


| Yazar | |
|
guest
|
Alıntı Cevapla
Konu: TANRI, KURAN, MUHAMMED, ATATÜRK PROBLEMLERİGönderim Zamanı: 04 Tem 2010 Saat 6:06pm |
|
Merhaba özgür forumun özgür kalemleri ve okuyucuları. Bu makale dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Tanrı , ikinci bölümde Kuran-ı Azimüşşan, üçüncü bölümde Hz. Muhammed(S.A.V.) , sonuncu bölümde ise Mustafa Kemal Atatürk hakkında bir dizi tespit ve değerlendirme bulacaksınız. Tartışmaya açtığım bu makaleyi isteyen istediği şekilde kullanabilir.
Bismillahirrahmanirrahim
Birinci Bölüm (Tanrı): PKK terör örgütü elebaşı olan Abdullah Ocalan; ‘Toplumsal Cinsiyetciligin Ozgurlestirilmesi ’ isimli kitaplastirilmis konusmalarinda ‘Dogal Toplum ’ adli bolumun bazi cumlelerinde bir gercegi vurgulamaktadir: “Artik atom parcaciklarinin da otesinde, dalga-parcacik evreninde olup bitenlerin basta ‘canlilik’ ozelligi olmak uzere, varliklarin her cesidini olusturdugunu gormekteyiz. Kuantum sezgiselligi derken bunu kast ediyoruz. Gercekten bu kadar dogal cesitlilik ancak buyuk bir zeka ve ozgurluk tercihiyle mumkun olabilir. Kaba, cansiz maddeden nasil bu kadar bitki, cicek, canli ve insan zekasi tureyebilir? ” Sonraki bir paragrafta ise –Abdullah Ocalan’in dilinden derlenen ‘Toplumsal Cinsiyetciligin Ozgurlestirilmesi’ kitabinda- su cumleler yer aliyor: “Insan yorumumuzu daha da gelistirirsek su varsayimlari ileri surebiliriz: Insanin olustugu tum materyallerin canlilik, sezgisellik, ozgurluk ozellikleri olmasaydi, tum bu ozelliklerin toplu ifadesi olarak insan canliligi, sezgisi ve ozgurlugu de gelismeyecekti. Olmayan bir seyden yeni bir sey dogmaz. Bu tespit cansiz madde anlayisimizi curutmektedir .” Bu degerlendirmenin sonucunda ise su cumle soyleniyor: “Dogruya daha yakin gorus, kozmos ve kuantum evrenindeki olusum ozelliklerinin insanda da yasandigidir.” Peki kisisel olarak ateist bir insanin tum bu cumleleri, Allah’in inkarinin mumkun olamayacaginin dolayli bir ifadesi degilse nedir? Allah’in varligi bilinir ama Kendisi anlasilamaz. Iste bu birinci bölümde Zat’i bilinemez olan Allah’a karsi ileri surulmus varsayimlar ele alinacaktir. Varsayimlara ornekler: “Tanri'nin kendi kendini yok etmeye gucu yeter mi? Tanri’nin sozlerinde durmamasi durumunda Tanri’dan hesap sorabilir miyiz? Tanri'nin ikinci bir Tanri'yi yaratmaya gucu yeter mi? Tanri'nin birden fazla olmaya gucu yeter mi? Tanri'nin kaldiramayacagi bir tasi yaratmaya gucu yeter mi? Bu soruyu muhatap kabul eden butun cevaplar gosterecektir ki sonsuz yaratma ozelligi ile sonsuz kudret ozelligi bir varlikta birlikte bulunamaz? Tanri'nin gucu yetmeyecek bir seyi yaratmaya gucu yeter mi? Tanri her seye kadir olmamaya da kadir midir? Tanri, herhangi bir sifatina (Tanri'nin 99 ismi olan Esma-ul Husna’da gecen tum isimleri birer sifatina karsilik olduguna gore) aykiri sekilde davranabilir mi? Davranabilirse, ve davranirsa, o zaman bu sifati nasil hak eder? Tanri mantik ilkelerinin uzerinde midir? Ayni anda hem dogru olan hem de yanlis olan bir sey yaratabilir mi ornegin? Ya da daire seklinde bir kare? Tanri evreni yaratmadan once neredeydi? Ne yapiyordu? Tanri gelecegi hem bilir, hem de degistirebilir mi? (Degistirirse eski bilgisi yanlis olur.) Tanri dusunebilir mi? (Dusunme gelecege ve gecmise dairdir. Tanri gelecegi ve gecmisi bildigi icin dusunememelidir. Dusunmeye kalktiginda kendini yalanlar. Bu yuzden Tanri gelecek de kurgulayamaz. Kurgularsa gelecegi bilmiyordur.)” Dogruya ulasmanin iki tercih yolu var; 1- Mantik 2- Guvenilir olmayabilen kaynak olan varsayim. Dogruya ulasmak icin Mantik secenegi tercih edilmelidir. Yukaridaki varsayimlar, Tanri’nin mantik ile kavradigimiz ozelliklerine ters dusen ifadelerdir (Kendini yok etmesi, kaldiramayacagi tas yaratmasi gibi) , cevaplari net olmayacaktir. Bu durumda guvenilir bilgi degillerdir. Ama bir ust secenek olan Mantik, guvenilir bilgidir. Yani Mantik ile anladigimiz(*) Allah’in var olmasi, sonra tek olmasi, sonra insanlarin O’nu anlayamayacak bir sartta bulunmasi gercekleri vardir. Iste bu gercekler Mantik ile anlasildiktan sonra uzerinde aykiri varsayimlar yurutulemez. Mantik ile varsayimlar yan yana getirildiginde sadece Mantik secilir , dogru bilgiye ulasabilmek icin. Daha gerisinde ise, mantik disi varsayimlara karsi mantik tercih edilir. Yukaridaki varsayimlar, mantik ile celistiginden dogruyu arayan insanlar icin kesinlikle dikkate alinmaz. Cunku Allah’in var olmasi, tek olmasi, Aziz olmasi, kudretli olmasi, insanlarin O’nu anlayamayacak bir sartta bulunmasi gercekleri karsisinda net cevabi olmayan varsayimlar guvenilir degildir, dikkate alinmaz , hatta gerceklerle celisen varsayimlar (yukarida verildi) kesinlikle dikkate dahi alinmaz. Dolayisi ile Tanri’nin kainati yaratmadaki vasiflarinin kesin olarak mantik tarafindan onaylandigini bildikten sonra varsayimlari dikkate almanin mantigi yoktur. Peki yukaridaki sorular, Yaradan icin de cevapsiz midir? Herseyi yaratan Tanri , her boyutu yaratabilecek guce ve bilgiye sahiptir. Tanri’nin buyuklugunu kabul etmissek , Tanri ; butun mantik ortamini olusturacak guctedir. Mantiksizliklara , paradokslara dahi cevap verir. O cevap verir ama biz cevap veremeyiz. Tanri , boyutlar ustudur. Kendisini mantigimizla bildirmistir. Sonuc : Mantiksizlik uzerine kurulu varsayimlar dikkate alinmaz. (*) : bkz. : http://www.nurris.org/ , http://www.nurris.org/cgi-bin/c.pl?name=NurRis30b_dl&deliver=nurlar_zip *
İkinci Bölüm ( KUR'AN ) :
Bismillahirrahmanirrahim
KUR'AN-I KERIM TEK MUTLAK DOGRUDUR Bilimde kesinlikle ‘merak icermeyen’ hipotez one surulmez. Ozellikle merak icermeyen ve art niyetli hipotezler kesinlikle dikkate dahi alinmaz. Cunku bilimsel dusunce, ozgur dusunur. Birbiriyle baglantisiz gorunen olaylardan formuller cikarir ve butun hayati kuramlarla gecici olarak aciklamaya calisir. Boyle bir ortamda 1970li yillarda bilim adamlari ‘Polisu’ adini verdikleri garip bir maddeyi tartisiyorlardi. Normal su 100 santigrad derecede kaynarken, polisu 150 santigrad derecenin ustunde kayniyordu. Su, 0 santigrad derecede donarken, polisu -30 santigrad derecenin altinda donuyordu. Amerikali arastiricilar polisuyu, spektroskopi yontemiyle molekul seviyesinde incelediler ve polisuyun saf madde oldugunu kanitladilar. Bilimsel yontemin sasirmayacagina hemen herkesce inanilir. Yaklasik 1 yil icinde yeni raporlar polisudaki cozunmus safsizliklari gosterdi. 1 yil once polisuyun saf madde oldugunu ispatlayan bilimsel yontem, 1 yil icinde polisunun saf olmadigini kanitliyordu. Bilim neyi soylemeye calisiyordu? Polisu olayini ogrendigimiz bilimsel kitap (Petrucci, Genel Kimya sf. 23) ; sonucu su cumlelerle bagliyor: “Bilimin kendini duzeltmesi gibi, bilimsel yontemin cok onemli bir yonu de aciga cikmistir. Bilim bazen yoldan cikabilir, fakat sonunda tekrar dogru yola girer.” Dolayisiyla her seyi bilimsel yonden yorumlamak , sakat neticeler dogurabilmektedir. Ancak bilimsel yontemin kabul ettigi ‘mantik’ denen bir aygit vardir. Bu aygit, ozgur dusundugu oranda uretici olabilmektedir. Mantik, ozgur oldugunda daha kalici cozumler uretebilmektedir. Bu noktada dogruyu bulmak isteyen insanin yurumeye baslarken , cevresinde gordugu Kainat kitabini anlamaya calismasi kacinilmazdir. Tanri’nin var oldugunu ve tek oldugunu yardim alarak da anlayabilir. Biz bu yardimi Kuran-i Kerim olarak tanitiyoruz. Ama Kuran'a karşı onyargili arkadaslar icin soyle soyleyelim: madem hayati anlamak istiyorsunuz, hayat hakkindaki onceden soylenmis sozleri de incelemek durumundasiniz. Butun dinlere saygi gostermek zorundasiniz. Cunku butun dinler de hayat icin, dunya icin, Anadolu icin bir aciklama; bir yardimdir. Kesin dogruya ulasana kadar hicbir –din ya da ideoloji- (hayati aciklayan) fikri saf disi birakamazsiniz, dislayamazsiniz. Her din, kendi icinden bakildiginda anlasilabilir. Oyleyse her dini kendi icinden incelemeden bu hayat bilmecesinde sonuca varilamaz. Boyle bir durumda, onyargi yoktur ve tebligimi su sekilde yapiyorum: Kuran-i Kerim’in tek mutlak dogru oldugunu ispatlayan bir yazi yazarak kamuoyuna sunuyorum: 1965-1973 yillari arasinda Hur ve Kabul Edilmis Masonlar Buyuk Locasi Buyuk Ustadi olan Hayrullah ORS; ‘Musa ve Yahudilik’ isimli eserinin 33. sayfasinda su bilgiyi sunmaktadir: “ M.O. 300’e dogru da Tarihler, Ezra ve Nohemya bolumleri. Bu son tarihten sonra Eski Ahd'in (Tevratin) artik simdiki seklinde kaldigi, hatta bir harfinin bile degistirilmedigi bir gercektir. ” Yani Tevrat’ta yer alan cumleler , Hz. Muhammed(S.A.V.) zamaninda da degismemisti. Peki Tevrat’in insana bakisi nasildi? Tevrat’taki “ Ibranilerin Allahi Rab soyle diyor: ” (Cikis bab 10, ayet 3) , “Iste, simdi bildim ki butun dunyada allah yoktur, ancak Israil'de vardir. ” ( II.Kirallar bab 5 ayet 15) , “Siz Allahiniz Rabbin ogullarisiniz." Cunku sen Allah'in Rabbe mukaddes bir kavimsin, ve Rab yer uzerinde olan butun kavimlerden ustun olarak kendisine has bir kavim olmak uzere seni secti.” (Tesniye bab 14 ayet 12) cumleleri, dunyadaki dengelerin neye endekslendigini gostermektedir. Diger irklara kole gozuyle bakan Yahudilik, Yahudiligi azarlayan Kuran-i Kerim karsisinda pasif kalamazdi. Muharref Tevrat’ta da azarlanmis Yahudiler, kendi dinlerinde yukaridaki ayetlerin penceresinde yasamaktaydilar. Kuran-i Kerim’e ve Hz. Muhammed’e karsi psikolojik savasa mecburdular. Kuran-i Kerim’de “Kuran’daki ayetlere benzer bir cumle yaziniz, yoksa zilleti kabul ediniz.” buyuruldugu halde kimse, o edebiyatin zirve doneminde Kuran’a bir benzer cumle yazamamistir. Ateistler sik sik sunu soylerler: "Sen Nazim Hikmet gibi siir yazamazsin; nasil Nazim Hikmet'in siir uslubu kendine ozguyse Kuran da kendine ozgudur; benzerinin yazilamamasi dogaldir" biz de cevap olarak diyoruz ki : 21. Yuzyilda ‘ Kuran-i Kerim’e benzer, Kuran-i Kerim’e alternatif kitap’ (!) olarak takdim edilen ‘True Furqan’ yazilmistir; demek ki Kuran'a benzer ayet yazilmaya ortam musaitti demek ki Kuran'a benzer cumle yazmaya ozgur ortam mevcuttur. 7. Yuzyilda edebiyatin dorukta oldugu Arabistan’da Kuran-i Kerim’e benzer yazi yazilamamistir. Eger yazilsa idi, bu metin Yahudiler tarafindan muhafaza edilir, Yahudiler kanaliyla gunumuze kadar gelir, buyuk bir cesaretle Muslumanlara bile dagitilirdi. Ortada bir metin olmadigina gore, Arabistan edebiyatinin zirvede oldugu 7. yuzyilda kimse Kuran’a benzer yazi yazamamistir diye kesin bir hukumle deriz ki Kuran-i Kerim, Hz. Muhammed doneminde Tanri kelamiydi ve mutlak dogruydu. Peki elimizdeki Kuran ile o zamanki Kuran ayni midir? Bir baska deyisle Kuran degistirilmis midir? Kuran’i Muslumanlar degistirmeye tesebbus dahi edemezler, cunku Kuran’i degistirmek icin, Kuran-i Kerim’e dusmanca bakmak gerekir. Sagduyuyla dusundugunuzde bu gercek ortaya cikar. Peki Kuran-i Kerim’de ve tarihte Kuran-i Kerim’e en buyuk dusmanlar kimlerdi? Islam’a direnen en buyuk toplumlar: Yahudiler ve musriklerdir. Yahudileri ozellikle zikretmek istiyoruz. Yahudiler, 'Ustun Irk' felsefesine sahip olduklari icin, Yahudilerin; diger tum dinlerden ve tapimlardan daha fazla Islam'a dusmanlik potansiyelleri vardir. Sosyolojik bir gercek olarak hicbir din, Kuran’a Yahudiler kadar dusman olmamistir. Bunun gerekcesi; diger dinlerden farkli olarak Yahudilik ‘ustun irk’ fikrine sahipti, bununla beraber Kuran-i Kerim’de de en cok azarlanan toplumdu. Dolayisiyla en buyuk tahrifat, Yahudilerden beklenmelidir. Su rahatlikla soylenebilir ki: Yahudiler Kuran’i tahrif edemediyse Kuran’i kimse tahrif edememistir. Asr-i Saadette iken Yahudiler ve musrikler en buyuk dusmandi, Asr-i Saadette ilerleyen yillarda musrikler dislandi ve Yahudiler, Islam toplumunda en buyuk dusman olarak kaldilar. Musrikler, Asr-i Saadette Kuran’i tahrif etse idi ‘Lat, Menat, Uzza’ ’yi oven cumleleri Kuran’a koyardi. Dolayisiyla musrikler Kuran’i tahrif etmemistir. Ayrica o kadar Islam dusmani varken bunun yani tahrifin dedikodusu bile yapilmamaktadir. Yahudilere gelirsek, Yahudiler Islam topraklarinda hicbir soykirima ugramamislardir. Yahudiler, Islam aleminde her zaman rahat yasamislardir, Yahudiler Kuran-i Kerim’i tahrif edecek imkana sahiptiler. Ama Kuran’i tahrif edemediler. Bunu nereden anliyoruz? Eger Kuran-i Kerim tahrif edilse idi simdiye kadar coktan Kuran-i Kerim’deki Yahudileri azarlayan ayetler Kuran-i Kerim’den cikarilirdi. Ama bu ayetlerin varligi bize gostermektedir ki Kuran-i Kerim degismemistir, degistirilmemistir. Kuran’in yeniden yazildigi Hz. Osman devrinde, Kuran orjinalleri yakildi ve bir heyet, Kuran’i tekrar, temize cekti. Peki bu heyet, Kuran-i Kerim’i tahrif etti mi? Kuran-i Kerim’i tahrif etmeye kalkisacak kisi o heyete girebiliyorsa, her turlu Kuran-i Kerim dusmanligina acik bir heyettir o. Dolayisiyla munafiklik kilifinda Yahudi ve musriklere de acik olacaktir. Musrikler ‘Lat, Menat, Uzza’ ’yi oven cumleler yerlestirirlerdi, Yahudiler de Yahudileri azarlayan Kuran ayetlerini tahrif ederlerdi. Boyle bir durum olmadigina gore Kuran degismemistir, ilk gunku gibi taze, temiz ve yasayan Vahydir, tek mutlak dogrudur , ayni zamanda. Materyalist ve onyargili arkadaslar icin yapilan yukaridaki tespitlere ek olarak metafizik mahluklarin Kuran’i yazmasi konusunu ele alalim. Kuran-i Kerim; metafizik mahluk ya da mahluklarin da kelami olamaz. Kuran-i Kerim’i metafizik mahluklar yazmis olamaz. Cunku bu durumda kendisini Tanri goren bu mahluk ya da mahluklar, Tanri isine-kelamina el koyduklari icin, Tanri isine karismak en ust seviyeye ulasacagindan, Tanri kavramina saygisizlik yapan bir mahluk ya da mahluklar, yazacaklari Kutsal Kitabi da art niyetli kalarak yazacaklardir. Dolayisiyla insanlarin zihnini altust edecek yazilar yazmalidirlar. Ama Kuran-i Kerim’de ‘Tek olan Allah’ bildirisinin insan zihnine biraktigi yalinlik ve temizlik, yukaridaki tespit ile uyusmadigindan Kuran-i Kerim, metafizik mahluklarin da kelami olamaz. Yuce Allah buyuruyor ki (Hud Suresi 13,14) : “13- Yoksa: "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Haydi siz, yalan uzere uydurulmus olarak onun benzeri on sure getirin ve eger dogru sozluyseniz, Allah'tan baska cagirabildiklerinizi cagirin."14- Eger buna ragmen size cevab vermezlerse, artik biliniz ki, o, gerçekten Allah'in ilmiyle indirilmistir ve O'ndan baska Ilah yoktur. Oyleyse artik, siz Musluman misiniz?” Eger Hud suresinden sonra inen “Hic suphesiz, zikri (Kur'an'i) Biz indirdik Biz; onun koruyuculari da gercekten Biziz.” (Hicr 9) ayeti boyutlar ustu mahluk ya da mahluklarin sozu ise, bu yetenekteki mahluk ya da mahluklar; musrik insanlarla temasa gecip Kuran’a muhalefet-alternatif ayetleri onlara verirlerdi. Cunku inanmayan cinler de insanlar da musriklik icinde muhatap olarak ortaktilar. Ikisi de Kuran-i Kerim tarafindan meydan okunma ve agir duello altindaydilar. Isbirligi zaruriydi. Ama Kuran-i Kerim’e benzer bir soz yazilamadi. Demek ki Kuran ve ayni zamanda “Hic suphesiz, zikri (Kur'an'i) Biz indirdik Biz; onun koruyuculari da gercekten Biziz.” (Hicr 9) ayeti Tanri’nin sozudur. Demek oluyor ki Kuran, metafizik mahluklarin tahrifinden de korunmustur. Umarim tum din ve ideolojilere esit yaklasan uygar beyin, bu kanitlar karsisinda Islam'i kabul eder ve hayatini resetleyip cisime burunmus Islam ahlaki olur. Rabbim cumlemizi Kuran yolunda yasatsin. Peki Kuran'i nasil yasayacagiz? * Üçüncü Bölüm ( Hz. Muhammed Aleyhissalatu Vesselam ) :
Kiyamet Suresi 19. ayete bakiniz : Bismillah 16- Onu (Kur'an'i, kavrayip belletmek için) aceleye kapilip dilini onunla hareket ettirip-durma. 17- Süphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak Bize ait (bir is)tir. 18- Su halde, Biz onu okudugumuz zaman, sen de onun okunusunu izle. 19- Sonra muhakkak onu aciklamak Bize ait (bir is)tir. 20- Hayir; siz carcabuk gecmekte olani (dunyayi) seviyorsunuz. Bu ayetlerden de anlasilmaktadir ki kimse Kuran'i Hz. Muhammed'den iyi bilemez. Oyleyse Kuran'i yasamak icin rehberimiz Hz. Muhammed olmalidir. Kuran-i Kerim’i en iyi anlayan Hz. Muhammed (S.A.V.) ’dir. Hadisler ve Sunnet-i Seniyye ; Kuran’in tefsiridir, aciklamasidir, Hadisler ve Sunnet-i Seniyye olmadan Kuran-i Kerim ANLASILMAZ. Dolayisiyla Sunnet-i Seniyye'ye siki sikiya bagli olmaliyiz. Belirsizliklerle, şüpheciliklerle dolu dünyamızda Tek Guvenilir yasam tarzi budur cunku . *
Dördüncü Bölüm ( ATATÜRK ):
Mustafa Kemal , Kemalizm , Özel Savaş Aygıtları-Kontrgerilla
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu zaman, dünyada çok kuvvetli Cumhuriyet rüzgarları esiyordu. Türkiye de bu rüzgardan nasibini aldı. Dünyanın dört bir yanında Cumhuriyet rejimleri ilan ediliyordu. Mustafa Kemal'in "en büyük eserim" dediği Cumhuriyetin oluşumu budur. Çanakkale Savaşı hariç Yunanlılar dışında hiçbir devlet ile 'Kurtuluş Savaşı' yapmadık. Açın resmi ideolojinin ders kitaplarına -KPSS kitaplarına da bakın- Milli Mücadele denilen dönemde İngilize karşı İtalyana karşı Fransıza karşı savaş olmuş mu. Sadece Yunanlılara karşı bir savaş oldu, Ermenilere karşı Kazım Karabekir'in kendi birlikleri , Fransızlar çekilirken de Urfanın yerli halkı direniş gösterdiler. Yunanlılar ile yapılan (taarruz da dahil) savaşlarda izlenen stratejilerin perde arkasını tarih açıklayacaktır. Yeni kurulan devlet(Türkiye Cumhuriyeti)te İtilaf devletleri ; aynen Arabistandan çekildikleri gibi, Afrikadan çekildikleri gibi, Hindistandan çekildikleri gibi Anadoluyu Mustafa Kemal Paşa'ya bırakırken , Anadolu halkı ; 'Atatürk Devrimleri' ile karşılaştı. Herşey Atatürkle başlamıştı, herşeyi Atatürk var etmişti. Atatürk olmasaydı bizim babamız belli değildi. Mustafa Kemal'in tek adam olarak seçilmesi ile Halifeliğin kaldırılması , Türklerin İslam topraklarından yüzünü çevirmesi arasında bağ var mıydı? Türkiyenin çağdaş sanayiye geçebilmesi için yapılan her faaliyet; 'Atatürk' ile başlıyordu. Yani Atatürk gibi düşünmeyenler ortaçağ insanıydı. İslamcıyım diyenler kesinlikle kalkınma ve sanayileşme düşmanlarıydı. Bu imaj hala 'irtica' tehdidi olduğu gerekçesiyle postal ile dipçik ile başımızı ezen , bizi kıpırdayamaz durumda çağdaşlaştırdığına inanan 'Kutsal' ordumuzun yegane uğraşısı mıdır? Bilmiyorum. Kemalizm; Tanzimat ve Islahat fermanlarından bu yana gelişen Osmanlının modernleşmesi sürecinin kaba şablonu üzerinde 'yaratılmış' , kurumların sadece tabela ismini değiştirmekten başka bir şey yapmamış , paradoksal olarak düşmanını sürekli halkında gören bir ideoloji midir? Hiçkimse Atatürk Devrimleri denilen süreci 'Batılılaşma' sloganından başka bir bahane ile Anadolumuza kabul ettiremezdi. Anadolumuz hiçbir zaman sekülerleşmeyi kabul etmeyecekti. Anadolumuzun sekülerleşmesini meşru gösterecek tek etiket 'batılılaşmak' idi. Bu yol vaad edilerek yani Batılılaşmak söylemi kullanılarak Anadolu Halkı dini kimliğinden uzaklaştırılmıştır. 'Huzura sahip olmak' için batılılaşmanın gerekli olup olmamasını bir kenara bırakalım, batılılaşma ; sadece düşünceleri ile muhalif olan vatandaşlara yapılan kıyım ile insan kanı dökülerek Devrimler aracılığıyla ilan edilirken, peki Kemalist yönetim yöntemi, ülkemizi batılılaştırdı mı , yani 1923de Anadolu halkına verdiği vaadleri gerçekleştirdi mi? Ya da Türkiye ; tarihin en büyük kavram istismarlarına sahne olup kardeşin kardeşi kırdığı ve birliğinin devamlı parçalanmaya çalışıldığı bir Korku Devleti mi oldu ; 'İttihad ve Terakki grubunun müdahale etmediği' bir Osmanlı dönemini arar mı oldu? ASELSAN'daki mühendislerin şüpheli intiharları saatinde Kahraman Ordumuzun istihbaratı ' DERİN ' mi uyuyordu? Peki siyasal sonuç olarak, Türkiye'nin bugünkü durumunda, İslam Aleminin Mustafa Kemal Paşa kullanılarak parçalandığı tablosu okunuyor mu? Atatürk zamanında batılı metod , Anadolu halkının zihnen ve pratikte seküler ahlaka sahip olması için sanayi ve sosyal ilişkilerde uygulanıp ; üzerinde tartışılamaz kaide, değiştirilemez hedef olarak , tek yol olarak gösterildi , sonra batılılaşma; uygulamada ve zihniyette hiçbir zaman kültürel batılılaşmanın ötesine götürülmedi, hatta kültürel batılılaşma (özgür toplum ve demokrasi) süreci bile günümüze değin sık sık askeri darbelerle devamlı engellendi. Demekki demokrasi ve modernleşmeyi tekeline alan (çünkü muhtıraların üslubundan bunu anlıyorum) Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere Kemalistler ; batılılaşmak iddiasında samimi değildi ve başka hesapların içindeydiler. Mustafa Kemal'in, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunu kurması ; 'seküler' bir Türk kimliği oluşturmak , Anadolunun Ümmet sorumluluğunu kaybettirmek, Türk Kimliğini ve Müslüman Türk Tarihini Atatürkçü terminolojinin tekeline almak, nesillere İslamsız Türklük kimliğini başarıyla benimsettirmek amacını mı taşıyordu ? Bu pratik duruma en çok sevinenlerin İngiltere ve Yahudiler olduğu görülmelidir. Bana vatan haini şerefsiz diyenleri duyuyorum. Bu sözleri kalblerinden geçirenler bilmeli ki : Mustafa Kemal' e en büyük ihaneti yapanlar, Kemalizm'i kendi tekellerine aldıkları halde, Kemalizm'in net tanımını halka açıklamayıp provakasyonların önünü açanlardır. Provakasyon denilmişken değinelim : Sayın Genelkurmay Başkanımız , Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın eylemleri hakkında bir araştırma yaptırtabilecek 'şeffaflık' anlayışına sahip midir? 1980'li yıllarda Suriye'de örgütlenmiş kürt grubu KAWA 'ya Türk Silahlı Kuvvetleri ; operasyon düzenlerken Suriye devletini de kaale almadan Suriye topraklarında bu örgütü imha etti. Peki 'Bağımsız Kürdistan' isteyenler böylesi bir yaptırım altındayken PKK Ankara'da nasıl örgütlendi? En küçük kürt örgütlenmelerine bile müsaade etmeyen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ; Ankara'da Abdullah Öcalan'ın Pilot Necati ve Kesire Öcalan gibi MİT ve ÖHD ajanlarının korumasında yaşamasını sağlaması garip bir durum oluşturuyordu. Derin Devlet; 1970lerde Ankara'da , Abdullah Öcalan'ı 'Pilot Necati KAYA' ve Kesire Öcalan gibi Özel Harp Dairesi ajanlarıyla koruyordu. Bunu Öcalan bizzat kendisi söyler. PKK kurulduğunda, Derin Devlet; Türk Silahlı Kuvvetleri'ne Abdullah Öcalan'ı ölü yakalamama emri verdi. 1986 yılının gazetelerinde bu strateji yazar. Yıllar sonra da JİTEM yine onun yaşamasını gerekli gördü. Bu durumu Abdullah Öcalan 1996'da "Ben ölürsem PKK'yi kontrol etmeleri zorlaşır" diyerek yorumluyordu. Şimdi yine Derin Devlet; Abdullah Öcalan'ın İmralı'da yaşamasını sağlıyor. Devlet neyin garantisini Öcalan'da görmektedir? Yıllardır akan kandan PKK kadar PKK'ye yön veren stratejilerin kaynağı olan Derin Devlet de sorumlu değil midir? Bu ülkede Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın eylemleri niye araştırılamaz? Öte yandan bizim en verimli zamanımızda, beynimizle Dünyayı yorumlayabilecek ilkokul yıllarında bize ezberletilenler , gerçek bilgilerle karşılaştırıldığında hurafe değilse nedir? Kemalist yetiştirildik , ortaokulda azarlandık : "Muasır Medeniyetler seviyesi kim siz kim" dedi bazı öğretmenlerimiz... basmakalıp eğitimden geçirilince üretemeyen gençlik yine biz olduk... Kemalizmi anlamamakla suçlandık, istisnasız her on yılda kahraman ordumuz dipçikle bize vurdu , özgürlük ve sanayileşme teşebbüslerimiz provakasyonlarla engellendi kimimiz canlarından olduk ve daha neler... ve tüm bunlardan sonra benden 'Atatürkü sevme'm isteniyor. Özgür düşününce bana "Ya Tam Susturacağız Ya Kan Kusturacağız" deniyor...Gülüp geçiyorum. Oldukça ütopik bir kavram olan Kemalizm, eğer uygulanabilir bir sistem olsa idi bu kadar peşpeşe darbeler yapılarak ,siyasi tarih altüst edilmez ve bu kadar darbe planları halka uygulanmazdı. Yasadışı balyoz planlarından ziyade yetkilerini yasalardan alan 'yasal' balyoz planları yok mudur? Seksenyedi yıldır hala rejim, askerle dayatılıyorsa; demek ki halk Kemalizm'i istemiyor diyebilir miyiz ? ;/ Bugün Kemalizm adına beynimizin içine kadar hakimiyet kurma haklarını kendilerinde görenler ; Atatürk'ün hedef gösterdiği 'Muasır Medeniyetler Seviyesi'nin Avrupa Birliği Standartları olduğunu artık görmüyorlar mı? İnsan ve insanlık için değil de kimsenin tam tarifini yapamadığı 'Kemalizm' gibi muğlak bir kavram için hazırlanmış anayasa ile 28 yılımız geçti. Çağdaşlaşma adına Anadolumuzu mezbahaya çevirdiler. Biz dünyaya, darbe şartları olgunlaşsın öldürülelim de generallerimiz terfi etsin diye gelmişiz...
1924 Turk Devriminin , Arap Ulkeleri BAAS Partisinin , Kurdistan Isci Partisi (PKK) 'nin , kardes Islam milletleri adina , milletlerinin adiyla anti-Islami bir yapida pespese ve birbirlerine karsit olarak ortaya cikmalari ; Islam ummeti icin uzerinde inceleme yapilmasi gereken cok onemli bir seytani plandir. ( Bu dört bölümü bir bütün olarak inceleyiniz. Sevgiler. 4 Temmuz 2010) |
|
![]() |
|
|
dogan
Gönderilenler : 1697
Üyelik : 23 Eki 2008 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 05 Tem 2010 Saat 9:00am |
|
net de 2 senedir düzenleye düzenleye her yere astığın bu iletinin en son hali bu olmayacağına göre şimdilik bu haline yazayım
:) kürtçü, ümmetçi ve atatürk düşmanı bi kafanın ürünü olan bu yazıda eleştirilecek o kadar çok iddia varki vakit harcamaya değermi oda ayrı bi konu ama kısaca yazayım türk düşmanısın çokmu kısa oldu hehe bu bile çok sana |
|
|
▲▼▲▼
|
|
![]() |
|
|
BAAL
Gönderilenler : 55
Üyelik : 15 Haz 2010 Konum : sandalye Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 05 Tem 2010 Saat 7:07pm |
|
yahu bu kadar uzun yazmasanız, belkide okurdum. |
|
![]() |
|
|
kızılbörü
Gönderilenler : 65
Üyelik : 17 Mar 2010 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 06 Tem 2010 Saat 9:58pm |
|
Kim bu sik kafalı Kıro yaw..
|
|
|
DİN;TANRIYI YANLIŞ ANLAMAKTIR
|
|
![]() |
|
|
dogan
Gönderilenler : 1697
Üyelik : 23 Eki 2008 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 08 Tem 2010 Saat 11:22am |
|
bu kim bilmem
de çok olmaya başladılar |
|
|
▲▼▲▼
|
|
![]() |
|
|
REHA
|
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 27 Tem 2010 Saat 10:42am |
|
sevgili dogan , avatarından ve tepkilerinden edindiğim izlenimle soruyorum , sen Nihal ATSIZcı mısın, yani 'Buduncu Gelecek'çi misin? |
|
![]() |
|
|
dogan
Gönderilenler : 1697
Üyelik : 23 Eki 2008 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 30 Tem 2010 Saat 6:04am |
|
sevgili REHA dost
ben hiç bir kimsenin ardı sıra gitmeyecek kadar öndeyim hiç bir fikrinde -CI -Cİ -CÜ'sü değilim avatarım ise %100 bana ait kendi çizim ve eserimdir ortadaki "T" görünümlü olan adım ve logomdur logomun altındaki 4 adet üçgen tüm eserlerimde varolan imzamdır logomun etrafındaki 4 köşesinde ise 4 adet ÖK-ÜK TÜR-ÜKçe ile "TENGRİ TÜRÜKÜ OKURSUN" yani "TANRI TÜRKÜ KORUSUN" yazdım sevgiler |
|
|
▲▼▲▼
|
|
![]() |
|
| Yanıt Yaz |
| Forum Atla | Forum İzinleri ![]() Açık Foruma Yeni Konu Gönderme Açık Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Açık Forumda Anketlerde Oy Kullanma |
