English      Oturum aç | Kayıt Ol | Unutulan Parola
Kullanıcı adı / Parola

  SEYATAN NEDEN BOS DURUYOR!...(HACI_ALI)


Yanıt Yaz    Sayfa  <12
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Difozarji
  Alıntı Difozarji Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30 Oca 2010 Saat 1:37pm
Orjinalini yazan: dogan

Orjinalini yazan: Görecefik

Şeytan boş durmuyor, bilincimize alttan altan "elma ye, elma ye, elma ye" telkinini basıyor.
tevrat okuma bize
ne elmasi..?

bide adam gibi link ver
hiç biri çalismiyor

Ben okumada zorluk çekerim.
Duyuklarımı tekrarlamak varken niye okuma zorluğunu kanatlandırayım durduk yere

Dünyada olan biteni ben de görmedeyim;
Haksızlıkları hep baş köşelerde görmedeyim;
Fesuphanallah! Nereye bakarsam bakayım
Kendi mutsuzluğumu her yerde görmedeyim.
Yukarı Dön
Garjoğay
  Alıntı Garjoğay Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30 Oca 2010 Saat 1:57pm
Erhan Afyoncu, Osmanlı elçilerini ve onların ülke onuru adına yaptıklarını yazdı.Ah nerede eli sopalı o eski diplomatlarımız!
İsrail'in, Büyükelçimizi küçük düşürme girişimi Osmanlı dönemindeki cabbar-cevval elçileri gündeme getirdi.Yabancı diplomatların Osmanlı Devleti'nin gururu ve onuruna karşı yaptıkları teşebbüsler, Osmanlı diplomatlarının tavizsiz tavırları karşısında başarılı olamamıştı.Üçüncü Selim dönemine kadar yurtdışında daimi Osmanlı elçilikleri yoktu. Herhangi bir mesele olduğunda Osmanlı elçileri ilgili devlete gider ve işleri bittikten sonra geri dönerlerdi.

Osmanlı elçileri, yabancı ülke topraklarına girdikten sonra belirlenen güzergâh üzerinden yollarına devam ederlerdi. Her ne kadar gittikleri ülke tarafından kendilerinin emniyeti için asker, mihmandar ve tercüman tayin olunmuşsa da davranışlarında son derece bağımsız idiler. Maiyetlerine verilen tercümanların nasıl davranacaklarından askerlerin nasıl selama durmaları gerektiğine kadar her şeyi kendi anlayışları doğrultusunda düzenlerler ve aksi davranışların zuhuru halinde derhal müdahale ederek gerekli tavırları sergilerlerdi. Osmanlı elçilerinin emniyetlerini temin için yabancı devlet tarafından refakatlerine verilen askerlerin kılıçlarını çekerek selama durmalarından rahatsız olup, derhal müdahale etmişlerdi. 1748'de Viyana'ya gönderilen Osmanlı elçisi Mustafa Hatti Efendi'nin ve 1739'da Avusturya ile sınırın çizilmesine katılan Ebu Sehl Numan Efendi, böyle bir hadise yaşamış ve duruma müdahale edip sorunu çözmüşlerdi.


Mehmet Emnî Paşa da 1740'ta Rusya topraklarına girdikten sonra Rus askerlerinin yalınkılıç selam durmasından, çadırı etrafında nöbet tutmalarından, trampet ve boru çalmalarından hoşlanmamış ve bu uygulamaları kaldırtmıştı. Osmanlı elçisi o kadar etkiliydi ki çariçenin çocuğu olduğu haberini alan Ruslar, Mehmet Emnî'den izin almadan bu durumu kutlamak için top bile atamamışlardı. Rus topraklarında bir süre yol alan Osmanlı elçilik heyeti Petersburg'a nehir yolundan gitmek için gemiye bindiği zaman bir sürprizle karşılaşmıştı. Gemide haçlı bayrakları asılıydı. Osmanlı elçisi, bunun üzerine bu duruma müdahale edip, gemideki haçlı bayraklarını indirtmişti.
Yukarı Dön
Coboğdüvö
  Alıntı Coboğdüvö Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30 Oca 2010 Saat 2:00pm
DEVLET GURURU

Diplomasi ile alakalı eserler incelendiğinde, Osmanlı Devleti'nin muhatabı olan devlet diplomatları da her fırsatta diplomat muhatabını taciz etmeyi ve onun şahsında devletinin gururu ve onuru ile oynamayı denemek istemişler fakat hemen her defasında Osmanlı diplomatlarının tavizsiz tavırları karşısında niyetlerine nail olamamışlardı. Sınırlarda yapılan elçi mübadelelerinde dikkat edilen husus, ilk hareketi veya ziyareti yapmamak ve muhatabını ayağına getirmek ve böylece de devletini yabancı devletler nezdinde temsil ederken onurunu da korumaktı.

1748'de Avusturya'ya elçi olarak giden Mustafa Hatti Efendi, Dalya isimli şehre geldiklerinde, kendisini karşılamaya gelmeyip konağına çağıran o bölgenin generali Gaudagni Ascanus'un tüm ısrar ve tehditlerine rağmen yanına gitmemişti. 1739'dan sonra Rusya ile sınır çizimi görüşmelerine katılan Ahmet Meramî Efendi, Rus generali Repnin Vasile'nin ilk ziyareti kimin yapacağı ve Azak kalesinin yıkımının ağırdan alınması gibi konulardaki tavırlarına çok kararlı cevaplar vermiş ve görüşmeyi istediği şekilde sonuçlandırmıştı.
Yukarı Dön
Lisilom
  Alıntı Lisilom Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30 Oca 2010 Saat 2:03pm
OSMANLI ELÇİLİKLERİ

Osmanlı İmparatorluğu Üçüncü Selim'e kadar diğer devletlere daimi elçi göndermemişti. Avrupa devletleriyle ilişkileri bunların İstanbul'da bulunan elçileri vasıtasıyla yürütülürdü. Ancak dışa­rıda elçi bulunmaması yüzünden Avrupa hakkında sağlıklı bilgi alınamıyordu. Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa, Avrupa'yı tanımak gerek­tiğini fark eden ilk Osmanlı sadrazamıydı. Avrupa devletlerinin İstanbul'daki elçileri ile düzenli ilişki kurdu. Ayrıca Osmanlı tari­hinde ilk kez Avrupa devletlerine elçi gönderdi. Elçiler sadece askeri ve ticari antlaşma yapmaya gitmemişlerdi. Avrupalı dev­letlerin askeri gücü ve devlet yapısı ile ilgili bilgi edineceklerdi.

İbrahim Paşa Viyana'ya (1719), Yirmisekiz Mehmed Çelebi Pa­ris'e (1720-1721), Nişli Mehmed Ağa Moskova'ya (1722-1723) elçi olarak gittiler. Bu elçiler gittikleri yerde gördüklerini anlatan raporlar hazırlayarak sadrazama sundular. Üçüncü Selim döneminde Avrupa'daki Osmanlı çıkarlarını korumak için Avrupa'nın önemli merkezlerinde devamlı kalacak ikametgâh elçilikleri açıldı. İlk ikametgâh elçiliği 1793'te Londra'ya açıldı ve ilk elçi Yusuf Agâh Efendi'ydi.
Yukarı Dön
Sazduhaga
  Alıntı Sazduhaga Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30 Oca 2010 Saat 2:06pm
OSMANLI DİPLOMASİSİ

Türkler'in savaşta kazanıp ma­sada kaybettiği klişe haline gelmiş bir sözdür. Sanki Türkler hiç diplomasiden anlamıyor, saflıkları ve bilgisizlikleri yüzünden Avrupalı diplomatlar tarafından kandırılıyor gibi anlatılır. Os­manlı İmparatorluğu'nun son zamanlarında bazı savaşlarda galip gelinmesine rağmen yapılan antlaşma­lardan kayıpla çıkılmıştır. Ancak bunun sebebi Os­manlı diplo­matlarının maharetsizliği değil, İngiltere, Fransa ve Rusya gibi devletlerin baskılarıdır. Osmanlı tarihi boyunca yapılan antlaşmalar, görüşme sü­reçleri ve uygulamaları ile birlikte iyi incelenirse çok maharetli diplomatların olduğu ve birçok antlaşmanın Osmanlı lehine neticelendirildiği görülür.

Rektör olduktan kısa bir süre sonra üniversitesini 15-20 yıl önce kurulmuş birçok üniversiteyle aynı seviyeye getiren Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Ali İbrahim Savaş'ın Osmanlı Diplomasisi, Mustafa Hattî Efendi'nin Viyana Sefaretnamesi ve Tedbirat-ı Pesendide isimli eserlerinde Osmanlı diplomasisinin bilmediğimiz birçok yönüne ve Osmanlı elçilerinin gittikleri ülkelerde Osmanlı devlet vakurunu nasıl koruduklarına dair birçok örnek vardır.
Yukarı Dön
dilaylak
Simge
Gönderilenler : 7
Üyelik : 07 Agu 2009
Aktif Durum : Aktif Değil
  Alıntı dilaylak Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 13 Sub 2010 Saat 11:55am

insanın doğadaki varlıklardan ontolojik olarak farklılığı şeytanı yaratmıştır.

Varlığı-Yokluğu Olasılıklı Bir Yaratıcı İle İletişim Kurmak Evren Yasalarına Aykırıdır, Olağan Dışıdır. (Dilaylak).
Yukarı Dön
Yanıt Yaz Sayfa  <12

Hızlı Cevap
İsim:

Mesaj:
   Açık Forum Kodları Mesaj Formatı
Benzersiz Güvenlik Kodunu Gir:
Code Image - Please contact webmaster if you have problems seeing this image code Yeni Kod Yükle
Lütfen resimde gördüğünüz kodun aynısını girin.
Tarayıcınızın Cookie (Çerez) desteğinin aktif olması gerekir.
 

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

ALTERNATİFORUM ÖZGÜR BİR FORUMDUR VE TEK BİR KURALI VARDIR
HİÇ BİR YAZI SİLİNMEZ!


Forum Ana sayfa | Kuruluş | Eski Alternatiforum Arşivler | Yeni islam Forum | Yeni islam Arşiv | Linkler
Kayıt Ol | Tüm Mesajları Okunmuş Say | Çerezleri (Cookies) Sil | E-posta Gönder

Tavsiye edilen browser Mozilla Firefox forumun en iyi görüntülenmesi için önerilen tarayıcıdır.

Copy-left - Hiç bir hakkı saklı değildir. Herşey özgürlükle başlar. 2000-2010 alternatiforum
RSS Feed