yeni sözcüklere
temel teskil eder. Alfabede her harfin adininin Türkçe olarak
belirlenmesi Türk dilini ve ondan üretilen diger dilleri bir Tanri dili
olarak belirler.
9.8) Türkcede her söz geçmisten kalma bir yazit, bir resim, bir kazit
gibidir. Bu diger dillerde de öyledir. Her sözcügün tanimlamasi asiri
bir gerçekcilige ve mantiga dayanmaktadir. Her sözcük eski Tur/Türk
dünyasindaki kültürün, dünya görüsünün, hayat felsefesinin küçük bir
bölümünü anlatir ve onu gelecege götürür. Dil "Aguz'dur"; Agus
"Oguz'dur". Böylece Oguz ve Aguz biri digerinin aynidir, yani Oguz'suz
aguz ve "agus'suz da Oguz olmaz. Oguz insan oglunun adidir ve her
insanin da "aguz'u" vardir. Tanri-Oguz adi söylendigi ve anildigi zaman
vardir. Söylenmedigi zaman yalnizdir ve tek basinadir. Kültür aguz'un
kavramlara "ad" vermesiyle olur. Adi konulmamis nesne var bile olsa adi
olmadigi için bilinmez. Bilinmeyen nesne ise "yok" anlamindadir. Onun
içindir ki "dil, ses, söz" tanri ile dogmustur. Bebek dogdugunda ilk
isi "sesini" çikarip dünyaya geldigini ilan eder. Onun ilk bagirmasi
onun sesi ve sözüdür. Söz Tanri kadar güclüdür. Onun içindir ki
Tur/Türk töresinde Korkut-Ata "Ad veren" olarak bilinir yani o bir
"AD/AT-HAN'dir". AT/AD-Han'in disilestirilmis hali "At-Han-Ana'dir".
"At-Han-Ana" Türkçe deyimi eski Tur Ay-Han (Yunan) dilinde "ATHENA"
(< At-Hen-a) seklinde kendini gösterir. Athena da Zeus'ün
(aZ-EUS'un/Ouz'un (Essiz-Oguz'un) aguzundan dogmustur ve her ad gibi o
da tektir ve bakiredir. Bati dinlerinde "Ilk defa Söz (Word) vardi"
deniyor. Bu gelisigüzel söylenmis bir ad degildir. Türkçenin "aguz içi"
anlaminda bir sözü olan "avurd/avurt" Ingilizcede karsimiza "WORD"
olarak çikiyor. Bu tesadüflerin neticesi olmayip bilincli sekilde Türk
dilinin birileri tarafindan asurulmus oldugunu gösterir.
9.9) Türkçe çok olasilikla 2000 yil evveline kadar, belki de daha
sonralarina kadar, bir dünya dili idi. Genesis 11 de belirtildigi gibi
bu dünya dili onu istemeyenler tarafindan bilinçli olarak
karistirilmis, gözden düsmesine sebep olunmus ve konusulma alani
daraltilmistir.
9.10) Avrupa kit'asinin eski Tur insani tamamen yok edildikten sonra
dilleri de dinciler tarafindan çarpitilmis ve taninmaz hale
getirilmistir. Ayni karisiklik, Avrupali Yeni-Dünya Amerikasina
vardiktan sonra oradaki yerli insanlarin dillerine de tatbik edilmis ve
onlarin kimlikleri de taninmaz hale getirilmistir.
9.11) Bati dillerinde de Türkçenin "Günes dili" oldugu kavrami iyi bir
sekilde saklanmistir. Hemen hemen her sözcügün içinde gizli ve Tanriyi
tanimlayan bir anlam oldugu gibi ön tarafta da sözcügün günlük
islemlerde kullanilan anlami vardir.
9.12) Tur/Türk insaninin atalari, eskinin tek heceli Türkçesinin yaziya
en uygun bir dil olmasi sebebiyle yaziyi icat etmis ve onu dünyaya
hediye etmistir. Bunu inkar edenler Tur/Türk insaninin basarisini
çekememe asagilik duygusu içinde olduklarindan bu basariyi Türk'e
maletmezler.
9.13) Günümüz de Türkçesi disinda olan pek çok diller Türkçeden
yapilmistir. Hint-Avrupa ve Semitik diller Türkçe deyimlerin ve
sözcüklerin kirilip yeniden sekillendirilmesi neticesi yapilan
dillerdir. Suna bilhassa dikkat edilmelidir ki bu "yabanci" dillere
kaynak olan, Türkçenin sözcüklerinden çok kavramlari tanimlayan
"deyimleri" yani ifadeleridir. Bu sebepledir ki diger dillerde Türkçe
sözcüklerle basabas ayni yapida ve anlamda sözcük bulmak zordur. Fakat
yabanci dillerin çok karisik görünen sözcükleri Türkçenin ayni anlami
ifade eden deyimleri ile kiyaslandiginda durum hemen degismekte ve
önümüze yepyeni bir kapi açilmaktadir. Bu alisilmadik bir kavramdir ve
ilk bakista dinleyenlere inanilmaz gibi gelirse de, konu dikkatle
incelendiginde kavramin yeni dil yaratma konusunda çok uygun ve en
kolay bir yöntem sekli oldugu ortaya çikar. Hele, Türkçe gibi gelismis
bir dil temel dil-bilgisi kaynagi (data base) olarak alindiginda,
istenildigi kadar yeni dil üretilebilinir. Nitekim bazilari bundan
enine boyuna yararlanmislardir. Bu tezimizi destekleyen sözcükler
listesini ayrica verecegim.
9.14) Türkçeden yararlanarak gelistirilen yabanci diller bilinçli ve
kontrollu olarak Türkçeden yapilirken ortaya çikan sözcüklerin
Türkçeden oldugunun taninmamasi için özel gayret sarfedilmistir ve bu
iste de çok büyük basari gösterilmistir. Denebilirki Türkçeden "yabanci
sözcük" üretme isi günümüzde bile devam etmektedir. Bir tarafta Türkçe
gibi muazzam bir dil hazinesi varken ve onu "kirip yeniden
yapilandirma" yoluyla yabanci sözcük üretmek isi bu kadar kolay iken ve
bu bil-ogrulugunun da simdiye kadar farkina varilmadigina göre,
günümüzde de bu isin yapilmamasi için hiç bir sebep olmasa gerek.
9.15) Tezimizin geregi olarak, Türkçe "bir-ana" yahut "bir-ata" (>
proto) dil oldugundan, kendinden üretilen dillerden önce gelismis bir
dildir. Dogal olarak "türedi-diller" anadan ve atadan çok daha genç
olan dillerdir. Bu görüs içinde, örnek olarak denebilir ki Hint-Avrupa
ve Semitik diller hiç bir zaman Türkçe kadar eski diller olmayip, ve
hele kendi basina bagimsiz olarak gelismis diller degildirler. Aksine,
bu diller Türkçeden gelistirilmislerdir. Onlarin kendi basina alti-yedi
bin senedenberi gelistirilmis oldugu iddialari ise inandirici olmaktan
uzak oldugu gibi büyük bir olasilikla ayri bir yaniltmacadir. Günümüz
dilcileri bu gibi iddialari yaparken, aralarinda çogu dilciler gerçegi
bilmemekte ve asil gercegi bilenler ise onlara gerçegi
söylememektedirler. Dillerin anasi veya atasinin "Türkçe" oldugunu
itiraf etmek her batilinin kolaylikla kabullenecegi bir kavram
degildir. Çok iyi niyetli arastiricilar bile dillerin kökü konusunda
yanlis yola sevk edilmislerdir.
9.16) Bati dillerinin Türkçeden ayri ve bagimsiz bir sekilde gelismis
oldugu iddialari bu dillerin Türkçeden bilinçli sekilde yapildigi
gerçegini daha da kapatmak için bas vurulan çarelerden birisi olsa
gerek. Bunun böyle oldugunu, an azindan Greek, Latin ve diger
Hint-Avrupa dilleri ile Semitik diller konusunda gösterecek durumdayiz.
Prof. Emeritus G. S. Kirk, "The Nature of Greek Myths" baslikli
kitabinda, "Greek" sözünün çok belirsizliklerle dolu oldugunu, "Greek"
dilinin de "Akadian" dili gibi bir milleti degil bir "dili" temsil
ettigini " yazar. [4] Elbetteki bir "millet" olmadan bir dil olmaz ve
olamaz. Kendilerine Akadian ve Hellen (Greek) diyen gruplar gezginci
gruplardi ve bir millet degillerdi. Fakat kendilerine dil diye
gelistirdikleri diller birincisinde Sümerceden ve ikincisinde de
Türkçeden kirilarak gelistirilmis uyduruk dillerdir. Bu dillerin
Türkçeyi çok iyi bilen dilciler tarafindan bilinçli olarak yapildigini
gösteren çesitli sözcükleri ayrica verecegiz.
9.17) Bu dilleri yapanlar büyük olasilikla çok azinlikta olan fakat
politik ve ekonomik gücü ellerinde tutan dinci müesseselerin adamlari
olmuslardir. Gerçegi söylemek yerine her seyi gizli tutarak ondan
kendilerine çikar saglamayi hedef edinenler, gizlilik sayesinde normal
halkin duygularini ve dolayisiyle de kendilerini rahatlikla kontrol
edebilmislerdir. Bu gizlilik, dünyaya pek çok yalanin söylenmesine,
fitne fesat tohumlarinin atilmasina ve gizli oyunlarin oynanmasina
uygun bir yuva olmustur.
10. KIRILMIS TÜRK DILINDEN YAPILMIS SÖZCÜKLERE BAZI ÖRNEKLER
10.1) Yukarida verdigim bilgilerin isiginda simdilik kisa bir liste ile
dediklerimi canlandirmak istiyorum. Bu listede bazi Ingilizce
sözçükleri ve anlamlarini verdikten sonra Türkçenin sözcüge kaynak olan
sözcük veya degimini veriyorum. Bazi hallerde Ingilizce sözcük ile es
anlamli diger sözcükleri de veriyorum (synomym). Dikkat edilmesi
gereken husus sudur: bir tarafta yabanci bir sözcük diger tarafta
Türkçe bir ifade. Her ikisi de ayni ünsüzleri ve deyisik sayida
ünlüleri kullaniyor. Fakat ünlülerin bir kismi yabanci sözcükte ya
düsürülmüs ve/veya baska bir ünlü ile yer degistirilmistir. Her iki
durumda da anlam birbirinin ayni veya birbirinin yakini, veya biri
digerinin dil bakimindan akrabasi. Ayri ayri birbirinden bagimsiz
olarak gelistirilmis dillerde bu gibi sözcük benzerliklerinin olmasi
olasiligi sifir denecek kadar az. Hele her iki dilde de bulunan benzer
sözcüklerin ve/veya deyimlerin sayisi arttikca olasilik derecesi de
iyice düser.
10.2) Benzerliklerin bu kadar yakin olabilmesi için bir dilin
digerinden kaynaklanmasi gerekir. Türkçeye giren yabanci sözcükler ak
zemin üstünde kara lekeler gibi hemen kendilerini belli ederler.
Çünk¨¨Türk diline giren yabanci ßuozcüklerin kimligi saptirilmaz. Fakat
Türkçeden yabanci dillere giren Türkce deyimler ise bilinçli olarak
eritilmisler ve kimlikleri bir daha da taninmamak üzere
degistirilmislerdir. Bu ancak özel yöntemlerin neticesi olabilir. Hedef
üretilen sözcüklerin Türkçeden alindigini isaretleyen bütün izlerin
ortadan kaldirilmasidir. Bu sebeple, gerek harflere ve gerekse hecelere
yer degistirilmis olmasi çok dogaldir. Bu durumu tesadüflerle izah
etmek imkânsidir. Böyle bir durumun olabilmesi için bir tarafta
bilinçli bir sekilde Türkçe ile ugrasilmis olmasi gerekir.
10.3) Daha genis bir liste ayrica kitabimda verilecektir. Asagidaki
listede alfabetik sira ile verilen her sözcük ayri ayri tanitilmis ve
nasil degisimlere ugratildiklari hakkinda (anagrammatizing) bilgi
verilmistir.
***
INGILIZCEDEN BAZI SÖZCÜKLER
ACE: "outstanding" ve "one of a kind" ile es-anlamli bu sözcük Türkçe
"bir" ve "essiz" anlamlarinda olan Türkçe AS sözcügünden kirilmistir.
Hem yazilis ve okunus bakimindan Türkçe AS sözcügünden uzaklastirilmis
olmasi onun aslinin Türkçe oldugunun taninmamasini saglar.
ACHE: pain, agony, hurt ile es-anlamli aci ve agri ifade edip Türkçe
ACI sözcügünden yapilmistir. C harfi Ç'ye (CH) degistirerek ve ayrica
CH'yi K sesi gibi okuyarak taninmaz hale getirilmistir.
ACCIDENT: Bu sözcük "ac-ci-dent" ve "ak-si-dent" seklinde analiz
edildiginde Türkçenin "AKSI-eDENTi" (kazadi) degimi oldugu görülür. Bu
aksilik yaratan bir olayin adi. Türkçe deyimdeki ilk K harfi C harfine
degistirildigi halde yine K seklinde seslendilrilmekte, fakat S harfi
ise yine C harfine degistirildigi halde S seklinde seslendirilmektedir.
Ve böylece her hangi bir kural gözlenmemistir. Ayrica, Türkçe "EDENDI"
deyiminin E ve I bas ve son ünlüleri düsürülmüs, neticede iki kirilmis
veya bozulmus Türkçe sözcükler birlestirilerek yeni sözcügün Türkçe
kimligi silinmistir.
ACCIDENTAL: "acci-den-tal" seklinde incelendiginde Türkçenin "aksi eden
oltu/oldu", "aksilik oldu", "kaza oldu" anlamlarinda olan
"AKSI-eDEN-ALTu" degiminden yapilmis oldugu belli oluyor. Taninmamasi
için gereken kirilma ve degistirmeler yapilmis kaynak gizlenmistir.
ADJECTIVE: Türkçede "sifat", "isimleri tasvir eden tanimlayici söz"
anlamlarinin karsiligi olan bu sözcük "ad-jec-tive" seklinde
incelendiginde Türkçenin "AÇIK-ETIVDI" (açik edipti anlaminda)
deyiminin yozlastirilmis hali oldugu görülür.
ADORE: "worship", "praise" ve "love intensely" ile es-anlamli olup bir
kaç anlami var ki simdilik birisi ile yetinelim. "Ado-re" seklinde
incelendiginde Türkcenin "ADU-ER" (adI-er) deyimi oldugu görülüyor. ER
sözü is Türkçede er, koca, es, erkek, kahraman ve insan
anlamlarindadir. ER sözü tersine çevrilerek gizlilik saglanmistir.
ADVERT: Türkçede "adini zikretmek" anlaminda olan bu sözcük Türkçenin "AD-VERTI" (ad verdi) deyiminin yozlastirilmis seklidir.
ANTE: "before" ile es-anlamli ve Latincesi de "ante" olan Türkçe "önce"
anlaminda bir sözcük olup Türkçenin "ÖNTE/ÖNDE" sözünden üretilmistir.
Sözcüklerin yapilarinin ve anlamlarinin ayni olusu birinin digerinden
yapildiginin isaretidir.
ANTECEDENCE: "precedence" ve "going before" anlamlarinda olan bir
sözcük olup "ante-cedence" seklinde ikiye ayirdigimizda Türkçe
"ÖNTE-CEDENCE"(ÖNDE GIDENCI) deyimi ile karsilasiyoruz. Bu kirilmada
Türkçe GIDENCI sözü CEDENCE sekline degistirilerek ve zaten kirilmis
olan ANTE ile birlestirilip yeni bir sözcük üretilmis ve Türkçe oldugu
gizlenmistir.
ANTECEDENT: "going before", "prior in time" ile es-anlamli olup
"ante-cedent" seklinde incelendiginde Türkçenin "ÖNTE-GEDENTi" (önde
gidendi) degiminden gelistirildigi asikardir. Gerekli gizlilik
ünlülerin degistirilmesi veya düsürülmesi ile ve bazi ünsüzlerin de
degistirilmesi suretiyle saglanmistir.
ANTI: "against" anlaminda olup Türkçenin "ITEN" (karsi koyan) sözcügünden degistirilerek üretilmistir.
-ative: bir kelime sonu eki olup Türkçenin "ETIV" (etif, ediv, edip) sözünden kirilmistir.
AYE-AYE: Türkçenin "HAY-HAY" deyiminin degistirilmis hali.
BEAU: "adore" ile es-anlamli olup sevmek anlamindadir. "Bea-u" seklinde
incelendiginde, kadinin beyi, esi, eri, kocasi, sevgilisi anlamlarinda
olup Türkçenin "BEY-O" (BAY-O) sözünden degistirilerek yapilmis ve
Türkçeden alindigi gizlenmistir.
BELIEVE: gerçekligine inanilmis inanç anlaminda Türkçenin "BILIV"
(dogru-bilif, gerçek-bilip, bilinen, inanilan anlamlarinda) deyiminden
yaratilmis bir sözcüktür.
BIBLIOTHEQUE: "kütüphane" anlaminda olan bu ad "bi-bli-o-theq-ue"
seklinde incelendiginde Türkcenin "O-BIL-BITIK-OY" (O Bil-Bitik-Öy)
deyiminden yapildigi görülür. Dikkat edilmelidir ki bu Firansizca ad
içinde Türkçenin "bil" (bilgi) ve "bitik" (kitap) sözcükleri yer aldigi
gibi Türkçenin "O" isaret zamiri ve "öy" (ev) sözcükleri de yer
almistir. Böylece Türkçenin dört sözcügünü içine alan bir deyimi bu
Fransizca kelimeye kaynak olmustur. Bu sebepledir ki kelime sanki kendi
basina üretilmis gibi, gizlenmis olarak karsimiza çikmaktadir.
Yine dikkat etmeliyiz ki Arapça olarak Türkçeye girmis olan "kitap"
sözcügü de Türkçenin "PITIK" sözcügünün tersinden okunmus halidir.
Türkçeyi kirip yeni garip kelimeler üretme isinde Semitik halklarda
Grek ve Latinlerde ve diger Avrupalilardan geri kalmamislardir.
Degistirme isleminde B harfi P harfine degistirilmistir. Görülüyor ki
Türkçede "Milli Kütüphane" yerine "Milli Bitikevi" denmesi en dogru bir
deyim olur. Düsünün ki Fransizlar dahi BIBLIOTHEQUE adinda Türkçeyi
kaynak olarak kullanmislardir
BIG: Türkçede "büyük", "iri", "cüseli", "yüksek ruhlu", "büyümüs insan"
gibi anlamlarin karsiligi olan bu sözcük Türkçenin: a) "BÜYÜK"
deyiminin yozlastirilmasindan; b) "BEG" (Bey) sözünün
degistirilmesindan yapilmis, her iki anlama da gelen bir sözçuuktür.
BREAK: bir seyin "kirilmis" halini gösteren bu söcük Türkçenin "KIRIP"
deyiminden alinip "fiil" adi olarak gelistirilmis bir sözcüktür.
BRICK: "block" ile es-anlamli olup her hangi bir harçtan yapilmis
"tugla" veya "kerpic" anlamindadir. "bic-kr" seklinde incelendiginde
Türkçenin "KERPIC" (tugla) sözcügünden kirilarak yapildigi görülür.
BUCKLE: Türkçede "herhangi bir gücün etkisi altinda bükülmek" anlaminin
karsiligi olan bu sözcük Türkçenin "BÜKÜLÜ" / "BÜKÜLÜCÜ" deyimlerinden
yozlastirilmis bir sözcüktür. Dikkat edilmelidir ki yozlastirmanin bir
yöntemi olarak fiil olan Türkçe sözler "isim halinde", "isim" olanlar
ise "fiil" halinde degistirilmislerdir.
BUCKLE: Türkçede ikinci bir anlaminda "baglamak" karsiligi olan bu
sözcük (Buckle my shoes) Türkçenin "BAGLA" (bagla) degiminin anlaminida
içeriyor.
BUILD: "insha etmek" anlaminda olan bu söz, Türkçenin "YAPILDI" deyiminden kirilmistir.
CAT: Bu sözcügün Türkçe "KEDI" adindan geldigini izaha dahi gerek olmasa gerek.
CASUAL: "chance", "unplanned", "accidental", "unexpected" ile
es-anlamli olup beklenmedik bir anda olan bir kazayi ifade eder. Kelime
"casu-al" (kazu-al) seklinde incelendiginde, Türkçenin "KAZA-OLU" (kaza
olu/olur) deyiminden yapilmis bir sözcük oldugu görülür. Dikkat
edilmelidir ki CASUAL sözü seslendirilirken içindeki S harfi Z sesinde
söylenir. Bu da sözcügün Türkçeden alinmis oldugunu kapatmak için
kullanilan tekniklerinden biridir.
CASUALTY: "accident" sözü ile es-anlamli olup "casu-alty" seklinde
incelendiginde Türkçenin "KAZA-ULTU" (kaza oldu) deyiminden üretildigi
görülür. Bu degistirmede. K harfi C'ye deyistirilip yeniden K sesi
olarak söylenmekte, U ve A harflerinene yer degistirilmis, olarak ve
gerçekte U sesi olan kandirici Y harfi ile sözcük bitirilmistir.
Böylece kafi miktarda kirma olusturulup sözün Türkçe bir deyimden
kaynaklandigi gizlenmistir. Sözcük söylenirken S harfi Z gibi
söylenmekte olup gizlilige yardim etmektedir.
CHIN: Türkçenin "ÇENE" sözünün degistirilmis halidir.
CON: Türkçede "atlatmak", "yuturmak", "kandirmak" gibi anlamlarinda
olan bu sözcük Türkçenin "KANDIRMAK" fiilinin kökü olan "KAN" sözü
oldugu görülüyor.
CRACK: Türkçede "çatlamish" anlaminda olan bu sözcügün Türkçe "KIRIK" deyiminden yapildigi kuskusuzdur.
CREASE: Türkçede "kirmak", "kat kat burusturmak", "çizgiler halinde
kiristirmak" anlamlarinda olan bu sözcük Türkçenin "KIRISh"/"KIRISH-O"
(KIRISTIRMAK fiilinden) deyiminden yozlastirilarak yapilmis oldugu
görülüyor.
CRIME: "suç" anlaminda olan bu sözcük "krime" seklinde incelendiginde
Türkçenin "KIRMA" (kanunu kirma) anlamindaki deyimden yapildigi
bellidir. K harfi C'ye dönüstürülmüs olmasina ragmen yine de K sesi ile
söylendigine dikkat edilmelidir. Diger sözcükler gibi, mükemmel bir
sekilde gerçek Tuurklük kimliginden uzaklastirilmis ve gizlenmistir.
CRUSH: Türkçede "ezmek", "kirmak" anlamlarinda olan bu sözcük Türkçenin
"KIRUSh" (KIRISh) deyminin yozlastirilmasindan yapilmistir. K harfi C
ye dönüstürülmüs oldugu halde yine de K sesiyle söylenmektedir.
DEFAULT: Türkçede "ihmal", "isi yapmaktan kacinma", "mahkemede hazir
olmamak" gibi anlamlarinda olan bu sözcük "def-ault" seklinde
incelendiginde Türkçenin "DEF-OLTU" deyiminden yozlastirilarak
yapildigi bellidir.
DELINQUENT, juvenile: Türkçede "suçlu çocuk", "kabahatli genç", "aklina
geleni yapmakta zorluk görmeyen delikanli" anlamlarinda olan bu sözcük
"deli-n-quen-t" seklinde incelendiginde dogu Anadolu ve
Azeri-Türkçesinin "DELI-GANNITI"(delikanlidi, gençti, aklina geleni
korkmadan yapandi anlaminda) deyiminden yozlastirilarak yapildigi
görülüyor. Bu kirmada Türkçe G harfi Q harfine dönüstürülmüs, bazi
ünlülere yer ve kimlik degistirilmis ve sonunda bütün sözcükler
birlestirilerek Türkçeden tümüyle uzaklastirilmis yeni bir kelime
yapilmistir.
DELIRIUM: Ingilizcede "madness", "hallucination" ile es-anlamli olan ve
Türkçede "hezeyan", "sayiklayan", "deliren" gibi anlamlarinda olan bu
sözcük "deli-ri-um" seklinde incelendiginde Türkçenin "DELIRI-YOM"
(deliriyorum anlaminda) deyimin yozlastirilmis hali oldugu görülüyor.
Iki ayri dilin deyimleri hem morfolojik bakimdan hemen hemen ayni ve
hem de anlam bakimindan biri digerine dil bakimindan akraba olan bu
deyimlerin bu kadar yakin olmasi olasiligi sifirdir. Ancak birileri
Türkçe deyimi karistirma yoluna gittiginde bu benzerlik derecesi
gerçeklestirilmis olur. Birileri Türkçenin deyimlerini degistirirken
parmak izlerini de farkinda olmadan geride birakmisa benziyor.
DELIVER: Türkçede "vermek", "bir emaneti yerine teslim etmek" gibi
anlamlarinda olan bu sözcük "deli-ver" seklinde incelendiginde
Türkçenin "ELDE-VER" (elden-ver anlamlarinda) deyimin yozlastirilmis
hali oldugu görülüyor.
DERM: Ingilizcede "skin" anlaminda olup Türkçe "DERIM" deyiminden alinmis, "I" ünlüsü düsürülerek "DERM| seklinde gizlenmistir.
DERMATO: yine "skin" anlaminda olup, "derm-at-o" seklinde
incelendiginde Türkçenin "DERiMTI-O" ("o derimdi" yahut "derimdi o")
deyiminden alinip gizlilikle kusanmistir.
DERMATOLOGY: "deri" ve "deri hastaliklari" ile ilgili tibbin bir
kolunun adi olup Türkçenin "DERIMTI-O-OLGU" (O olgunun konusu derimdi)
deyiminden gelmektedir. Bunda da uzun bir Türkçe deyim deyisikliklere
ugratilarak yeni bir yabanci sözcük halinde yeni bir dile
kazandirilmistir.
DETECT: Türkçede "meydana çikarmak", "kesfetmek", "gizli bir durumu
açiga çikarmak" gibi anlamlarinda olan bu sözcük "detec-t" seklinde
incelendiginde Türkçenin "DIDIK-ET" (didik didik et, incele,
ayrintilarini bul anlamlarinda) deyimin yozlastirilmis halidir.
DETECTIVE: Türkçede "meydana çikaran", "kesfeden", "gizli bir durumu
açiga çikaran" anlamlarinda olan bu sözcük "detec-tive" seklinde
incelendiginde Türkçenin "DIDIK-ETIV" (didik-didik-etif,
didik-didik-etip, inceleyip anlamlarinda) deyimin yozlastirilmis hali
oldugu görülür.
DISCOVER: "di-scov-er" seklinde incelendiginde sözcügün Türkce
"KEShiV-EDER" deyiminden yapilmis oldugu görülür. Dikkat edilmelidir ki
Türkçe "Sh" harfi "S" harfine dönüstürülmüstür.
DOME: Türkçede "kubbe", "kubbe biçiminde", "gökyüzü seklinde yapilmis"
anlamlarinda olan bu sözcük Türkçenin "DAM" (dam, ev, gök-kubbe
anlamlarinda) sözcügünün yozlastirilmis halidir.
EARTH: "arz" anlaminda olan bu sözcük Türkçenin "YERTI" (yerdi, arzdi)
deyiminden yapilmis ve çok etken bir seilde gizlenmistir.
EARTH: "arz" anlaminda olan bu sözcük Türkçenin "YURT" (insanlarin
yurdu) anlaminda olan degimden de yapilmis oldugu görüntüsünü
vermektedir.
-ed: fiillerin geçmis zaman halini gösteren bu son-ek Türkçenin "idi,
iti, di, dü, du" eklerinin tek ekle "-ed" seklinde gösterilen halidir.
Türkçeden kirildigi fakat Türkçe anlaminda degisiklik olmadigi her
haliyle bellidir.
EDUCATE: Türkçede "egitmek", "ögretmek", "yetistirmek", "okumak" gibi
anlamlarinda olan bu sözcük "ed-ucat-e" seklinde incelendiginde
Türkçenin "OKUT-EDE" (okumak fiilinden "okuta" anlaminda) deyimin
yozlastirilmis halidir.
EDUCATOR: Türkçede "egitmen", "ögretmen" anlamlarinda olan bu sözcük
"ed-ucator" seklinde incelendiginde Türkçenin "OKUTUR-EDE"
("okutur-eden", "egitir-eden" anlamlarinda) deyimin yozlastirilmis
halidir.
GATHER: Tuurkçe "toplamak" anlaminda olan bu sözcügün Türkçe "GETIR" deyiminden geldigi ve degistirildigi bellidir.
GENESIS: Bu söz "Musevi" ve "Hiristiyan" dinlerinin "kutsal" bilinen
kitaplarinin "TORAH" (kanun) adi ile bilinen ve adlari Türkçe "töre,
tora, türe" sözünden gelen ilk bes kitaptan birincisinin adi olup
Türkçe "GÜNESh" (genes, kines, günes) sözcügünden gelmektedir. Sözün
Türkçe kimligini gizlemek için Türkçenin "GENES-I-S" ("Günes I
(Bir)-aS", "Günes-Bir-Essiz" anlamlarinde) ve olasilikla "günes-si",
yahut "günes-ci", "günese tapan" Türkçe deyiminlerinden alindigi
asikardir. Zira eski Tur/Türk dünyasi onbinlerce senelerdenberi
GÜNESh'e (Gün-Tanri'ya) tapan bir toplum idi. Bu sebeple eski Tur/Türk
dünyasinda Günes her önemli kavrama ad verendi ve adi verilendi. Yine o
sebepledir ki Türkçe bir "Günes" dilidir. 1930 larda bu kavram "Günes
Dili Nazariyesi" adiyla Türk aydinlari tarafindan tanitilmaya
ugrasilmis isede, kavram iyi anlasilip açik bir dille
anlatilamadigindan simdiye kadar bir ragbet görmemistir. Elbetteki
durumu çok iyi bilen yabanci gruplar bu kavramin elle tutulur tarafi
olmadigini defalarce söyleyerek Türk aydinlarini korkutmus ve bu
fikirden caydirmislardir. Bu yazimizin içinde genis ve açik bir sekilde
verdigimiz izahlarimizdan, Türkçenin bir GÜNES-DILI, OGUZ-DILI,
TUR-DILI VE TANRI-DILI oldugunu açiklamis ve bildirmis oluyoruz.
GILD: "altun" veya "ince yalduzlu kaplama" anlaminda olup Türkçenin
"CILD/CILT" sözünden alinmis ve GILD seklinde degistirlimistir. Her
nekadar bu Türkçe söz Arapca ve Farscaya aitmis gibi tanimlanirsa da
bunun gerçekle ilgisi yoktur. CILD/CILT yaparken çesitli yaldizli
malzeme kullanildigindan ve bunlarin arasinda "altun" da bulundugundan
olsa gerek ki GILD (GOLD) sözünün altunla da ilgisi olusturulmustur.
GOD: Indilizcede "Tanri" anlaminda olup Türkçe "aGa-OD" (Aga-Od,
Aga-Atash, Aga-Ot, Aga-Utu, OD-Han, Gün-Gan anlamlarinda" eski Türk
dünyasinin "Günes-Tanrisini ve "aGa-ADa", (Aga-Ata anlamlarinda)
Gök-ATA-Tanrisinin adidir. Böylece Gök-Tanriyi tanimlayan bu Türkçe
deyim kirilarak, degistirilerek gerçek Türkce kimliginden
uzaklastirilmisdir.
HAZARD: "accident" ile es-anlamli olup "haza-rd" seklinde
incelendiginde Türkçe HAZADIR, KAZADUR, GAZADUR deyimlerinden yapilmis
oldugu hemen anlasilir. Bilhassa Türkçe DIR/DUR eki RD seklinde
degistirilerek sözcügün Türkçeden oldugu taninmaz hale getirilmistir.
HOSPITAL: Türkçedehastalarin alinip bakildigi olarak bilinen
"hastahane" sözü ile es-anlamlidir. Bu sebeple, "hos-pi-ta-al" seklinde
incelendiginde adin Türkçenin "HASTA-ALIP" deyiminden geldigi görülür.
Kirma isinde Türkçe "HAS" hecesi "HOS" olarak degistirilmis ve ana
deyim kirildiktan sonra parçalarina yer degistirilmis ve sirasi
bozularak yeniden birbirine eklenmistir. Böylece de Türkçeden olusu
gizlenmistir.
HOSTILE: Türkce "düsmanca" anlaminda olan bu sözcük Türkçenin "HOS-DEIL" (hos degil) deyiminden kaynaklanmistir.
HYENA: avina karsi "haince" davranan bu çöl çakalinin adi "Y=U ve
"huena" < "ha-en-u" seklinde incelendiginde Türkçenin "HAIN-O"
sözünden geldigi görülür.
ILK: bir seye ilk sahib olani göteren bir sözcük olup Türkçenin "ILK"
sözünden gerçek anlami yansitilarak degistirilmis bir addir.
INCIDENT: "event", "occurance", "accident" ile es-anlamli bir sözcük
olup beklenmedik sekilde olan ve neticesi hos olmayan bir olayi
tanimlar. "Inciden-t" seklinde incelendiginde Türkçenin "INCITENDi"
(acitandi, zarar-ziyan verendi) degiminden geldigi görülür ki burada D
ve T harflerine yer degistirilmis ve en son ünlü de düsürülerek
gizlilik saglanmistir.
-ic: bir son ek olup Türkçenin "CI, CU, CÜ" eklerinden degistirilerek
yapilmis bir ektir. Islamic karsiligi olan "ISLAM-CI" deyiminde oldugu
gibi. Fakat CI sözü hem tersine çevrilmis ve hem de IK seklinde
yaniltici olarak seslendirilmistir.
-ism: bir son ek olup Türkçenin "ISMi" deyiminden degistirilip son ek
olarak kullanilan bir ektir. Islam-ism karsiligi olan "ISLAM-ISMI"
(ismi Islam, adI Islam) deyimlerinde oldugu gibi. Yaniltici olarak
"-ism" seklinde seslendirilerek Türkçe kimliginden uzaklastirilmistir.
-ite: bir son ek olup Türkçenin "ITI" (idi) ekinin aynidir. Islam-ite
karsiligi olan "ISLAM-IDI" deyiminde oldugu gibi. Yaniltici olarak
"-ite" seklinde seslendirilerek Türkçe kimliginden uzaklastirilmistir.
Bu sözcüklerde Türkçe eklerin nasil degistirildigi açikca görülüyor.
KING" bir ülkenin basi olan kral, hakan, aga anlaminda olan bu söcük
Türkçenin "KIN-aGa" (Kin-Aga, Kün-Aga, Gün-Aga) anlamlarinda Gün-Tanri
yahut Gün-Han'in adi olan Türkçe deyiminin kisaltilmasindan
türetilmistir.
LEADER: bir gruba, bir millete ve/veya bir ülkeye "önderlik etme
durumunda olan bir kimseyi tanimlayan bir deyim olmak dolayisiyle,
"le-ad-er" seklinde incelendiginde Türkcenin "ILERDE" (ileride)
deyiminden alindigi görüntüsünü veriyor. Yabanci dillere yeni sözcük
üretmede Türkçe kaynak deyimin kirilmasi kurali hakim olduguna göre, bu
Türkçe deyiminde ayni sekilde elden geçtigi beklenebilir.
LEAKED: Ingilizce "seepage" sözcügü ile de es-anlamli olan bu sözcük
ile bir kaptan herhangi bir seyin aktigi ifade edilmektedir. Bu
anlamiyla ve "le-ak-de" seklinde incelendiginde, Türkçenin "DELIK-O"
ve/veya "ELEKDI" sözcükleri ile iliskili oldugu ortaya çikiyor. Elek
araci su tutmadigi gibi delikli olan her kabin da su veya baska bir
akabilen nesneyi akitmasi dogaldir. Belliki sözcük bu Türkçe sözlerden
kirilarak yeniden sekillendirilmistir.
LIBRARY: Türkçe karsiligi "kütüphane" olan bu sözcük "Libr-ary"
seklinde incelendiginde Türkçenin "BiLIR-YER" (bilir yer/yeri, bitik
evi) anlamindaki deyimin kirilmasindan ve yeniden düzenlenmesinden
yapilmis oldugu görülüyor. "Library" bir yerdir ve içinde pek çok bilgi
veren kitaplar olduguna göre onun "bilir-yer" olarak tanimlanmasi da
çok mantiklidir.
-like: "gibi" ve "benzer" anlamlarinde olan olan bu ek Türkçenin "-LIK"
ekinden alindigini isaretliyor. Nitekim, Ingilizce "father-like" deyimi
ile Türkçe "babalik" deyimi, yahut "baby-like" ile "bebeklik" deyimleri
ayni olup her ikiside "like" ve "LIK/LiK" ekleriyle bitmektedirler.
LIQUID: "akmaya" meyilli nesneye verilen ad olup, "li-qu-id" seklinde
incelendiginde Türkçenin "aKUDILI" (akitili yani bir kaptan baska bir
yere akitila-bili, yahut bir su kanalinda, borusunda akitila-bili
anlaminida) bir deyimden kirilarak yapilmis oldugunu gösteriyor.
LOGY: Her nekadar Ingilizce "-logy" eki "logic" (sound reasoning)
deyiminden geldigi iddia ediliyorsada, bunun dogruluguna inanmiyorum.
Verilen bilgilerde -logy" ekinin Grekce "söz, konusma" anlaminda
"logos" sözünden geldigi iddia ediliyor. Bence, "-logy" eki Türkçenin
"olgu" degimidir. Olgu" sözü herhangi bir konuda bir "olgu" nun
yaratilmasi ve gelistirilmesidir. Bir "olgu" gelistirilirken de onun
nasil ve ne sekilde gelistirilecegi planli ve mantikli bir seklide
incelenir atilmasi gereken adimlar planlanir. Böylece Türkçe "olgu" ve
"mantik" birbirine daha yakin ve ele ele gelisen kavramlardir. Böylece
-logy" ekinin etimolojisinin Grekçe "logos" (söz, veya "konusma oldugu
inandirici degil. Örnegin: ETYMOLOGY sözcügü Türkcenin "ETUM-OLGU-O"
("adum-Olgu-O" yani "adlarin olgusunu inceleyen ilim dalinin adi olup
Türkçe bir deyimdir. Onun Grek dili ile ilgisi, Grekleri bu Türkçe
deyimi alip kirarak yeni bir sekle sokup kendilerine dil edinmeleridir.
LOVE: Yine "adore" ile es-anlamli olup "sevgi" anlaminda olup Türkçenin
"ALAV", alev, atash kavramindan gelen bir sözcüktür. Burada gerçek
fiziksel bir sicaklik konu olmayip, mecazi anlamdaki sicaklik, atesli
olustur. Zaten, "love" sözü de söylenirken "LAV" seklinde
seslendiriliyor ve bastaki A ünlüsü seslendirmede söylenilmiyor.
LUKE-WARM: Bu sözcükle, bir seye dokunuldugunda duyulan 'ILIK" bir
duyusu ifade etmektedir ki Türkçenin "ILUK-UARuM" (ILIK-uyarim,
ILIK-uyarma yaratan bir sicaklik anlaminda) deyiminden kirilip alinmis
olmalidir, W = uu.
MAN: Türkçede "insan" anlaminda olan bu sözcük gerçekte Türkçenin
"men/man/ben" anlaminda olan birinci sahis tek kisi zamiri olmakla
beraber, sahsin kendisini gösteren ve böylece kendisinin "man = "insan"
oldugunu isaretliyen Türkçenin "MEN/MAN/BEN" sözü ile aynidir. Anlam
bakimindan Türkçe sözün çok az kullanildigi bir anlamla
tanimlastirilarak Türkçeden uzaklastirilmistir.
ME: Türkçede "men/man/ben", "meni/beni", "mene/mana/bana" gibi
anlamlarinda olan bu sözcük Türkçenin "MEN/MAN" (birinci sahis tek kisi
kisisel zamir anlamlarinda) deyimin yozlastirilmis halidir.
MINE: Türkçede "menim/benim" anlaminda olan bu sözcük Türkçenin "MENIM" (benim anlamlarinda) deyimin yozlastirilmis halidir.
MULTIPLY: Türkçede karsiligi "çarpma" olan bu matematik islemi gerçekte
pek çok "toplama" isleminin arka arkaya yapilmasi demektir. Çagdas
"bilgisayar" tekniginde "çarpma islemi" "toplama islemini" defalarca
yapmak suretiyle yapilir. Böylece, sözcük "m-ul-tip-ly", y=u, seklinde
incelendiginde Türkçenin "TOPLAMaLU" deyimini buluyoruz. Bunun gibi
MULTIPLE sözcügü de yine Türkçenin "TOPLAMaLU" deyiminden geliyor.
Name: "appellation", "proper name" ile es-anlamli sözcük olup Türkçenin
"NAMI" (adi) sözünden yapilmistir. Örnegin: "proper name" Ingilizce
deyimi Türkçenin "PIR-APA-ER-NAMI" (Bir ata er nami/adi) deyimi oluyor.
Bu kadar benzerligi olmasi bir shans eseri olarak izah edilemez.
NEGROID: "kara" renkli insanlari tanimlayan bu sözcük, "ne-gro-id"
seklinde incelendiginde Türkçenin "NE-KARADI" (ne kara idi) deyimi
olarak karsimiza çikiyor. Elbetteki bu Türkçe deyim de digerleri gibi
kirilmis, degistirilmis ve yeniden sekillendirilerek yeni fakat
Türkçeden uzaklastirilmis bir sözcüktür.
OCEANUS : iki büyük okyanuslara verilen ad olup "o-cean-us" seklinde
incelendiginde Türkçenin "O-ACUN-SU" ("O-sonsuz-su") deyimi olarak
karsimiza çikiyor. Türkçe deyim bilinçli sekilde degisime ugradigi için
Türkçe kimligi gizlenmistir.
OMBUDSMAN: bu oldukca yeni sözcügü yazinin basinda da açiklamistim.
Sözcük aslinda Türkçenin "MABUD-OSMAN" deyiminden kirilarak
yapilmistir.
OUS: Ingilizcede bir sifat eki olarak kullanilan bu ek, yine
Ingilizcenin "glorious", "splendid", "magnificent", lustrous,
brilliant, "shiny", "glowing", "radiant", "luminous", "grand",
extraordinary, "excellent", "superb", "dazling", "georgous",
"beautiful" ve bunlar gibi pek çok sifatlarla es anlamlidir. Dikkat
edilmelidir ki bütün bu sifatlar hep eski Tur/Türk duunyasinin
Gök-Tanrisini (Gö-Ata-Tanri, Günesi (Kün-TanrI) ve Ay'i (Ay-Tanri)
OGUZ'u tanimlayan sifatlardir. Zaten OUS adi da Türkçenin OGUZ adinin
kisaltilmis sekli olup Türkceden alindigini nerdeyse bagirarak ilan
ediyor. Es-anlamli Ingilizce sözcüklerin Türkçe kaynagi olan deyimler
ayrica baska bir listede verilecektir.
PLAN: bir islemin baslatilmasindan bitirilmesine kadar gereken her
türlü islemleri önceden tesbit eden ve yapilmasini öneren bir program
olup Türkçenin "aPiLAN" (yapilan) degimininden kirilarak yapildigini
gösteriyor.
PRECEDENCE: "antecedence" ile es-anlamli olup "pre-ceden-ence" seklinde
incelendiginde Türkçenin "BIRINCI-GEDEN", "birinci giden" veya "önde
giden" anlamlarinda olan deyimden üretildigi anlasilir. Gereken kirmaca
ve deistirme yapilarak sözcügün Türkçe kimligi gizlenmistir.
PRINCIPAL: Türkçe "ana", "bash" ve "temel" sözcükleri karsiligi olup
"princi-pal" seklinde incelendiginde Türkçenin "PIRINCI OLUP"
(birinci-olup) degiminden yapilmis oldugunu gösteriyor.
PRINCIPLE: Tuurkçe "temel bilgi" anlaminda olup "princi-ple" ßeklinde
incelendiginde Türkçenin "BIRINCI BIL" (birinci-bilgi, temel bilgi
anlamlarinda) degimden yapilmis oldugu görülüyor.
PROSTITUTE: "pros-ti-tu-te" seklinde incelendiginde Türkçenin
"ATI-OROSPU-ITI" (adi-orospu-idi) degiminden geldigi ve bir hayli
kirildigi belli olan üç Türkçe sözcügün birlestirilmesinden türetilmis
bir sözcüktür.
POLY: "çok" anlaminda Grek diline ait oldugu söylenen bu sözcük,
"pol-y" seklinde incelendiginde Türkçenin "BOL-U" (bol-o, çok-o
anlaminda) deyiminden alindigini gösteriyor. Bati dillerindeki V ve Y
harfleri aslinde eski çaglarin U harfi olup sonradan bir nevi sekil
degistirmistir ve dolayisiyle sasirtici bir harftir. Y harfi çogu zaman
U, bazan I ve bazan da Y sesi verircesine kullanilir. Bu sebeple, "çok"
anlaminda olan "poly" sözcügü "pol-u (bol-o) degiminden türetilmistir.
POLITICIAN: Ingilizcede "demagogue", "agitator", "manipulator"
sözcükleriyle es-anlamli olup "pol-itici-an" seklinde incelendiginde
Türkçe iki deyimle karsilasiyoruz: a) "an" eski Türkçenin çogul eki
olup günümüz Türkçesinde ler, lar ekleri ile ifade ediliyor. Böylece,
"BOL-ITICI-AN" ("bol-itici-ler") anlamini tasiyor. Politika ile
ugrasanlarin yaptiklarini göz önüne aldigimizda, bu tanimlamanin
dogrulugu görünüyor; b) "bol-aticiyan", "çok-yalanci",
"inanilmaz-güvenilmez kimse" anlamlarindaki Türkçe "BOL-ATICI-IaN"
deyiminden türetilmis oldugunu isaretliyor. Bu tanimlama da yine
politikacilarin davranislarini gayet acik bir sekilde tasvir ediyor.
Böylece, denebilir ki "politician" sözcügü de Türkçenin deyimlerinden
degistirilerek yapilmis olup digerleri gibi Türkçe kimligi
gizlenmistir.
PROPAGANDA: Türkçede "herhangi bir konuda konusma yoluyla karsidakileri
ikna etmege çalisan kimsenin yaptigi ish" anlaminda olan bu sözcük
"pr-opa-ganda" seklinde incelendiginde Türkçenin "PIR-APA-GANDI" (bir
apa/baba kandirildi anlaminda) deyimin yozlastirilmis hali oldugu
görülüyor. Yani "prpopaganda" isinde, söylenenler dögru da olsa egri de
olsa hedef birilerinin "kandirilmasi" isidir.
QUITE: Türkçede "tamamen", "bütün bütün", "gayet" gibi anlamlarinda
olan bu sözcük "qu-i-te" seklinde incelendiginde Türkçenin "GAYET"
deyimin yozlastirilmis hali oldugu görülüyor.
REPEAT: "tekrar etmek" anlaminda olan bu sözcük "rep-eat" seklinde
incelendiginde Türkçenin "BIR-TAhA" (bir daha, tekrar et anlaminda)
deyiminden türetilmis oldugu gözleniyor. Dikkat edilmelidir ki Türkçe
"bir" sözü, "per" ve "rep" seklinde ve daha" sözü de "taa" ==> "eat"
seklinde degistirilip birlestirildikten sonra yeni "repeat" sözcügü
türetilmistir.
SALE: Türkçenin "ALIS" (satin alish) deyiminden kaynaklaniyor.
SCHOOL: "s-kool" seklinde bakildiginda Türkçenin "aS-OKUL" ("bir okul"
yahutta "Okul-as/az/essiz" anlaminda) degimi oldugu görülüyor. Sözcügün
söylenisinde, CH harfi "K' sesini verir seklinde söylenmekte, böylece
Türkçe deyimin kimligi gizlenmistir.
SEA: Türkçe "deniz" anlaminda olan bu sözcügün Türkçe "SU" söz`ünden geldigi asikârdir.
SEEPAGE: Türkçe "SIZINTI" anlaminda olan bu sözcük "see-p-age" seklinde
incelendiginde Türkçenin "SU-AKIP" degimi ile karsilasiyoruz. "su-akip"
degimi ise "sizinti" ile es anlamlidir.
SERIAL: Türkçede "seri halinde olan" anlamindaki bu sözcük "seri-al"
seklinde incelendiginde Türkçenin: a) "SERI-OL"; b) "SIRALI" deyimleri
ile karsilasiyoruz. Böylece bu Ingilizce sözcügün bu Türkçe deyimlerden
yapildigi gün gibi bellidir.
SERIES: Türkçede "seri", "sira", "silsile", "dizi" anlamlarinin
karsiligi olan bu bu sözcük "seri-es" yahut "seri-se" seklinde
incelendiginde Türkçenin "SERICI" deyimi ile karsilasiyoruz, yani
"seri-yapan", "dizi-yapan", "bir sira izleyen" anlamlarinda ki deyimden
yapildigi görülür.
SERV: Türkçede "hizmet etmek", "hizmet vermek", "ish-yapmak", "kulluk
etmek" gibi anlamlarinda olan bu sözcük "s-erv" seklinde incelendiginde
Türkçenin "iSh-VER" deyimin yozlastirilmis hali oldugu görülüyor.
SERVER: Türkçede "hizmetci", "hizmet veren", "ish-veren", "kulluk eden"
gibi anlamlarinda olan bu sözcük "s-erver" seklinde incelendiginde
Türkçenin "iSh-VERIR" deyimin yozlastirilmis hali oldugu görülüyor.
SERVICE: Türkçede "hizmet etmek", "bakimini saglamak", "ish-vermek",
"onarmak" gibi anlamlarinda olan bu sözcük "s-erv-ice" seklinde
incelendiginde Türkçenin "iSh-VERICI" deyimin yozlastirilmis hali
oldugu görülüyor.
SERVANT: Türkçede "hizmetci", "hizmet eden", "ish-yapan", "ish-veren"
gibi anlamlarinda olan bu sözcük "s-erv-ant" seklinde incelendiginde
Türkçenin "iSh-VERENTi" deyimin yozlastirilmis hali oldugu görülüyor.
SEX: bu sözcük te "seks" seklinde incelendiginde ve K'dan sonraki S
harfi "Sh" ile degistirildiginde kelimenin Türkçe karsiligi olan ve
cinsel temasi anlatan "SIKISh" deyimi elde edilmis olunur. Böylece
sözcügün aslinin Türkçe oldugu asikardir. X harfi aslinda gizleyici bir
harf olup Türkçenin KS, KAS/ KES, KIS, KUS, KOS fonemlerini gizleyen
bir harfdir. X harfi ayni zamanda eskilerde KH Türkçenin yumusak G'si
veya dogu Anadolu ve Azerbaycan Türkçesinde girtlaktan gelen KH sesini
temsil ediyor, örnegin "aga" veya "akha" sözcüklerinde oldugu gibi.
SHEEN: Türkçe "PIRILTI" ve "parlaklIk" karsiligi olan bu sözcük "eshen"
seklinde incelendiginde Türkcenin "IShIN" sözcügü ile ilgili oldugu,
olasilikla ishildayan, parlayan anlamlarinda "IShIN" deyiminden
alindigi gözetiliyor. SHEEN sözünde iki e ünlüsünün yanyana bulunusu
kelimenin baska bir deyimden türetildiginin isaretidir. Iki e
ünlüsuunün yanyana olusu, ünlüyü daha da inceltme araci olarak
kullanildigi tezi ise pek inandirici olamaz.
SHINE: bu sözcük te Türkçe "parlamak", "IShIK saçmak" ve "parlak olmak"
gibi anlamlarda olduguna göre, o da Türkcenin "IShIN" sözcügü ile
ilgili olup onun degistirilmis halidir.
SORRY: Türkçede "üzgün", "özürlü", "kederli", "kusurlulugundan pisman
olma" anlamlarinda olan bu sözcük "sorru" seklinde incelendiginde
Türkcenin "OSüRRU" (özürrü, özürlü, kusur anlaminda) deyiminden
kaynaklandigi ve degistirilerek yapildigi görülüyor.
SORTIE: Türkçenin "disari çikis" anlaminda olan bir sözcük olduguna
göre, "sor-ti-e" <== "ti-sor-e" seklinde incelendiginde eski
Türkçenin "TISARI" (DIShARI, ÇIKISh anlamlarinda) deyimi oldugunu
görüyoruz. SORTIE ve TISARI, diger kirilmis sözcüklerde oldugu gibi,
her sözcügün bel kemigini yapan, iskeletini teskil eden ayni ünsüzlere
sahip olup onlari birbirine baglayan degisik ünlüleri haizdirler.
Birbirinden ayri gelismis iki ayri gruptan olan dilin iki ayri
sözcügünün hem ayni ünsüzlerden yapilmis olmasi ve hem de ayni anlami
içermesi olanagi sifir denecek kadar azdir. Bu sebeple, "SORTIE" Türkçe
"TISARI" deyiminden kirilarak (anagrammatized) türetilmis bir
sözcüktür. Sortie'nin Ingilizce karsiti olan EXIT sözcügü de EXIT
<== "EKSIT" <== "ÇIKIShTI" degiminden kirilarak türetildigi
bellidir. Ç harfi düsürülmüs ve Sh sesi S harfine çevrilip gerekli
baska degistirme ve kirmalar da yapildiktan sonra EXIT haline
getirilmistir.
SPILL: Türkçenin "sepilmek", "dökülmek" sözcükleri karsiligi olan bu
sözcük Türkçenin "sepilmek" sözünden kaynaklanan "SEPIL" deyimi ile
ilgili olup degisime ugramistir.
SQUARE: Türkçede "dört kenari esit dik-dörtgen", "sehir içindeki
meydan" anlamlarinda olan bu sözcük "square" <== "s-q-u-are"
seklinde incelendiginde Türkçenin "aS-U-KARE" deyimi çikiyor ki bu
deyim de "essiz-o-kare", "bir-o-kare", "essiz-o-meydan" anlamlarini
içeriyor. "Kare" sekiller arasinda özel haliyle essiz olan bir
sekildir. Ayni sekilde sehir ortasinda genellikle "kare seklinde olan
bir meydanin da alis/veris merkezi olmasi dolayisiyle özel bir durumu
vardir. [5]
SQUEEZE: Türkçe "sikmak", "ezmek" fiillerinin karsiligi olan bu sözcük
"squ-ee-ze" seklinde incelendiginde Türkçenin "SIK-VE-EZ" degiminden
alinip islendigi görülür.
STORE: Türkçede"magaza", "dükkan" karsiligi olan bu sözcük "st-o-re"
seklinde incelendiginde Türkçenin "SETER-O" (SATAR-O) degiminin
kirilmis hali oldugu anlasilir.
STORY: Türkçede"hikâye", karsiligi olan bu sözcük "s-tor-y" seklinde
incelendiginde Türkçenin "U-TUR-uSh" ("uydurus"), yahut "st-ory"
seklinde tersinden okundugunda "yaratish" anlamlarinda olan deyimlerden
alinip kirildigi anlasiliyor.
SWIM: Türkçede"yüzme" karsiligi olan bu sözcük "suim" seklinde
incelendiginde Türkçenin "ÜZME" (yüzme) deyiminden kirilmis oldugu
görülüyor.
SWAIN: bu sözcük Ingilizce "adore" ile es-anlamli olup sevmek
anlamindadir. Böylece Türkçenin "SEVEN" sözünden degistirilerek
gelistirilmistir.
TAG: Türkçede "ufak sarkik uc", "yafta", "etiket" karsiligi olan bu
sözcük Türkçenin "TAK" (üzerine bilgi yazilip takilan anlaminda)
degimden geldigi bellidir.
TAG: Türkçede "elim sende" diye bilinen çoçuk oyununda önemli olan
"degme" oldugundan ve bu oyun batida da oynandigindan Türkçenin "TEG"
("degmek fiilinin kökü olan "deg") degiminin ayni oldugu görülüyor.
TECHNOLOGY: Türkçede simdilerde "teknik isler ilmi" anlaminda olan bu
sözcük "techn-o-logy" y=u, seklinde incelendiginde Türkçenin
"TEKNE-OLGU-O" deyimin yozlastirilmis hali oldugu görülüyor. TEKNE
geminin govdesini teskil eden kismidir. Böylece, Bati dillerininmis
gibi görünen bu "technology" sözcügünün asli Türkçe bir deyim olup eski
çaglarin "tekne" yahut "gemi" yapma islerinde kullanilan her türlü
teknigi içine alan bir ilim kolunun adi oluyor. Deyimin Türkçeden
gelmesi eskidenberi Tur/Türk insaninin "tekne" yapma ve denize
acilmakla ugrastiginin göstergesidir. En azindan Tur Fenikeliler
(EFE-Kin-Eli" liler denizcilikle ugrasan Tur/Türk insanlaridi.
THROUGH (thro, thru): Türkçede "bir yandan öür yana", "bir basindan
obür basina, "dosdogru" anlamlari karsiligi olan bu sözcük Türkçenin
"TOGRU" (dogru) sözünün yozlastirilmasindan yapilmis oldugu
görülmektedir.
TOSS: Türkçede "atmak", "silkmek", "çalkalamak", "çalkandirmak" gibi
anlamlarin karsiligi olan bu sözcük Türkçenin "ATIS" (atmak fiilinden)
deyimi ile ilgili oldugu görülüyor.
TREASURE: Türkçede "hazine", "degerli sey", "biriktirilmis eser" gibi
anlamlarin karsiligi olan bu sözcük "tr-eas-u-re" seklinde
incelendiginde Türkçenin "ESER-TUR-A" ("eserdur-o", "eserdir-o"
anlamlarinda) deyiminden alinip yozlastirildigi ortaya çikiyor.
TREASURE sözcügünün ikinci bir anlami da Türkçe "TUR-ESERi-A"
("Tur-seri-o", "Türk-eseri-o" anlaminda) degimden alinip yozlastirdigi
ve ayni zamanda dünya müzelerinde toplanan eski paha biçilmez eserlerin
eski "Tur/Türk-Eserleri" oldugu gerçegini dile getirmesidir. Görüldügü
gibi Türkçe deyimler hasin bir sekilde kirilip dagildiktan sonra,
Türkçe olmaktan uzak yeni sözcükler yapilmistir.
TRUE: Türkçede "gerçek", "dogru", "aru/ari", "katkisiz", "safi" gibi
anlamlarin karsiligi olan bu sözcük Türkçenin: a) "TOGRU" (dogru); b)
"ARU-TI" (ariti, safti, katkisizdi anlamlarinda) deyimlerinden alinip
yozlastirilmistir.
TUCK: Türkçede "tikmak", "üstünü örtmek", "katkat etmek" gibi
anlamlarin karsiligi olan bu sözcük Türkçenin "TUKA" (TIKAMAK fiilinden
"TIKA" sözü ile es anlamli) deyiminden alinip deistirilmistir.
TURN: Türkçede "töndürmek", "döndürmek ", "çevirmek" gibi anlamlarin
karsiligi olan bu sözcük Türkçenin "TUNER" (döner) deyimini
yozlastirilmis halidir.
VIGILANCE: Türkçede "kanuni yetkisi olmadigi halde kanunu kendi eline
alan", "vurmak için tetikte duran" gibi anlamlarin karsiligi olan bu
sözcük "vig-ilan-ce" seklinde incelendiginde Türkçenin "ÖC-ALANCI"
degiminin yozlastirilmis sekli oldugu görülür.
VIGILANTE: Türkçede "öç almak için uyanik olan", "vurmak için tetikte
duran" gibi anlamlarin karsiligi olan bu sözcük "vig-ilan-te" seklinde
incelendiginde Türkçenin "ÖC-ALAN-TI" (kanunu kendi eline alandi)
degimi oldugu açik bir sekilde ortaya çikiyor.
WAR: Türkçede "savash", "harp", "savashmak", "harp etmek" anlamlarinin
karsiligi olan bu sözcük Türkçenin "VUR" (vurmak fiilinin kökü)
degiminin biraz yozlastirilmis seklidir. Yozlastirildigi için de
Türkçeden alindigi taninmaz hale getirilmistir.
WARRIOR: Türkçede "savashci", "harpci", "cenk eri", "asker"
anlamlarinin karsiligi olan bu sözcük Türkçenin "VUR-eRI-O-eR" /
"VURUYOR" deyiminin birlestirilerek yozlastirilmis halidir.
***
11) Bu liste kitabim için hazirladigim büyük bir çalismamin küçük bir
kismidir. Bu gösterdiklerim yalniz Ingilizce için geçerli olmayip diger
Bati dilleri ve Semitik diller içinde ve belki de diger diller içinde
geçerlidir. Tamamini daha sonra iletecegim. Bu çalismamizda Türk
dilinin ne kadar eski bir dil oldugunu, kendisinin eski çaglarda bir
dünya dili oldugunu ve baska dillere de kaynak BIR-ATA dil (<
"PROTO" DIL) oldugunu kanitlari ile gösterdim. Umid ediyorum ki
Türkçeyi diger dillerle karsilastirarak inceleyen dilciler bu yeni
karsilastirma yolunu da denerler. Bu çalismadan çikan baska bir sonuç
ta Tur/Türk dünyasinin komsularinin Türk dünyasina karsi ne kadar gayri
samimi, sinsi ve gizli davrandiklarini ögrenmis oluyoruz. Bu
12) Bütün bu buluslarin isigi altinda yapilacak is, atalarimizi saygi,
gurur ve esenlikle anip, onlarin biraktiklari medeniyet ve kültür
hazinelerine tekrar sahip çikmak ve Türkçeyi yeniden gelistirmektir.
Ilk islerimizden birisi ve birincisi dilimizi izinsiz alip kendilerine
dil yapanlarin dillerinden geri alip, her üretilmis sözcügün gerçek
Türkçe kimligini çikarip, onlari yeni Türkçe sözcükler halinde Türkçeye
kazandirmaktir. Böylece aslinda dünya dillerinin ata veya ana dili olan
Türkçeyi yeniden zenginlestirerek onu tekrar bir dünya dili haline
getirmektir. Bu okadar zor bir is degildir. Fakat sabir, sebat ve Türk
insaninin kendine güvenini istemektedir.
13) Bu çalismadan ortaya çikan baska bir önemli husus ta uzak geçmiste
Türklerin atalarinin kendilerini kendi kültürlerinde nasil ifade
ettiklerini ögrenmek olmustur. Bu bize kendimizi geçmis tarihimize
yeniden baglamayi ¨gretecektir. Artik güvenilir ve inanilir tarafi
kalmamis bu dünyada, Türk insani kimsenin onayini istemeden kendi
geçmisini kendisi yazmak, kendinin ve kendi öz dilinin gelecegini yine
kendisi tayin etmek zorundadir. Ancak o zaman, onbinlerce yillik
geçmisin tarihini yaratmis, yasatmis ve yönlendirmis olan Türklerin
atalari kutsal mezarlarinda sad olacak ve Türk dünyasinin yeni
nesilleri de atalarina layik gururlu, alni ak, basi dik bir nesil
olarak gelecegi ve onun getirecegi sorunlari gögüsleyeceklerdir.
Baskalarina güvenip onlardan fikir soruldugu takdirde yine dizgini
baskalarinin eline vermis olacagiz. Ey Türk dünyasinin insani!
Baskalarinin atinin terkinde degil kendi atina yalniz kendin binip onu
maharetle sürmesini yeniden ögreneceksin. Bunu bil ki bagimsizligini,
dilini, Türk adini ve töreni kaybettigin gün, dünyanin en eski ve uzun
ömürlü Tur/Türk devleti olan Eski Masar Devletini yok ettikleri gibi
seni de yok etmekten çekinmeyeceklerdir.
Polat Kaya, M. Sc. E. E.
15 Nisan 2002
DIPNOTLAR
1 "New World Translation of the Holy Scriptures" by New World Bible Translation Committee, 1984, p. 18-19.
"1 Now all the earth continued to be of one language and of one set of words. 2 It
came about that in their journaying eastward they eventually discovered
a valley plain in the land of Shinar, and they took up dwelling there.
3 And they began to say, each one to the other: "Come on! Let us make
bricks and back them with a burning process". So brick served as stone
for them, but bitumen served as mortar. 4 They now said: "Come on! Let
us build ourselves a city and also a tower with its top in the heavens,
and let us make celebrated name for ourselves, for fear we may be
scatterred over all the surface of the earth. 5 And Jehovah proceeded
to go down to see the city and the tower that sons of men had built. 6
After that Jehovah said: Look! They are one people and there is one
language for them all, and this is what they start to do. Why, now
there is nothing that they may have in mind to do that will be
unattainable for them. 7 Come now! Let us go down and there confuse
their language that they may not listen to one another's language. 8
Accordingly Jehovah scattered them from there over all the surface of
the earth, and they gradually left off building the city. 9 That is why
its name was called Ba'bel, because there Jehovah had confused the
language of all the earth, and Jehovah had scattered them from there
all the surface of the earth."1
2 Sir Wallis Budge, "An EGYPTIAN HIEROGLYPHIC DICTIONARY", Dover
Publication, Inc., New York, 1920. Vol. II, "LIST OF EGYPTIAN KINGS",
p. 917-946.
3 Sir E. A. Wallis Budge, "Egyptian Language", London and Henley:
Routledge & Kegan Paul, New York: Dover Publications Inc,
Fourteenth Impression, 1977. The following text is from the inside
cover-jacket and also in the introduction of Chapter I of his book
entitled "Egyptian Language" written in 1910 in British Museum:
"The ancient Egyptians expressed their ideas in writing by means of a
large number of picture signs, known as hieroglyphics. They began to
use them for this purpose more than seven thousand years ago, and they
were employed uninterruptedly until about 100 BC, that is to say, until
nearly the end of the rule of the Ptolemies over Egypt. It is unlikely
that the hieroglyphic system of writing was invented in Egypt, and
evidence indicates that it was brought there by certain invaders who
came from north-east or Central Asia; they settled down in the valley
of the Nile, somewhere between Memphis on the north and Thebes on the
south, and gradually established their civilization and religion in
their new home. Little by little the writing spread to the north and to
the south, until at length hieroglyphics were employed, for state
purposes at least, from the coast of the Mediterranean to the most
southern portion of the Island of Meroë, a tract of country over 2,000
miles long."
4 .G. S. Kirk, "The nature of Greek Myths" Penguin Books, 1974, p. 267.
5 ÇILDIR'da benim köyümün adi "SUKHARA" idi ve bir ovada ve daglarin
eteklerine dizilmis diger köylerin ortasinda idi. Bu sebeple olsa gerek
ki bir nevi diger köylerin meydani idi. Diger köylüler genellikle gelip
bizim köyde alis verislerini yaparlardi. Bu sekilde digerlerine bir
meydan rolu oynuyordu. Ayrica köyün ortasinda bir su çikardi ki ona
"KARA-SU" derlerdi. Böylece denebilirki köyün diger köylere nazaran
yerlesimi ve içinden çikan suyun da adindan olsa gerek ki benim köyüme
"SUKHARA' denilmis.
http://www.compmore.net/~tntr/turan10.html
http://www.compmore.net/~tntr/
~
dogan
(Login dogan)
203.23.250.51 pazar keyfi... August 18 2002, 11:31 AM
buyuk bi zevkle okudum
sagolasin
yalniz anlamadigim
ciddi bi yazimi
mizah mi?
birde nasil oluyoda herseyin gecmisin de ve tum medeniyetlerin basinda turk var
yaziyi bile biz icat ediyoz
ama
bizi cekemeyen bu yazisiz ve medeniyetsiz cahiller
gecmisimizi silebiliyo?
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 ... August 18 2002, 12:26 PM
Değerli Doğan,
Elbette ki ciddi bir yazı ! Mizah ile alakası yok.
Nitekim ilgili linkler yazının içinde ve sonunda yeralmakta. Aslında
bazı kabul edilmesi güç, şüpheyle yaklaşılabilecek ifadeleri var
P.Kaya'nın. Fakat kendi tezidir. 100% Doğrudur diyemem muhakkak.
Bir-İki ay önce Kazım Mirşan ile ilgili yazdığım yazı ve aktarımlarda
da Polat Kaya'nın sitesinin linki ve açıklamalar vardı. Sanırım o zaman
gözünüzden kaçmış.
Bugün açtığım
http://www.network54.com/Hide/Forum/thread?forumid=163534&messageid=1029628781&lp=1029632219
topic'inin başında bahsettiğim forum linkleri ve onların içinde de bu
konuyu tamamlayıcı bir sürü link mevcut. Bu bir tezdir... Atatürk
zamanında başlatılan Güneş Dil Teorisi çalışmalarının ilhamıyla, benzer
dallarda yürütülen ve ağırlıklı olarak Türk Dili Etimolojisi üzerinden
anlam kazanan bir teoridir. Tarihi, ekonomik gücü elinde tutanların
kendilerine göre, kendi menfaatleri doğrultusunda çarpıttıklarıysa bir
gerçektir. Tez(ler)in eksiklikleri, fazlalıkları, yanlışlıkları
olabilir. Ancak Türk tarihinin batı tarafından çarpıtıldığını, bir çok
gerçeğin örtbas edildiğini bundan 10 yıl önce çalıştığım bir kuruluşun
yan kurumunda, Selçuklu Türkleri ile ilgili İngiltere'de İngilizce ve
Fransızca hazırlanan bir referans kitapları serisi hazırlanırken,
bizzat görmüşümdür. Müdahale imkanım olamazdı maalesef. Konu çok derin.
Lütfen eski yazışmaları da verdiğim linkler üzerinden okuyun. İlginizi,
şu veya bu şekilde çektiğine sevindim...
~
Sinan
(Login Sinan_)
195.174.13.50 Tabi tabi, August 18 2002, 12:44 PM
Adem de Türk'tü!..
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 Bu ve ilgili konuda diğer yazdığım yazıların August 18 2002, 1:25 PM
sizde bilinen anlamıyla Turancılık = Irkçılık ile ilgisi yoktur ! Cahil
kalmak isteyen kalır. Yıkanmış beyinlerle, at gözlükleri takarak, sırf
batının kendisine dikte ettirdiklerine, kendi adına biçtiği tarihe
inanmakla, üstüne üstelik Kemalist olduğunu iddia eden ve Atatürk'ün
Güneş Dil Teorisi'ni bile hiçe sayan, Türklüğünden utanan, ne idüğü
belirsiz kişiliği bozuk bir birey olmakla yetinen olmanın dayanılmaz
hafifliğini yaşıyor ve etrafına bulaştırıyorsun ! Bu yazılar ve
diğerleri Türk Kültür Tarihi ve Türk Dili Etimolojisi ve Eski Türk
Dini, Türk uygarlığı ile ilgilidir ! Irkçı-Kafatasçı değilim !
Türk-İslam sentezcisi falan da değilim ! Ama sığ zihniyette, sahte kürt
tarihi yaratmaya çalışan kitapları, içeriklerini saklayarak tavsiye
edenlerden de değilim ! İyi ki de değilim ! Otuzyedi yaşında olduğunu
iddia eden veya olan, ancak onyedi yaşındaki kendini bilen birisi kadar
bile olamayan, yıkanmış beyinli, örümcek kafalı yobaz dediklerinden on
kez daha yobaz, yeri geldiğinde Atatürk'ü bile kendi amaç ve çıkarları
doğrultusunda kulllanarak, sahte Atatürkçü'lüğünü kılıf haline getiren,
perde arkasından sinsi sinsi kürtçülük propagandası yapan, Perinçek
özentisi maoist, tahammülsüz birisi de değilim ! Tarif ettiğimi her an
aynaya bakarak görebileceksin ! O sana o kadar da uzak değil,
şahdamarından da yakın ! Sana acınamaz bile, acınacak duruma bile
ulaşamamışsın gidi geri kafalı cahil maoist yobaz !
~
Sinan
(Login Sinan_)
195.174.13.50 Kapkaranlık, August 18 2002, 1:34 PM
"Sümeroloji Kürsüsü"nü de kurduran Atatürk'tür. Sen daha benim ne
olduğumu bile bilmiyorsun, abuk sabuk konuşuyorsun. Benim "Meleklerin
Küllerinden" adlı kitabı önermemdeki amacın bambaşka olduğunu,
Kürtçülükle ilgisi bile olmadığını anlayamazsın. Çünkü sen kopmuş,
kafayı ASLI ASTARI OLMAYAN ŞEYLERE TAKMIŞSIN. "Direktör" sözcüğü Türkçe
imiş. Peah!.. Neden Perinçek seni bu kadar rahatsız ediyor bakiiim?..
Belli ki senin de yediğin bir sürü nane var ki, Perinçek'ten bu kadar
çekiniyorsun. Bu hayatta bildiğim tanıdığım ne kadar "torbacı" olduysa,
hepsi de MHP'li idi. Esas sen git aynaya bak da kendi gerçek yüzünü
gör, beni de daha fazla konuşturma!..
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 Yazık ! August 18 2002, 1:46 PM
O kadar komik duruma düşüyorsun ki, geçen gün birkaç yerde birden
açtığın Etrak bi-idrak topiğine tam uyuyorsun ! Bilinçsiz Türkler demek
olan Etrak bi-idrak herhalde senin gibi kafasını kuma sokan ama
dışkısını çıkardığı yeri açıkta kalan devekuşları için icad edilmiş
olsa gerek Tam A.Alatlı'lık bir durum. Gerçek bir aphasie (afazi)
örneği. Önce kendini bileceksin ! Kendini bil, sen seni bil. Yarım
aydın, aydından çok daha tehlikelidir, çeğrek aydınsa yarım aydından
çok daha tehlikelidir. Üç beş kitap okuyup, netten de üç beş link bulup
sonra at gözlükleriyle şekillenmiş sığ bir entelliği yaşıyorsun. Fakat
Intellect olamıyorsun ! Birileri farklı görüşler/tezler ileri
sürdüğünde ve çekmek istediğin ilgiyi başka yerlere odakladığında, seni
açığa çıkarttığındaysa kuduruyor, kudurganlığını gerek mizaha, gerekse
yoz maoist saldırganlığa sığınarak gizlemeye çalışıyorsun. Meraklısı
araştırsın, ne zamandan beri hangi komplekslerle kemalist yazılar
yazmaya başlayıp, ulu önderin arkasına sığınmaya kalkmışsın ? Bir
baksınlar bakalım ne gibi saptamalar, sende bu sahte ateşi uyandırmış ?
Nasıl kinlenmişsin bana ? Kininle geber diye bir laf vardır
bilirsin/bilmiyorsan öğren. O lafı bile sana söylemeye değmezsin o
yüzden sana demiyorum muhterem pek saygıdeğer Sinan Efendi ! Burada ne
aklıbaşında ateistler, ne katolikler-protestanlar, müslümanlar gördüm.
Ne liberaller ne Atatürkçüler ne aşırı fanatik İslamcılar gördüm ama
senin gibisini görmedim. En küfürbazı bile senden yeğdir. Çünkü rengini
belli eder. Kendine kin tutacak bir şey yaratmaz, ya yazısını yazar
veya dalgasını geçer ki onun bile usturubu vardır. Fakat sen zehirli
bir akrepsin. En son sokup sokacağın yer kendin olacaksın. Akrebin
etrafına bir ateş çemberi çekildiğinde kendini sokar derler eskiler.
Sen, kendi ateş çemberini oluşturmuşsun. Senin sonun kendini sokmaktır.
Beni ya da başkasını değil. O yüzden Sinan Efendi, önceden de
belirttiğim gibi, sen seni bil, bil de kurtar kendini.
~
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 ... August 18 2002, 1:51 PM
Yazıları gözünle okumadığın anlaşılıyor ! Nasıl da alışmışsın
gerçekleri çarpıtmaya ! Direktör'ün Türkçe olmadığını açıklayan adama
(K.Mirşan)iftira atıyorsun bir de utanmaz herif ! Biz MHP'li değiliz
canım. Hiç bir partili değilim. Ekim'de Türkiye'ye döneceğim uzunca bir
süre için ve kısmetse seçimlerde de oy kullanabileceğim böylece ! Oyumu
da ya Kemal Derviş'in olduğu bir partiye veya LDP'ye vereceğim canım
benim ! Kininle geber lafını bir daha anımsatırım ...
~
Sinan
(Login Sinan_)
195.174.13.50 Kemal Derviş ve LDP August 18 2002, 1:53 PM
Ne mal olduğunu şimdi anladım. Sana diyecek sözüm yok artık!..
Sinan
(Login Sinan_)
195.174.13.50 Şunu bilsin herkes, yeter!.. August 18 2002, 1:55 PM
İttifaklar İttifakı
Bağımsızlık ve Cumhuriyet karşıtı yeni yapılanma, İstanbul - Kopenhag -
Vaşington hattına yerleşen "ittifakların ittifakı" olarak belirmeye
başladı.
İstanbul İttifakı, TÜSİAD öncülüğünde ANAP üzerinden AB ile IMF ve Dünya Bankası'na uzandı.
Kopenhag İttifakı, tarihsel üçlü bacak üzerine kuruldu: Liberaller,
etnik ayrılıkçılar, şeriatçılar. Liberaller sınırsız-koşulsuz serbest
piyasa ve dışa bağımlılık; ayrılıkçılar anadilde öğretim örtüsü altında
Sevrcilik; dinciler din ve vicdan özgürlüğü örtüsü altında
Avrupacılıkla geleneksel ittifaklarındaki konumlarını aldılar.
Vaşington İttifakı, IMF ve Dünya Bankası üzerinden İstanbul ve Kopenhag
ittifaklarına uzandı. Ama bu cephe, ittifaklar içindeki yerini Kuzey
Irak operasyonunda Türkiye'ye biçtiği elbiseyi giydirme koşuluyla aldı.
AB gönüllüsü DYP, Irak operasyonuna gönüllülüğünü dile getirip, yerini
kendisi açıklamış oldu.
Kurulan ittifak İstanbul, Kopenhag ve Vaşington ittifaklarının bir
araya gelişini gösteren çok boyutlu bir ittifaktır. Bu ittifak,
Osmanlı'nın son dönemlerinin yeniden canlanışıdır.
http://www.cumhuriyetci.org
Sinan
(Login Sinan_)
195.174.13.50 Bir de beni, August 18 2002, 1:57 PM
Batı hayranlığıyla suçlayan ahlaksıza bakın hele!.. LDP'ye oy verecekmiş.
Sağolasın bunları itiraf ettiğin için!..
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 .... August 18 2002, 1:58 PM
Oğlum, git politika forumunda seninle bu konuları tartışmak
isteyenlerle tartış ve topiğimi ilgisiz konularla ve kişisel kininle
daha fazla kirletme. Saygısız - terbiyesiz.
~
Zork
(Login keresteci)
212.64.228.71 Tarih Forumu iyi bir düşünce! August 18 2002, 3:14 PM
Önerini destekliyorum canı gönülden, Sevgli Apaydınlık. Hatta benim de
aklımdan geçmedi değil, geçmişe uzanan zaman yolculuklarının organize
edildiği bir forumu ikame etmenin zamanının geldiğine iman etmiştim bu
aralar. Dın forumunda bulunan Tarih ile ilgili yazıları Tarih forumuna
aktarıp, konu bütünselliği ve bunları izlemede sağlanacak akışkan
nitelik, yeni forumun ek artıları olacak. Türklerin ulusça
özgüvenlerinin artması, tarih bilincinin pekiştirilmesi ile de doğru
orantılı olacaktır. Türk tarihini Osmanlı/İslam'ın kabulü ile
başlatanların hakimeyetinden kurtulmanın da vereceği haz, ayrı bir hoş
tad verecektir bana.
Kolları sıvayalım, Türke boş durmak yaraşmaz!
---------------------------
Apaydınlık, Sinan ile karşılıklı olarak birbirinizi tahammülsüz olmakla
suçlamanızda ikinizde haklısınız! Farklı görüşte olmak bu kısır döngü
sürtüşmeleri gerekli kılmaz. özellikle akademik eğitim almış insanların
bunu yapması, beni umutsuzluğa itiyor. Atışmalarınıza ya bir son
veriniz, ya da kafa göz yarmada üslübunuzu yumuşatınız lütfen! Yerden
yere vurulması gereken kişilikler olmamalı.
Selamlar + Sevgiler
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 Sen inanmıyor olsan bile, Allah'ın selamı üzerinde olsun Zork ! August 18 2002, 3:27 PM
Tarih Forumu konusunda hemfikir olduğumuza sevindim. Doğrusu iki-üç ay
önce falan Dünya Kupası arifesinin de etkisiyle, sadece bir tek
katılımcının (benim gördüğüm) önerisiyle Spor Forumu açılıvermişti.
Varsın açılsın da, Tarih gibi önemli bir konunun din ve politika
forumları arasında kaynamasına göz yumulmamalı artık. Öbür konuya
gelince, en baştan kompleks sahibi insan(lar)ın neyi nereye getirdiğini
iyice irdelemek gerek derim. Neyse, bana dokunmayan yılan bin yaşasın !
İşte, kolaycılığa kaçtım. Bulaşıcıymış herhalde
~
MGK
(Premier Login pakopako)
Forum Owner
213.153.175.62 )))))))))) August 18 2002, 4:07 PM
OMBUDSMAN eger Mabud Osman ise...
Postman Postacı Osman? Posta olayını icat eden Osman
Policeman Bekçi Osman? Güvenlik kavramını bulan Osman
Superman Süper Osman? Uçan Osman
Milkman Sütçü Osman? İnek Osman?
Yukardaki yazıyı okuyordum..
OMBUDSMAN a geldikten donra okumama geregi duydum.
Bu kadar olur...
Ombud=temsilci....
İsveçceden ingilizceye geçmiş bir kelime.
Ombudsman arabulucu ama adalet dagıtıcısı falan da degil..
Bir organizasyonun (kucuk bir şirket ya da dernek de olabilir) yapmış
oldugu iş ya da operasyonlarla ilgili olası şikayetleri dinleyen kişi
ya da merci.
Eeeee..Bir uyduran bir kere daha uydurur misali gerisini okumadım yazının.
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 MGK haklı olma olasılığın yüksek August 18 2002, 4:18 PM
Fakat ateş olmayan yerden de duman çıkmaz.
Yukarıda Doğan'a yazdığım cevapta şöyle demişim :
"Aslında bazı kabul edilmesi güç, şüpheyle yaklaşılabilecek ifadeleri
var P.Kaya'nın. Fakat kendi tezidir. 100% Doğrudur diyemem muhakkak."
Gene de okumanı dilerim bu yazıyı ve diğer ilgili linklerdeki yazıları.
Hem yabana atılmayacak bir yaklaşım da sunayım sana, böylece
gülebilirsin !!! Biliyorsun Furthark yazıtları var İsveç'te... Belki
oralardan bir şekilde Skandinav dillerine geçmiş olabilir !
Bkz. : http://www.antalya-ws.com/futhark/FUTHARKT.HTM
~
MGK
(Premier Login pakopako)
Forum Owner
213.153.175.62 Bence çok alakasız sevgili APAYDINLIK.... August 18 2002, 4:48 PM
OMBUD=ana kelime
S=Bir kaynaştırma harfi gibi ama iyelik eki de olabilir.
MAN=adam şahıs kişi...
Kaynaştırma harfi ile latin kökenli MAN kelimesini birlestirip OSMAN diye dusunmek iddiayı zırva dan kurtarmaya yetmiyor.
Senin adrese de baktım.
Ama alakası yok.
Kaldı ki...
Osman Arapça bir kelimedir sanıyorum ben.
Mabud Mabed ya da her ne ise o da:)))))))
Ne dersin?
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 Evet ama August 18 2002, 5:18 PM
MAN => MEN kelimesi Latince kök sayılmamalıdır. Bu konuda eski
yazılardaki linklerden Etrüskler ile ilgili yerlere bakmalısın.
Etrüskler ki Latince ve Latin/Roma dünyası onların üzerine kurulmuştur.
Mirşan ve başka bazı araştırmacılar Etrüsklerin Türklüğü (daha doğrusu
Tur'luğu yani Turanik kökenli oluşu) üzerine oldukça bilimsel
sayılabilecek tezler/kanıtlar öne sürdüler/gösterdiler. Halen de Azeri
ağzıyla MEN GİDEREM gibi MEN/MAN kullanımı vardır. Önemli olan ANLAMIN
kök dil ile ve içine girdiği varsayılan dil ile aynı olmasıdır.
Görüldüğü gibi ANLAM olarak aynıdır. Ses benzeşimi değildir sadece.
Polat Kaya'nın saçma olan (veya şu anki bilgimizle bize saçma gelen)
açıklamaları/izahatı olduğunu kabul ettiğimi daha önce de yazmıştım.
Benim için önemli olan olumlu/olumsuz bir şekilde konunun gündemde
tutulması. Her an yeni kazılar yapılmakta, yeni gerçekler ortaya
çıkmakta. Tüm bildiklerimiz her an değişiyor/farklılaşabiliyor. Bu
nedenle önyargıyla yaklaşmamaya çalışarak her tür teze araştırıcı gözle
bakabilmeli insan. İlgin sevindirdi beni ... Tarih forumu kurulsa da
kurtlarımızı orada döksek !
~
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 MGK, bir de şöyle bir teori vardır; duymuşsundur belki : August 18 2002, 5:28 PM
Osmanlı'nın kurucusu kabul edilen Osman Bey'in aslında sonradan İslam'a
geçtiği ve gerçek adının(ki aynı zamanda ünvanının) ATAMAN olduğu,
Orhan Bey zamanındaysa iyice İslamlaşan
Osmanoğulları/Atamanoğulları'nın artık İslami bir görüntüyü baskın hale
getirmek için ATAMAN'ı İslam/Arap kökenli bir isim olan OSMAN haline
getirdikleri teorisi. Çok ciddi bir teoridir. Bir çok ideolojik olmayan
Türkolog da bu teoriyi kabul eder. Keza, dil ve telaffuz açısından
rahatlıkla Osman diyebilecekleri Osmanlı'ya Avrupalı halklar çok
eskiden beri OTTOMAN demişlerdir. Bu da Ataman bağlantısı olasılığını
güçlendirir. Yukarıdaki mesaja ek olarak Skandinav'ların komşularınının
Ural-Altay grubundan Fin-Ugor'lar olduğunu da ekleyelim. Tarihte
"geçişimler" çok olmuştur. Dil-Din-Irk-Kültür vs. olarak. Neticede
günümüz insanlığında safkan bir ırk yoktur ve olamaz da ! Eğer
gerçekten savunulduğu şekliyle bilinen/bildirilen tarih haricinde geniş
bir Tur/Türk uygarlığı varolduysa bu sadece kültürel boyuttadır. Şu
anki ABD kültürel etkisi nasıl dilimize "Amerikanca" sözcükler soktuysa
bu tür geçişimler de tarihin karanlık(bilinmeyen anlamında)
dönemlerinde olmuştur.
~
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 Batılıların Türk/Tur tarihini nasıl çarpıttıkları, ibret alınarak August 18 2002, 5:46 PM
bir süre önce Türkçe'ye de çevrilen M15 (U.K. gizli teşkilatı)'ın 1918
yılında yazılan ve yıllar boyu halka açıklanması yasak olan
belgeler/raporlar topluluğu okunarak daha iyi anlaşılabilir. Bunu
hazretler tarihe bilimsel katkı olsun diye değil, emperyalist amaçları
için yaptılar. Yesevi yay.'ından 1999 yılında Türkçe'ye çevrilen (Şenol
Durgun - Gonca Bayraktar) İNGİLİZ GİZLİ SERVİSİ M15'E GÖRE TURANLILAR
VE PAN-TURANİZM kitabıdır bahsettiğim kitap. Daha batı arşivlerinde
hala açıklanmayan neler neler var ! Vatanını-yurdunu seven herkesin en
azından hüzünlenerek okuyacağı bu rapor birebir ve özenerek çevrilmiş.
Ana felsefeleri Down with the Turc ! Bizim şu an bile görmekte
zorlandığımız şeyleri daha 1918'de İngiliz emperyalistleri nasıl
görmüşler merak edenlere...
~
Haci_Ali
(Login Haci_ali)
66.185.84.70 Re: TÜRK DÜNYASININ BILINÇLI OLARAK SILINMIS GEÇMISI August 18 2002, 8:34 PM
SEVGILI APAYDIN!
ALLAH (C.C ve RESUL'unun SELAM'i her zaman uzerinize olsun
Astiginiz su yazilar icin sana TESSEKUR'u borc bilirim
Ancak karsinizda KAFIR olan beyini gelismemis bu yavsak
Ne edu belirsiz kimseleri adam yerien alip cevap vermenize bile bence luzum yok!...
Bunlar ifadelerilyle kendi kilolarini anlatiyorlar!...
Eminin ki bunlar sizin tarafinizdanda MALUM kisiler!..
Bu AHMAK'lar burada gerceklerin rahasizligi icindeler!..
Tabii ki gercekler bazilarini rahatsiz edecetir degilmi?
Ama GERCEK'lerin gizli kalmasinada imkan yoktur!...
Size benim babannemin sozunu soylemek isterim!
Nur icinde yatsin!(Biraz kaba ama kusuruma bakmayiniz)
"BOK KAR'LA OTURLMEZ!" Gercek er veya gec cikacaktir.
Guzel yazilarinizi bekliyoruz!
Selam Sevgi ve Dua Ile
APAYDINLIK
(Login APAYDINLIK)
212.80.166.163 Haci+Ali August 19 2002, 8:34 AM
Samimiyetin için teşekkür ederim.
İlgili konularda öne sürülen tezlerin içindeki
eksiklik/fazlalık/yanlışlık olması veya olma olasılığı onların
tamamıyla eksik/fazla/yanlış/uydurma olduğunu göstermez. Gerçek elbet
bir gün ortaya çıkacaktır. O güne kadar bizlerin yapması gereken şey,
en azından konuyu gündemde tutmaya çalışıp, karınca kararınca bu
araştırmacılara manevi destek vermektir. İlgililer-yetkililer de maddi
destek verseler fena olmaz !
Adam gibi bir Türk Tarihi Araştırma Enstitüsü kurulsa, ideolojik ve
önyargılı yaklaşımlardan arı bir bilim adamları grubu, yerli olsun
yabancı olsun buradan koordineli bir şekilde çalışsa fena mı olur ?
Atatürk zamanında ortaya konulan Güneş Dil Teorisi'nin de eksiklik ve
abartmaları vardı. Bu, onu tümden kaldırıp çöpe atmamızı gerektirmiyor.
Bugünkü bilgilerle, yeni edineceğimiz araştırma sonuçlarıyla
geliştirilmesi/düzeltilmesi gerekiyor. Yakınlarda seçim olacak; her ne
kadar seçim ekonomisi uygulamayacağız deseler bile siyasetçiler,
göreceksiniz ne uyduruk amaçlar için ne çok para akacak ! Malum tarihi
gelişmeler sonucu adeta hadım edilmiş TTK ve TDK ise geçmişteki
yolsuzluk ve bugünkü basiretsiz yönetimlerle malesef havasını alacak
gene ! Atatürk'ün kurdurduğu bu kurumlar, tekrar eski amaçlarına
döndürülmeli ve koordineli biçimde çalışmalı. Bunların bünyesinde
kurulacak bir enstitü veya özerk bir kurumun faydalı olacağını
düşünüyorum. İslam dini, Türklerin çoğunluğu ile özdeşleşmiştir. İslam
sonrası Türk tarihinin bile hala karanlıkta kalan açıklanmamış
noktaları varken, İslam öncesi Türk tarihine ilgi göstermemek olmaz.
İkisi de bir bütünlük içinde incelenmeli. Kökleri bırakıp sadece
dallarla uğraşarak ağacı öğrenemeyiz. O kökler olmasa o dallar zaten
olamazdı !
~
Haci+Ali
(Login Haci_ali)
66.185.84.70 Re: TÜRK DÜNYASININ BILINÇLI OLARAK SILINMIS GEÇMISI August 19 2002, 11:04 PM
Muhterem Saygi deger APAYADIN!.
Butun umitlerimiz basta sizin gibi degerli ILIM adamlarinin gerek
mercilere gerekti sekilde ilimi baski yaparak ideal olan o guzel
konularin canladirimasidir.Atamizin baslatip yarim kalan bu calismalar
elbette idame ettirilmelidir!...Gercek su ki ilim sahiplerien bu konuda
cok is dusmektdir.
Hangi arinin bal verecegini bilen balci misali! Tesbihte hata ettim ise
ozur dilerim.Bildiginiz gibi calisma DUA'dir.Kim onu yaparsa
karsiligini mutla ve mtutlaka Cenab-i Hak'tan alacaktir.Sizi izlemey
devam ediyoruz! ALLAH (C.C) ve RESUL'unun SELAM'i her zaman uzerineize
olsun.
Selam Sevgi ve Dua ile
|
|